Yahudi Mezarlığı’na saldırı çocuk işi mi?

19.07.2022 - 16:09
Atilla Aytemur
Haberi paylaş

Müslüman mezarlığından korkuyla karışık saygı içinde geçen, besmele çekip fatiha okuyan çocuklar, nasıl oluyor da başka inançlara sahip bu ülke insanlarının mezarlarını saatlerce uğraşarak, böylesine bir vandallıkla tahrip edebiliyorlar? Bu yüzden büyüklerinden ve devletten bir cezalandırmayla karşı karşıya kalmayacaklarını düşünmeleri nasıl bir şey?

Kurban Bayramı’nın bitiminde, 13 Temmuz Çarşamba günü Beyoğlu Hasköy’de bulunan Yahudi Mezarlığı ciddi bir saldırıya uğradı.

Olayı Türkiye Hahambaşılığı Vakfı kanıtlarıyla birlikte duyurdu ve sorumluların yakalanmasını istedi.

İstanbul Valiliği’nin yaptığı açıklamaya göre, Yahudi vatandaşlarımıza ait 36 mezarın 81 mezar taşı kırılmıştı.

Aynı açıklamaya göre kamera kontrolleri sonucunda, olayın faillerinin o bölgede ikamet eden, yaşları 11-13 arasında değişen beş çocuk olduğu tespit edilmişti.,

Tespit edilen çocuklar emniyet güçlerince yakalanıyor. Yaşları 12’den küçük olan üçü doğrudan ailelerine teslim ediliyor. Diğer ikisi ise adli kurumlara sevk ediliyor ve ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılıyor.

Türkiye Yahudi toplumu, ölülerinin rahatsız edilmesinden, kutsal mekânlarının tahrip edilmesinden dolayı çok rahatsızlık duydu ve bunu devletin ilgili kurum ve yöneticilerine yansıttı. Yahudi toplumu tabii ki konunun araştırılmasını istiyor.

İktidar temsilcileri, bazı devlet kurumlarının yöneticileri, siyasi parti temsilcileri tabii ki saldırıyı kınadılar; birbirinin inancına ve kutsallarına saygıyı öne çıkardılar ve birlikte barış içinde yaşamanın önemine dikkat çektiler.

Bu anlık duyarlılıkların hepsi iyi, güzel de…

Müslüman mezarlığından korkuyla karışık saygı içinde geçen, besmele çekip fatiha okuyan çocuklar, nasıl oluyor da başka inançlara sahip bu ülke insanlarının mezarlarını saatlerce uğraşarak, böylesine bir vandallıkla tahrip edebiliyorlar?

Bu yüzden büyüklerinden ve devletten bir cezalandırmayla karşı karşıya kalmayacaklarını düşünmeleri nasıl bir şey?

Bütün bunlarda bir gariplik yok mu?

Bu saldırı, süratle üzerine gidip, arka plandaki teşvikçi, kışkırtıcı ve yönlendiricilerin açığa çıkartılmasını gerektiren, ülke adına çok vahim bir olay. Kınamayla, ‘Efendim, çocuklar yapmış’la, ya da hemen yeni mezar taşları yaptırıp, yerine koymakla geçiştirilecek bir olay değil.  

Kimse kusura bakmasın, ama toplumumuzda farklı olana karşı ciddi boyutta bir nefret duygusu derinden derine gelişiyor. Bunun dayandığı hiç de küçümsenmeyecek tarihi temeller olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Dirilerine de ölülerine de saygı duyulmayan, çeşitli bahanelerle aşağılanan, ötekileştirilen, saldırıya uğrayan, ya da hiç yokmuş gibi davranılan kesimleri saymaya başlasam, kaça ulaşır  varın siz hesap edin.

Beğenmediklerini mezara koydurmamak, istemediklerini mezardan çıkarıp attırmak, taşıyla toprağıyla mezarlıkları tahrip etmek, ibadethanelere ve evlere imalı işaretler koymak, ne ararsanız var. Yokmuş gibi davranılmasın. Dış düşman iç düşman, o düşman bu düşman, eski düşman yeni düşman, diye diye ülke bu noktaya geldi.

Faşizan bir milliyetçilik, olmadık mevzular etrafında adım adım gelişiyor. Ötekileştirici davranışlar, oy endişesiyle görmezden geliniyor.

İnançları, etnik kimlikleri, mezhepleri, ideolojileri, cinsiyet kimlikleri, vb farklı olanlara bu topraklarda eşit koşullarda yaşama hakkı ve huzur tanınmazsa, bu iradi olarak ülkeyi karanlığa sürüklemek anlamına gelir. 

İktidar da muhalefet de bunu görmelidir. 

Nitekim, olay üzerine HDP’nin Ermeni milletvekili Garo Paylan, Cumhurbaşkanı Vekili Fuat Oktay’a şu önemli soruları sordu:

*Hasköy Yahudi Mezarlığına düzenlenen nefret saldırısı, nefret kültürünün bir sonucu değil midir?

*Yahudi ve Hıristiyanlara karşı işlenen nefret suçlarını durdurmak için ne yapacaksınız?

*Nefret siyasetinin nefret suçlarına yol açtığının farkında değil misiniz?

*Azınlıklara karşı işlenen nefret suçlarına neden olan nefret söylemlerini durdurmak için ne yapacaksınız? 

İktidar, bu sorulara yanıt vermeli ve Yahudi mezarlığına yapılan saldırıyı teşvik ve organize edenleri süratle tespit edip, oyalanmadan yargı önüne çıkarmalıdır.

Atilla Aytemur

(Serbestiyet)

Bültene kayıt ol