Türkiye Tribunal, Erdoğan hükümetini mahkûm etti

27.09.2021 - 19:14
Haberi paylaş

20-24 Eylül tarihleri arasında Cenevre’de toplanan “Türkiye Tribunal" Erdoğan Hükümeti’ni temel insan hakları ihlalleri konusunda suçlu buldu.

Turkiye Tribunal deneyimli yargıçlardan oluşan sivil hukuki bir organizasyon. Geçmişte Saddam Hüseyin’in işlediği suçlarla ilgili oluşturulan Irak Dünya Mahkemesi benzeri bir oluşum. Bu tip sivil mahkemelerin kararlarının hukuki bir sonucu yok, ancak kamuoyunun konu hakkında hukuksal açıdan daha fazla bilgilenmesini sağlıyor. Ayrıca uluslararası mahkemelere başvurularda kolaylık sağlıyor.

Turkiye Tribunal’in dört gün süren duruşmalarında, işkence, zorla kaybetmeler ve yurtdışından muhalif kaçırmalar, basın ve ifade özgürlüğü, adalete erişim hakkı, cezasızlık ve insanlığa karşı işlenen suçlar başlıkları altında toplam 15 tanık dinlendi.

Mahkeme Başkanı Hâkim Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, kararın ileride açılması olası soruşturmalar için kaynak teşkil edeceğini belirtti.

Tulkens, karar açıklamasında tanıkların yaşadıklarını cesur bir biçimde anlattıklarını ve mahkemenin Türkiye'de sistematik ve organize işkencenin olduğunu belirtti. Tulkens, Türkiye hükümetini bağlı olduğu işkenceye karşı uluslararası anlaşmalara uymaya çağırdı.

Turkey Tribunal’in organizatörü Prof Dr Johan Vande Lanotte; Tribunal’in “insanlığa karşı suç” unsurlarının oluştuğuna dair verdiği kararla, Lahey’e (Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne), Avrupa Konseyi’ne, Avrupa Birliği’ne ve Birleşmiş Milletlere başvurularda bulunacaklarını söyledi.

Lanotte, aynı zamanda Magnitsky Yasası kapsamında insan hakları ihlallerinin mesulleri hakkında başvurularda da bulunulacağını ifade etti.

Tulkens tarafından okunan Turkey Tribunal’in kararları şöyle:

“- Bu kararın hukuki açıdan bir yetkisi olmayabilir ama ahlaki olarak bağlayıcılığı elbette olacaktır. Mahkeme heyeti saygın hakimlerden oluşmaktadır ve Türkiye’ye karşı tarafsızdırlar.

– Ele alınan konular çok sayıda farklı konular olmakla beraber tanıkların yalın anlatımlarına dayanmaktadır.

– Tribunal, tanıkların katılımları ve sessizlik duvarlarını yıkması sebebi ile çok önemlidir.

– Tanıkların uğradığı fiziki ve psikolojik işkenceleri, bağımsız raporlar da doğrulamaktadır.

– 22 Temmuz 2016’da Türkiye hükümeti, işkenceyi yasaklayan anlaşmadan bir süreliğine muaf tutulmak istemiştir. Böylesi bir muafiyet söz konusu dahi olamaz.

– Tribunal, tanıkların yanı sıra, eşlerin ve çocuklarının da tecavüz ve işkenceye tabi tutulacaklarına dair anlatımları ciddiyetle incelemiştir.

– Tribunal, Türkiye Hükümeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir.

– Tribunal, Türkiye Hükümeti’ni ‘zorla kaçırılmalar’ konusunda suçlu bulmuştur.

– Tribunal, Türkiye’deki basın ve ifade özgürlüğü konusunda devlet eliyle yapılan baskıyı net olarak görmüştür.

– Tribunal, muhalif gazetecilerin baskı altına alındıklarını, hükümet yanlısı yayın yapmadıkları için terör örgütleri ile ilişkiliymiş gibi gösterildiklerini tespit etmiştir.

– Tribunal, Türkiye Devletinin basın özgürlüğü ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini net olarak görmüştür.

– Türkiye’de, devlet görevlileri tarafından işlenen suçlar konusunda isteksiz davranıldığı, bu suçların cezasız kaldığı görülmektedir.

– İnsan Hakları ihlalleri ile ilgili yargı sürecinin sağlıklı yürümediği görülmektedir. Bu da vatandaşların yargının bağımsızlığı ve adalete erişimini engellemektedir.

–Türkiye Devletinin, cezasızlık ve adalete erişim ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

– Tribunal’in kaygı ile belirtmek istediği nokta şudur: Mevcut hukuki çerçeve yeterli teminat noktaları sunuyormuş gibi görünse de bu teminat, Gezi Parkı olayları ve 17-25 yolsuzluk soruşturmaları sürecinde maalesef işletilmemiştir.

– Yasalarda yapılan sürekli tadilatlar, yargı bağımsızlığını azaltmış ve yaralamıştır. Şubat 2013’te HSYK yasasında yapılan değişiklik, HSYK’nın bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır.

– 4560 hâkim ve savcının HSYK’nın hazırladığı bir listeyle yargı önüne çıkarılmaksızın terör örgütü ile ilişkilendirilerek görevden el çektirilmiş, tutuklanmış ve/veya ihraç edilmiştir, bu da yargının korkutulması ve sindirilmesi anlamını taşımaktadır.

–Türkiye’de savunma hakkının ciddi olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası anlaşmalarla üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini göstermektedir.

– Darbe girişiminden bu yana işkence ve zorla kaybetme olayları sistematik ve örgütlü bir şekilde gerçekleşmiştir.

– Ağır insan hakları ihlallerinin sonuçlarının uzun vadede mağdurların hayatlarını etkileyeceği açıktır.

–15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri, işkence ve zorla kaybetmeler ve insan kaçırmalar münferit (bireysel) olarak görülemez, Tribunal’in görüşü; Türkiye’de işlenen bu suçların, yaygın ve sistematik olarak yapıldığı şeklindedir.

– Tribunal sırasında yapılan tanıklıklar ve sunulan raporlar uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, tüm bu suçlar ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir.”

 

Bültene kayıt ol