Öğrenciler, Boğaziçi’nde kayyuma karşı direnişi tartıştı

11.01.2021 - 09:04

Antikapitalist Öğrenciler tarafından düzenlenen toplantıda, Boğaziçi’ndeki mücadelenin nedeni, geleceği ve dayanışmanın önemi tartışıldı.

Toplantının açılışını ve moderasyonunu yapan Antikapitalist Öğrenciler aktivisti Umut Mahir Özen, son birkaç yıldır önemli üniversitelerde yapılan rektör atamalarının mahiyetinden bahsederek, bunlara karşı da eylemler yapıldığını, son bir haftadaki Boğaziçi direnişinin ise kitleselliğiyle hepimizi umutlandırdığını vurguladı.

Üniversitelerde neoliberal dönüşüm ve kayyumlar

Eylemlere katılan Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu Tuğba Çelik ise pandemi koşullarını düşünürsek daha az katılımını beklenebileceği eylemlerin bu kadar kitlesel geçmesinin nedeni olarak öğrencilerde biriken öfkeyi gösterdi. Üniversitelerin neoliberal dönemdeki yapısal dönüşümünden bahseden Çelik, Melih Bulu’nun da şirket gibi yönetilen bir Boğaziçi perspektifinin olduğunu dile getirdi. Bulu’nun atamasını AKP’nin neoliberal politikalarından ayrı düşünmemek gerektiğini vurgulayan Tuğba Çelik, “terörist” yaftalamalarının ise herhangi bir muhalif sesin çıkabileceği alanları zaptetme girişimi olarak tanımladı. 

Boğaziçi öğrencilerine yönelik “elitist” suçlamalarına yanıt veren Çelik, pandemi dönemindeki gelir ve iş kayıplarından, yoksulluk kaynaklı intiharlardan bahsetti ve yöneticilerin mi elitist olduğunu, bu insanların veya öğrencilerin mi elitist olduğunu sordu. Öğrenciler dışarıda protesto yaparken Melih Bulu’nun içeride Cüneyt Özdemir’e röportaj verirken dışarıya el salladığını belirten Çelik, Bulu’nun öğrencilerle iletişime geçtiğinde karşılıklı bir diyalogdan ziyade “İkna olacaklar” dediğini söyledi. Okulun innovasyon, girişimcilik, ticarileştirme çabaları üzerinden kâr çabaları olduğunu belirten Tuğba Çelik, bu neoliberal planın antidemokratik sonuçlar yarattığını ifade etti.

Yapılan eylemde bir araya gelen kalabalığın son 10 ayda kadın hareketinden sonra belki de en büyük iş olduğunu vurgulayan Çelik, valiliğin yasakları ve polis şiddeti de olsa, insanların hiçleştirilmeye çalışılmasına karşı haklı öfkenin kendini ortaya koyduğunu ve eylemin pratik sonuçlar yaratarak devam ettiğini söyledi.

Tüm ezilenler için adalet mücadelesi

Boğaziçi Dilbilim bölümü öğrencisi Nevin İrem Atak, bundan önceki kayyum rektör döneminde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerek sözlerine başladı. Yaşatılmak istenen korku ortamına karşı okuldaki grupların tecrübeli olduğunu dile getiren Atak, Bulu’nun atamasını öğrenince LGBTİ+ kulübü olarak kendilerinin de hemen toplantı yaparak durumu ele aldıklarını aktardı.

Okuldaki mücadeledeki çeşitlilikten ve Kürt, kadın, queer seslerin duyulur olmasından gurur duyduklarını belirten Boğaziçi öğrencisi Atak, gözaltına alınan öğrencilere yönelik baskılara vurgu yaptı.

Boğaziçi’nin yurt ve yemekhane fiyatları açısından Türkiye’nin en pahalı devlet üniversitesi olduğunu hatırlatan Atak, Melih Bulu’yu rektör olarak kabul etmediklerini, hem kendi rektörlerini seçmek istediklerini hem de hak ihlallerine uğrayan kişileri savunacak bir adalet mücadelesini büyüteceklerini söyledi.

Toplantının diğer katılımcıları da Boğaziçi’ndeki direnişin yarattığı umuttan, kayyum rektör atamalarına ve üniversitelerdeki neoliberal dönüşüme karşı mücadelenin öneminden vurgular yaparak dayanışma çağrısında bulundular.



Bültene kayıt ol