Onlar bir avuç biz milyarlarız/İklim krizini durduracağız!

02.04.2020 - 17:07
Şenol Karakaş
Haberi paylaş

Küresel olan sadece virüs Covid-19 salgını değil. Öfke de küresel. 2019 yılında dünyanın tüm kıtalarında ezilenler ayaktaydı. Birbirine ilham veren mücadeleler küresel bir intifada halini almıştı. Hong Kong, ABD, İtalya, Şili, Irak, İran, Cezayir, Sudan, Hindistan, Güney Kore, Fransa… Eylem olmayan ülke hemen hemen yok gibiydi. Bunlar, kayıt altına alınıp geçilecek eylemler de değildi üstelik. Dur durak bilmeyen, birbirinden öğrenen ve belli başlı somut sorunlar etrafında kitlelerin harekete geçtiği eylemlerdi. 

Kadınlar-işçiler-iklim aktivistlerinin küresel hareketi

Uzay gemisiyle kovalamaca sahnelerinin çekildiği gişe filmlerinden biliriz, tünelin çıkışı kapanmak üzeredir ve kahramanlarımız kıl payıyla kurtulurlar. Küresel intifada da böyle bir gerilimin üzerinde yükseliyor. Kapitalizm, kendi çalışma prensiplerinin yarattığı sorunlarla bildiğimiz yaşamın sonunu getiriyor. Büyük kitleler bilim kurgu filmlerindeki tünel kapanmadan çıkmaya çalışanlar gibi kahramanca ileri atılıyor.

Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre 2017 yılında dünyada 87,000 kadın cinayeti işlendi. 2018 ve 2019 yıllarında kadınlar daha az şiddete maruz kalmadılar. Bu yüzden kadınlar ayakta ve bu yüzden kadın özgürlüğü için milyonlarca kadın eylemler yapıyor. 

Yine 2018 Birleşmiş Milletler raporuna göre 53 ülkede 113 milyon insan akut açlık çekiyor. 2018 yılı araştırmalarına göre 42 kişi dünyada 3,6 milyar insanın sahip olduğu kadar servete sahip. Başka bir deyişle bu 42 kişi, en fakir on ülkenin toplamının 77 katı servete sahip. 

Bu yüzden Irak’tan Şili’ye kadar milyonlarca emekçi sokaklara çıkıyor ve Hindistan’da 250 milyon kişinin katıldığı genel grev yaşanıyor.

Salgın sadece geçici bir ara

Covid-19 salgını şimdilik bu grev dalgasını, patlamalar halindeki mücadeleleri durdurmuş gibi. Fakat salgın sadece sokakta kitlesel mücadeleleri üstelik sadece şimdilik engelleyebildi. Bu mücadelelere neden olan öfke salgının her bir gününde, tüm dünyada büyüyor. Başlangıçta, korku, paranoya hakim olsa da giderek isyan duygusu hakim olmaya başlayacak. Alınması gerek tedbirleri almayan, ya da zamanında bu tedbirleri almayarak insanların hayatıyla kumar oynayan, yaşlılara yönelik nefret dalgasının büyümesine zemin yaratan, salgın günlerinde bile yoksulları değil büyük şirketleri düşünen, onları kollayan otoriter liderler, sağ siyasal iktidarlar ya da Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duerte gibi tipler (bu sonuncusu karantina koşullarına uymayanları vurun yetkisi verdiğini anlatıyordu böbürlenerek) yoksulların öfkesinin geometrik bir şekilde artmasına neden oluyor. Hiçbir zaman unutmayacağız, Trump, “100 ila 200 bin arasında insan ölürse iyi iş çıkarmış sayılırız” dedi. Covid-19, egemen sınıflara, onun otoriter-sağ temsilcilerine, işçi sınıfını hor görmek, yoksulların yaşamını hiçe saymak için silaha dönüşmüş durumda.

