Faruk Sevim

Faruk Sevim son yazıları

Faruk Sevim tüm yazıları

22.08.2019 - 10:02

Ak Parti hükümeti istedi, Türk-iş yönetimi sattı

Ak Parti hükümeti ve Türk-İş yöneticileri, Kurban Bayramı tatilinde, 200 bin kamu işçisini doğrudan ilgilendiren, ama gerçekte 500 bin kamu işçisinin beklediği TİS’i imzaladılar.

İmzalanan TİS’e göre 200 bin kamu işçisinin ücretlerine, 2019 yılı için ilk altı ay yüzde 8, ikinci altı ay yüzde 4, 2020 yılı için de yüzde 3+3 zam yapılacak. Brüt 3 bin 500 TL’nin altında ücret alan işçilere seyyanen (Brüt 3 bin 500 TL’yi aşmayacak biçimde) 150 TL zam yapılacak.

Taşerondan kadroya geçirilen 300 bin kamu işçisi ise ancak 2020 yılının ikinci yarısındaki yüzde 3’lük zamdan yararlanabilecek!

Türk-İş yönetimi krizin yükünü emekçinin sırtına yükledi

Toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan önce Türk-İş, en düşük ücretin 3 bin 500 liraya yükseltilmesini, tüm kamu işçilerine seyyanen brüt 300 lira zam, ilk altı ay yüzde 15, ikinci, üçüncü ve dördüncü altı aylarda enflasyon artı yüzde 3 zam talep etmişti. Türk-İş’in altına imza attığı oranlar, talep ettiğinin yarısına denk geliyor. Bu emekçileri açıkça yoksullaştırmak, kriz karşısında ezmektir. 

TÜİK, 12 aylık ortalama enflasyon oranını yüzde 20 olarak ilan etti. Emekçilerin yaşadığı gerçek enflasyon oranı bunun çok üzerinde. Daha bu hafta elektriğe yüzde 45, doğal gaza yüzde 35 zam geldi. Yüzde 8’lik bir zammın bu yoksullaşmayı telafi etmesi mümkün değil.

Kamu işçisine dayatılan düşük zamlı sözleşme, yakında memurlara da düşük zam dayatılacağının göstergesidir. Ak Parti hükümeti bir kez daha göstermiştir ki krizin ve enflasyonun yükünü emekçilerin sırtına yıkma noktasında kararlıdır. Türk-İş yönetimi bu politikasında Ak Partiye payanda olmuştur.

TİS süreci boyunca açıkça görülmüştür ki, sendikacılar, işçilerin haklarını her platformda savunmak için seçilmiş işçi önderleri olmaktan uzaktır. Bu sendikacılar, siyasal olduğu kadar yaşam tarzlarıyla da işçilerden tamamen kopmuş sendika bürokratları olarak hareket etmektedirler.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay hemen istifa etmelidir

Sözleşme sürecindeki önemli bir gelişme de, Türk-İş Başkanının sözleşmeyi niçin böylesine düşük bir zam oranı ile imzaladığını açıkça söylemesi oldu. Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, açık kalan mikrofondan duyulacak şekilde, yanındaki Çalışma Bakanına “uzasa iş karışacaktı,  böyle kapattık iyi oldu' itirafında bulundu.

Bu itiraf sendika bürokrasisinin, tabanına verdiği söze rağmen, bütün bir işçi sınıfını nasıl sattığını çok iyi gösteriyor. İşçinin alınterini, emeğini, çocuklarının geleceğini satan Türk-İş Başkanı bu koltukta bir gün dahi oturmamalıdır.

