Kartal mitinginde yükselen çığlık: “HDP halktır halk burada”

19.01.2023 - 09:02
Çağla Oflas
Haberi paylaş

15 Ocak Emek ve Özgürlük İttifakı tarafından Kartal’da düzenlenen mitinge gelen binlerce emekçi, AKP, MHP koalisyonunun baskılarına, muhalefetin sokak korkusuna rağmen sokakları doldurmaya, mücadeleye hazır olduğunu gösterdi.   

HDP kitlesinin coşkusu ve umudu alana damgasını vurdu. 

Yukarıdaki slogan HDP kitlesi tarafından en sık atılan slogandı. Alanı dolduran en kitlesel topluluğu oluşturan Kürt halkı, slogandan da öte, somut bir biçimde iradesine sahip çıktı. Başta genel başkanları Selahattin Demirtaş olmak üzere milletvekilleri tutuklanıp hapse atılmış, seçilmiş belediyelerine kayyum atanmış, parti binaları her türlü saldıra maruz kalmış, hazine kaynakları bloke edilmiş,  hakkında kapatma davası açılmış olmasına rağmen Kürtler; demokrasinin en temel kuralı seçme, seçilme hakkına ve kendi kendini yönetme iradesine sahip çıkmaya gelmişti. 

Seçim ortamına müdahale

AKP-MHP koalisyonu, milyonlarca emekçiyi bile bile yoksullaştırıp, bütün kaynakları sermayeye ve savaşa aktarmakta. HDP’li belediyelere atanan kayyumlardan sonra, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması, sansür yasasının çıkarılması, DBP’li yöneticilerin tutuklanması, TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklu yargılanması, TTB Merkez Yönetim Kurulu hakkında “örgüt üyeliği”nden dava açılması, siyasal alanı daraltan tüm bu hamleler; aynı zamanda demokratik seçim ortamını ortadan kaldırmayı hedeflemekte. 

Burjuva ana muhalefeti  6’lı Masa ise Türk Tipi Başkanlık Sistemine son verme iddiasını taşıyor.  “Güçlendirilmiş parlamenter sistem”in yeni dönemin ihtiyaçlarına yanıt verecek demokratik bir adım olduğunu iddia eden 6’lı masa, HDP’ye yönelik baskılar artarken ıslık çalmayı tercih etmekte. Millet ittifakı’nın oluşturan CHP ve İP, göçmenlere, Kürtlere düşman, Saadet Partisi İstanbul Sözleşmesine, LGBTİ artıların haklarına karşı. Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması karşısında “milletin iradesi” propagandası yaparken, 6 milyon seçmeni olan HDP’ye yönelik saldırılar karşısında HDP ile dayanışma göstermekten imtina ediyor. Ekrem İmamoğlu tarafından çağrısı yapılan Saraçhane mitinginde Tanju Özcan gibi göçmen düşmanı bir ırkçı kitleye alkışlatılırken, onlarca belediyesine kayyum atanmış HDP’li belediye başkanlarının adı bile zikredilmedi.  Belli ki, 6’lı Masa sınırlı bir demokrasi istiyor. Sınırlı demokrasi, demokrasi değildir. 

İnsanlar mücadele etmeye hazır

Oysa tam tersine iktidarın demokratik alanlara yaptığı her saldırıda milyonlarca emekçi mücadele etmeye hazır olduğunu gösterdi. 2017’de Kılıçdaroğlu’nun  “Hak, hukuk, adalet” diye başlattığı yürüyüş KHK’lı işten atılanından HDP’lisine, gazetecisinden işçilere, hakları için mücadele eden her kesimden binlerce  emekçinin katılımıyla gerçekleşmişti. Canan Kaftancıoğlu’nu kamusal haklarından muaf bırakan yargı müdahalesi karşısında da binlerce emekçi Maltepe’deki meydanı doldurmuştu. Maltepe’de yapılan mitinge gazetemiz Sosyalist İşçi ile katıldık. Gazetenin kapağında, hapiste olan Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala ile Canan Kaftancıoğlu’nun fotoğrafları yan yana duruyordu ve hepsi için özgürlük istiyorduk. O gün elimizdeki gazetelerin tamamına yakını mitinge gelen emekçiler tarafından alındı. Kartal mitinginde de kapağında “HDP kapatılamaz” yazan gazetemiz aynı şekilde ilgi gördü. Bu mitingler işçi sınıfı ve ezilen tüm kesimlerin sınırlı değil, tam demokrasi istediğini gösteriyor.

Dışarıda militarizm içeride baskı

AKP-MHP Koalisyonu Suriye ve Kuzey Irak bölgesine sürekli müdahale ederken, içerde HDP’ye yönelik baskıları arttırmakta, muhalefetteki burjuva ittifakına HDP üzerinden basınç kurmakta. İktidarın HDP basıncı bizzat 6’lı masanın ikinci büyük partisi İP tarafından yapılırken, masanın en büyük partisi CHP, HDP ile dayanışma konusunda sinik bir pozisyon tutuyor. Oysa seçimler bazında bile Kürtlerin desteğini alamayan bir ittifakın kazanma şansı yok.  

Bilindiği gibi HDP, “Cumhurbaşkanı adayı çıkartabiliriz” çıkışı yaptı. Ardından burjuva muhalefetin dışında kalan emek ve özgürlük ittifakı içinde de yer alan solun bir kesimi  “6’lı masa adayını desteklemeliyiz” dedi. Oysa Kartal mitinginde alanı dolduranların ezici çoğunluğunu Kürtler oluşturduğu gibi, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da ezici çoğunluğu Kürtlerden oluşmakta. Ezici çoğunluğu Kürtler’den oluşan bir ittifakta yer alıp, HDP’ye “kendi adayını çıkarma” türünden bir yaklaşımı sol milliyetçilikle açıklamak bir yana, her iki burjuva kampın dışında üçüncü bir cephe olarak kendini tarif eden Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da siyasal özgürlükleri korunması noktasında sınırları olduğu ortada.   

Oysa milyonlarca işçi ve ezilen kesimler açısından AKP-MHP koalisyonunun yenilmesi; Türk Tipi Başkanlık rejiminin yıkılıp, yıkılmaması açısından değil, siyasal alanların genişletilmesi, özgürlüklerin kazanılması açısından da son derece önemlidir. Sermayenin hemen her yerde demokrasiyi rafa kaldırdığı, siyasal, ekonomik ve jeopolitik olmak üzere çoklu kriz yaşandığın koşullarda siyasal özgürlükler burjuvaziye bırakılmayacak kadar önemli. Nitekim, milyonlar kapitalizme karşı mücadele ederken, Trump’ın yenilgisi başta olmak üzere, Şili’de, Brezilya’da, Kolombiya’da grevlerden ve milyonluk gösterilerden oluşan ve otoriter rejimleri yenen kitlesel eylemler gerçekleşti. 

Bu nedenle bizim hem seçimleri kazanmak için, hem de seçim sonrasındaki olası iktidara karşı özgürlüklerimizden taviz vermemek için; “krizin faturasını patronlar ödesin” diyen, Kürt halkıyla, göçmenlerle her koşulda dayanışan, tam demokrasiyi savunan bir mücadele hattına ve siyasal bir odağa ihtiyacımız var. Sosyalistler tam da bu nedenle sandıkta HDP’yi desteklerken, sokakta mücadeleye, sokakta antikapitalist bir alternatifi inşa etmeye çağırıyorlar. Kartal mitingi bunun ne kadar gerekeli ve mümkün olduğunu bir kez daha gösterdi. 

Çağla Oflas

 

Bültene kayıt ol