Ya gezegen ya kapitalizm

Üstelik, kitlesel eylemlerin somut bir konusu daha vardı geçtiğimiz yıllar ve aylarda: İklim krizi. 20-27 Eylül 2019 haftasında tüm kıtalarda binlerce şehirde yaklaşık 7 milyon kişi iklim krizini durdurmak için sokaklara çıktı. İklim krizi kendiliğinden oluşmadı. Doğal bir süreç değil yalancıların iddia ettiği gibi. İklim krizi bütünüyle kapitalizmin ürünü. 

Covid-19 salgını, sadece iklim krizinin yarattığı felaketlerden etkilenmekle kalmıyor. Bu salgını atlatsak bile, iklim krizinden kaynaklı çok büyük belalarla karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz. Bu gerçeği, artık milyarlarca insan biliyor. İklim krizini durdurmak için Greta Thunberg ve arkadaşlarının başlattığı ve dünyanın tüm yoksullarının yavaş yavaş dahil olduğu, 20-27 Eylül’de zirve noktalarına ulaşan etkinlikler gerçekleşti. Bu hareket kapitalizmi, bu üretim tarzının neden olduğu felaketleri ve kapitalizmin zirvesindeki dev fosil yakıt şirketlerini, askeri-sanayi komplekslerin patronlarını teker teker teşhir ediyor.

Bu teşhire aralıksız bir şekilde devam etmeliyiz. Gelecek İçin Cumalar, Yokoluş İsyanı, Sıfır Gelecek, Antikapitalistler gibi kampanyalar Türkiye’de ve dünyada hem bu teşhiri yapıyor hem de işçi sınıfının hareketin belirleyici bir parçası olması için, kazanacak mücadele yöntemlerinin harekete yön göstermesi için tartışıyor ve eylemler örgütlüyorlar. Çok önceden planlanan ama salgın nedeniyle dijital bir eyleme dönüştürülen 3 Nisan grevi de aynı anda böyle bir teşhir kampanyası olacak.

Aralıksız teşhir etmek zorunda olduğumuz nokta, şirketlerin iklim krizinin sorumlusu olarak gezegeni üzerinde yaşayan tüm canlılarla birlikte yok etmekten suçlu olduğudur.

Şirketlerin insanlık suçları

Bankalar, gezegenin sorunlarının değil fosil yakıt şirketlerinin sorunlarını çözmenin aracıdır. İklimhaber.org sitesinde 2015’ten bu yana bankaların fosil yakıtlara 2,7 trilyon dolar finansman sağladığı bilgisi yer alıyor.

Murat Türkeş ise verdiği bir röportajda Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) yayımladığı Salım Açıkları Raporu (UNEP, 2019)’nun bilimsel uyarılar ve politik yükümlülüklere karşın Dünya ülkelerinin gerekeni yapmadığını ve sera gazı salımlarının artmayı sürdürdüğünü söylüyor. Murat Türkeş aynı raporun dünya ülkelerine, Paris Antlaşması ile yol alınabilmesi için, sera gazı salımlarını 2020-2030 döneminde 1,5°C hedefi için her yıl yüzde 7,6 oranında, 2°C hedefi içinse yüzde 2,7 oranında azaltmaları gerektiğini açıkça söylediğini ifade ediyor.

Oysa bankalar petrol şirketlerini, silah şirketlerini, kömür şirketlerini, havayolu şirketlerini desteklemekte, hükümetler de bu şirketlerin komitesi gibi kararlar almaktadır.

Kitleler bu yüzden kapitalizmin freni patlayan kamyon gibi yokuş aşağıya gittiğini net bir şekilde küresel ölçekte kavramış durumda. Kapitalizmden kurtulmadan canlı yaşamını korumanın imkânı yok. Karşımızda, reforme edilebilecek bir sistem yok! Karşımızda bir kara delik gibi tüm yaşamı soğurup kendi içine çöken bir sistem var. Bir yandan 3 Nisan’da dijital eyleme katılacağız, hep birlikte milyonlarca insanın bu eyleme katıldığını göreceğiz ve bu hareketin bir parçası olmaya çalışacağız. Öte yandan salgın sonrasının antikapitalist mücadelesine hazırlanmaya devam edeceğiz!

Şenol Karakaş

[email protected]

(Sosyalist İşçi)

Bültene kayıt ol