Türk-İş üyesi işçiler ve sendikalar sözleşmeden rahatsız

Türk-İş üyesi işçiler imzalanan sözleşmeden memnuniyetsizliklerini sosyal medyadan açıkça dile getiriyorlar. Eski sözleşme süreçlerinde “Buna da şükür” diyen işçiler olurdu. Ama bu sözleşme hiçbir işçiyi tatmin etmedi. Türk-İş üyesi işçiler sözleşmenin nasıl bu şekilde düşük ücret zammı ile imzalandığının hesabını sormaya başladılar. Bunun için çeşitli düzeylerde tartışmalar başlattılar. Bayramdan sonra çok sayıda işçi, işyeri temsilcilerine, sendika yönetimlerine hesap soracak, sözleşmenin yırtılıp atılması için baskı yapacak.

Türk-İş'e bağlı Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Başkanı Hakan Yeşil, "Talep ettiğimiz ücreti alamadık. Çerçeve anlaşması pazarlık gücümüzü zayıflattı" diye konuştu.

Türk-İş üyesi Tek Gıda-İş'in Genel Başkanı Mustafa Türkel ise "Türk-İş'in eli bu dönemde çok güçlüydü. Bir taraftan hayat pahalılığı, bir taraftan işsizlik almış başını giderken, diğer taraftan da hükümetin içinde bulunduğu oy kaybı, Türk-İş için bir avantaj olmalıydı. Türk-İş Başkanı, koltuğunda oturabilmek için AKP’ye diyet ödedi. Ergün Atalay ve Türk-İş yönetimi derhal istifa etmelidir. İşçilerin önünü açmalıdır” değerlendirmesine yaptı.

Türk-İş'e bağlı Harb-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak şunları söyledi: "Türk-İş kamuda çalışan ve TİS kapsamında olan yaklaşık 200 bin işçi adına hükümetle anlaşarak yine yapacağını yapmıştır. Vergi diliminin yüzde 15’te sabit tutulma vaatleri, reel anlamda ücretleri enflasyona ezdirmeme sözleri tutulmamış, hatta bugüne kadar kazanılmış haklar geriye götürülmüştür. Varılan anlaşma işçi sınıfına hakaret ve saygısızlıktır.”

Ak Parti’nin işçi düşmanı-patron dostu yüzü bir kez daha açığa çıktı

Bu toplu sözleşme, hükümetin de, işçilerin talebini görmezden gelen, kirli pazarlık yöntemleri kullanan, işçi düşmanı, patron dostu yanını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ak Parti hükümeti sürekli grev yasaklamaları ile işçi sınıfının en doğal hakkı olan toplu pazarlık hakkını fiilen kullanılamaz hale getirmiştir. Şimdi üstüne bir de, sendika bürokratlarını etki altına alıp, düşük zam oranlarına imza attırması bardağı taşıran damladır. Ak Parti hükümeti kendi emrindeki TÜİK tarafından, yıl ortalaması yüzde 20 olarak açıklanan enflasyona rağmen, işçilere yüzde 8 zam vererek, krizin yükünü işçi sınıfının sırtına yüklemektedir. İşçi sınıfı bu kadar haksızlığın hesabını Ak Parti’den de, sendika bürokratlarından da sormalıdır. 

Çare: Birleşik işçi mücadelesi

Hükümetin yüzde 7’lik önerisini kabul etmeyen Türk-İş, nasıl olmuştur da yüzde 8’lik öneriyi kabul edebilmiştir? Türk-İş yüzde 15’lik zam teklifinden bu kadar geri nasıl çekilmiştir? Çünkü Türk-İş, kendi üyelerinin eylemlerinden, kararlılığından çekinmiştir. Enflasyon altında ezilen işçilerin sert mücadelesinden korkmuştur.

Krizin başlangıcından beri bizler “yeni türden birleşik işçi cephesi”nin inşasının ne kadar önemli olduğu ifade etmekteyiz. Türk-İş yönetiminin işçileri satan bu tavrı, önerimizin doğruluğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu cephe aşağıdan, sendikaların tabanından örülmelidir. Yoksa bir yılda yarı yarıya fakirleşme yaşayan işçilerin sözcülüğünü yapan sendika başkanları, hareketi satmaya devam edeceklerdir.

Faruk Sevim

[email protected]

(Sosyalist İşçi) 

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol