Kadınlar artık susmayacak!

13.11.2018 - 07:18

Ünlü şarkıcı Sıla, sevgilisi Ahmet Kural tarafından uğradığı şiddet karşısında susmadı. 6284 Sayılı Kanun'un (Ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetin engellenmesi) verdiği hakkı kullanarak koruma kararı aldırdı. "Bana uygulanan korkunç şiddet karşısında dilsiz kalmamayı seçiyorum" açıklaması yaptı.

Her şeyden önce kadınların uğradığı taciz ve şiddetten sorumlu tutulduğu, en hafifinden “kurban” muamelesi gördüğü cinsiyetçi atmosferde kadınların maruz kaldıkları taciz ve şiddeti açıklamaları büyük bir cesaret ister. Sıla’nın bir kadın olarak yaşadığı şiddeti açıklaması, şiddete karşı mücadele etmesi bu nedenle çok kıymetli.  Üstelik, açıklamanın ardından sosyal medyada yağmur gibi Sıla’yla dayanışma mesajlarının yağması, erkeklerin kadınlara yönelik işledikleri suçlardan artık kolayca sıyrılamayacağını gösterdi. Nitekim Yapı Kredi Bankası’nın Ahmet Kural ile yaptığın reklam sözleşmesini iptal etmesi önemli bir kazanım oldu.

Sıla gerçeği teşhir etme cesaretini aylardır  OHAL koşullarında bile ayrımcılığa, tacize ve şiddete karşı mücadele eden, sokaklara dökülen kadın hareketinden de aldı. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kadınlar, hakları için sokaklara dökülmekteler. ABD’de sinema sektöründe çalışan kadınların yaşadıkları tacizi ifşa ettikleri “me too” hareketi tüm dünyaya çığ gibi yayıldı.  “Me too” hareketi iş yerlerinde ayrımcılığa uğrayan kadınlarla dayanışmanın yolunu açtı. Kuşkusuz gücünü hareketten alan Sıla’nın tutumu da harekete güç verecek. Kadınlar her yerde hayatları ve hakları için mücadelelerinde çok daha cüretkar olacaklar.

Kadınlar şiddete cevabı 25 Kasım'da sokakta verecek

Ahmet Kuralların cesaretinin kaynağı

Ahmet Kural gibilerin ise cesareti nereden aldıkları  belli. Bu adamlar her ağızlarını açtıklarında “kadının yerinin evi” olduğunu ima eden, kadınlara verilen sosyal haklardan şikâyet eden, siyasilerden alıyor. Boşanma hakkından, nafaka hakkına ve kürtaj hakkına saldıran siyasi iktidardan alıyor.  Bugün siyasi iktidar tarafından Sıla’nın koruma altına alınmasına olanak sağlayan yasa bile tartışmalı hale gelmiş vaziyette. Oysa uygulamada çeşitli açıkları olmasına rağmen bu yasa kadınların mücadelesi sayesinde kazanıldı. Yasanın öncesi olan 4320 sayılı Kanun, koruma kararlarını sadece evli kadınlara veriyordu.  

4320 sayılı Kanun yürürlükteyken,   boşandığı kocası tarafından şiddete maruz kalan Ayşe Paşalı,  koruma kararı verilmediği için yaşamını kaybetmişti. Ayşe Paşalı’nın ölümünün arkasından çıkarılan 6284 sayılı yasada evlilik birliği şartı aranmıyor. Bu yasa kadınlara bahşedilmedi.  Kadınlar bu yasayı sokaklarda eylem yaparak, Meclis’te uğraşarak, imza toplayarak kazandılar. O nedenle kadınların yasal anlamda da güçlenmesinin yolunu açan hakları için mücadele edilmesi çok önemli ve gerekli.  

Şiddet ve tacizin kadınların yaşamlarından tamamen çıkmasının önünü açması için siyasal iktidara görevlerini hatırlatmak zorundayız.  Öte yandan kadınları baskı altında tutan, toplumsal anlamda ikinci cins konumuna iten kapitalist sisteme karşı mücadeleyi birleştirmeliyiz.

(Sosyalist İşçi)



Bültene kayıt ol