Avukatlar: Nefret söyleminin, ırkçılığın nereye varabileceğini hep birlikte görüyoruz

02.03.2023 - 16:25
Haberi paylaş

İzmir Güzelbahçe’de yakılarak öldürülen Suriyeli işçiler Ahmed El Ali, Memun Elnebhan ve Muhammed El Hüseyin El Abdo El Biş’in avukatları; dava sonrasında basın açıklaması yaptılar, soruları cevaplandırdılar.

Avukatlar adına açıklamayı yapan Eda Bekçi, adliye önündeki basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Eda Bekçi’nin açıklaması şöyle:

“Bu dosya güvenlik güçleri tarafından yeterince ciddi ele alınmadı, uzun süre takipsiz bırakıldı. Şahıs ikinci suçu işleyinceye, kendi beyanı ile suçunu itiraf edinceye kadar savsaklandı. Bu konuda mahkemeyi suç duyurusunda bulunmaya davet ettik, ama talebimiz kabul edilmedi. Bu konunun yine de takipçisi olacağız.

Bu yakma olayı ile ilgili başka kişilerin yönlendirmesi, talimatı olup olmadığının araştırılması için kişinin cep telefonu kayıtlarının incelenmesi, ekonomik hareketliliğinin, banka kayıtlarının incelenmesini talep ettik, bu taleplerimiz değerlendirmeye alındı. Bu olayla ilgili tanıklığı olan kişiler vardı, bazıları dinlenmemişti, talebimiz kabul edildi.

Mahkeme sonucunda hangi karar çıkarsa çıksın, asıl faillerin yargılanmadığını düşünüyoruz. Sanık Kemal Korukmaz sadece cinayetin failidir. Ancak bu cinayeti ortaya çıkaran koşullar, tüm siyasetçilerin, politikacıların, basının ve içi nefret dolu bireylerin oluşturduğu bir suç.

Nefret söyleminin, ırkçılığın nereye varabileceğini hep birlikte görüyoruz. 3 gencin diri diri yakılmasına kadar varabiliyor. Bu sanırım nefret dilinin, söyleminin varabileceği en uç nokta.

Bunun önüne geçmezsek, yarın toplum olarak, avukatlar olarak çok daha kötüleri ile karşı karşıya kalacağız. Linç kültürünün toplumumuzda ne kadar arttığının farkındayız. Deprem sonrası bunu acı olarak gördük, Altındağ olaylarında gördük. Bıçaklanan, öldürülen, tecavüze kurban giden bütün yabancı dosyalarında gördük.

Toplum olarak kendimize gelmemiz gerekiyor. Bu oyuna gelmemiz gerekiyor. Her şeyden önce bireyler olarak otokontrolümüzü sağlamamız gerekiyor. Özellikle tüm politikacıları, siyaseti, kamuyu, bireyleri sağduyulu olmaya ve bu davayı yakından takip etmeye çağırıyoruz.

Bir sonraki duruşma 14 Haziran’da yapılacak. Sanık da getirilecek, tanıklarımızı da getireceğiz. Hepinizi duruşmaya bekliyoruz.”

Basın açıklaması sonrası sorulara verilen cevaplar şunlar:

Kişinin akıl sağlığı yerinde değilse karar süreci etkilenir mi?

Kişinin ceza ehliyeti konusunda bir değişiklik olursa mahkemenin gidişatı değişebilir. Ancak kişi daha önce Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde 45 gün süre ile müşahede altında tutuldu ve yaptığı eylemlerin fiili ehliyetine sahip olduğu raporu verildi.

Ancak kişinin duruşmada sergilediği tutum, sorulara verdiği cevaplar hâkimin de kafasını karıştırdı. Hâkim önceki raporu yeterli bulmayarak akıl sağlığı konusunda yeniden rapor alınması talimatını verdi.

Bu tür mahkemeler halkın mültecilere yönelik ırkçılık konusunda düşüncesini nasıl etkiler?

Bu kadar vahşi suçlar insanlarda bir vicdan muhasebesine neden oluyor. Ama konunun sadece bir vicdan muhasebesinde kalmaması, bu tür suçların önüne geçilebilmesi için bütün herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor.

Acıyarak, üzülerek hiçbir şeyi önleyemeyiz. Elbette genç insanlar yakılarak öldürüldü, çok acı bir olay. Ama bu tür olayların yeniden yaşanmaması için herkesin elinden geleni yapması gerekiyor.

Bültene kayıt ol