Mültecilerin bayram seyahatleri: Marksist bir analiz

28.08.2018 - 01:16
Ozan Tekin
Haberi paylaş

Konuyu ilk kez 24 Haziran seçim kampanyası sırasında Muharrem İnce dile getirmişti. Bayramda memleketine giden Suriyelilerin arkasından sınır kapısını kapatacağını söylüyordu. Kurban bayramının yaklaşmasıyla birlikte mesele bu kez İsmail Saymaz’ın aklına geldi. Solcu geçinen ulusalcı gazeteci, Twitter’da mültecilerin bayramda memleketlerine gidip gelmelerini anlayamadığını yazdı.

İlk olarak söylemek gerekir ki, 19 Ağustos itibariyle bayram için ülkesine dönen Suriyelilerin sayısı 47 bin idi. Bir başka deyişle, yaygarası kopartılan durum, tüm Suriyelilerin yüzde 2’si için bile geçerli değil.

Bunun yanı sıra, “Nasıl gidiyorlar anlamıyorum?” diye soranlara, Twitter’daki bir dostumuzun yazdığı gibi “Otobüsle gidip geliyorlar neyini anlamadınız ya?” denilebilir.

Fakat iddia şu: Mülteci olmak bir ülkede yaşanacak koşullar kalmadığı için başka yere göç etmektir. Dolayısıyla geri dönebilen biri mülteci değildir. Yani bayramda evine gidip gelebilen Suriyelilerin, Türkiye’de ne işleri var?

Bu sorunun temelini, burjuva devletlerin kanlı savaşları sonucu çizilmiş sınırları hayatta korunması gereken yegane şey olarak gören bir zihin dünyası oluşturuyor.

Ve bu sorunun arkasında açık bir Türk milliyetçiliği var. Çünkü çok fazla sayıda Suriyelinin Türkiye’ye gelmesinden “kaygı” duyan bir soru bu. Ancak Türkiye’nin her yerden daha güzel olduğunu düşünen, Türklerin Araplardan üstün olduğunu düşünen biri bunu sorabilir. Bunlara, Yunanistan’daki mülteci kamplarında Türkiye’ye sınır dışı edilmeleri gündeme geldiğinde “No Turkey” (Türkiye’ye hayır) diye eylem yapan Suriyelilerin, Türkiye’ye pek de bayılmadıkları anlatılabilir.

İkincisi, yalnızca bayram ve Suriyeliler bağlamında değil, eşitlik ve özgürlükten yana olan herkes için dünya üzerindeki tüm insanlar, dünyanın her köşesine dilediğince gidebilmeli. Sınırlar, egemenler tarafından oluşturulmuş hayali çizgilerdir ve farklı uluslardan işçileri bölüp aralarına düşmanlık tohumları ekerler. Enternasyonalizm ise sınır tanımaz. Dolayısıyla “Biz istediğimiz gibi ABD’ye girip çıkabiliyor muyuz?” sorusu haklı değil. ABD’de de biz oraya istediğimiz gibi girip çıkabilelim diye mücadele edenler var.

Üçüncüsü, Suriyeliler genellikle ülkelerine tatil yapmaya gitmiyorlar. Bayramlarda oluşan vakit boşluğu ve zaman zaman yaşanan ateşkeslerden faydalanarak öldürülen akrabalarının, arkadaşlarının mezarlarını ziyaret etmeye, yıkılan evlerinin ve hayatlarının arasında anılarını yad etmeye gidiyorlar. Yani “Bayramda Suriyeliler nasıl gidip geliyor?” sorusunu soranların, en temel insani değerlerle dahi bağları kopmuş durumda.

Eski BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler Sözcüsü, şu an İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı olan Metin Çorabatır’a göre, Almanya ülkesine giden mültecileri geri almadığında uluslararası hukuku ihlal etti. Çünkü mültecilerin gönüllü geri dönüşü için önce bir şekilde gidip dönecekleri yeri görmeleri ve ikna olmaları gerekiyor. Üstelik, bu konuda örnek olarak gösterilen AB ülkeleri, yıllardır mültecilerin karşısına duvarlar ve çitler çekip çeşitli hukuksuzluklara imza atıyorlar.

AKP’nin mülteci politikasına gerçek bir eleştiri getirmenin önünü, İnce ve Saymaz gibilerin ırkçılığı tıkıyor. Mültecilerle gerçek bir kardeşliği inşa etmeden, Türkiye işçi sınıfı kendi kurtuluşunu sağlayamaz.

Sınırlar, ırkçılık ve elitizm onların olsun. Biz Araplardan ve tüm göçmenlerden yanayız. Onların bizle eşit haklara sahip olması için mücadeleyi büyüteceğiz.

Ozan Tekin

[email protected]

Bültene kayıt ol