Salgınla mücadele için adım atın!

11.10.2020 - 09:17

Covid-19 pandemisi tüm hızıyla sürüyor. Tüm dünyada bu hastalık sebebiyle yaşanan ölümler 1 milyonu aştı. 

Türkiye’de hastalığa yakalananlar ile ölenlerin sayısı üzerine resmi kurumlarla, STK’lar, belediyeler arasında bir tartışma yaşanıyor. Ölüm sayıları açıklanan bir dizi şehirde geçtiğimiz yıllara göre beklenenden çok daha fazla ölümün olduğu, bu sayının Covid-19’dan öldüğü açıklananların sayısının epeyce üzerinde olduğu tespit edilebiliyor.  Türk Tabipleri Birliği (TTB) de kendisinin tespit ettiği vaka sayısının açıklananlardan çok daha fazla olduğunu ifade etti. 

Bu tartışma üzerine Devlet Bahçeli TTB’nin kapatılması gerektiğini söyleyecek kadar ileri gitti. Rakamlar arasındaki farkın saklanabileceği bir durum kalmayınca Sağlık Bakanı da durumu “teknik” bir açıklamayla kabul etti. Üstelik kaç kişinin hastalığı atlattıktan sonra hastalığa bağlı olarak sonrasında gelişen başka hastalıklardan öldüğünü henüz bilmiyoruz. Sadece bu da değil. Tüm hastaneler riskli hale geldiğinden kronik hastalığı olan kaç kişinin  kontrollerini yaptıramadığı için hayatını kaybettiğini de bilemiyoruz. 

Yıkım engellenebilirdi

Rakamları düşük gösterme çabasının arkasında elbette ki çökmüş olan ekonomiyi insanların hayatları pahasına canlandırma çabaları var. 

Salgın Türkiye’nin etrafındaki tüm ülkelere yayılıp Türkiye’ye geleceği kesinleşmişken bile gerekli hazırlıklar yapılmamıştı. Oysa bugünden bakınca çok daha iyi görüyoruz ki salgın başladığında sağlık çalışanlarının ve halkın koruyucu malzemeleri tam olsaydı, uygun bir planlama  yapılmış, eğitim verilmiş olsaydı çok daha az insan ölür, halkın ekonomik yıkımı daha az olabilirdi. Halka sosyal mesafe tavsiyesi verip AVM’leri, Ayasofya’yı açmak gibi atılan adımlar sözde normalleşme adı verilen süreçte salgının yeniden hızlanmasına sebep oldu.

Gelinen noktada hem salgının hem de ekonomik krizin faturası çalışanlara kesiliyor. 

Salgının yayılması hastalığı tedavi ederek değil, önlemler alınarak engellenebilir. Sosyal mesafeyi biz koruyamayız. Siz buna uygun çalışma, eğitim, toplu ulaşım koşulları oluşturmak zorundasınız. Bu adımlar atılmadan, bireysel önlemler bulaşmayı engelleyemiyor. 

Patronlar salgını fırsata çevirdiler

Üstelik yıllarca esnek çalışma ile çalışanlardan daha fazla faydalanmak isteyen işverenler salgında fırsatı yakaladılar ve esnek çalışmayı bir pandemi önlemiymişçesine hayata geçirdiler. Pek çok çalışan bu sayede çok daha fazla çalışır hale geldi. 

Sağlık çalışanları da bu süreçten fazlaca etkilendi. Hastalığa yakalanma oranı diğer insanlardan 8 kat daha fazla olduğu hesaplanan sağlık çalışanları artan hasta yoğunluğu, eksik personel, yeterince dinlenememe, uygunsuz iş ortamı, ailelerine bulaştırma kaygısı gibi sebeplerle çok daha fazla tükenmişlik hali yaşamaya başladılar. Üstelik salgın bile sağlık çalışanlarına yönelik şiddet girişimlerini azaltmadı. Sanki bu yaşananların karşılığı maddi olarak veriliyormuş  gibi yapılsa da pek çok sağlık çalışanı bu ödemelerden ya hiç yararlanamıyor ya da çok düşük meblağlarda yararlanabiliyor. Üstelik henüz birçok kurumda ödenmeye başlanmayan 2. pandemi ödemeleri performans üzerinden hesaplanacak. Ne kadar Covid-19 hastası bakıyorsanız “tavana” o kadar yaklaşacaksınız. 

Sendikamız SES ve meslek örgütümüz TTB bu süreçte bir yandan hem halkı hem de yöneticileri daha doğru bilgilerle uyarmak için çalışmalar yapıyor, diğer yandan da sağlık çalışanlarının haklarını koruma çabası içindeler. Haklarını aramak için mücadele eden sağlık çalışanlarına ve örgütlerine yönelik baskılar da artıyor. Çalışanların yerleri değiştiriliyor, ücretlerinden kesintiler yapılıyor. Birçok kalabalık etkinliğe izin verilirken, çalışanların yaptıkları hak arama eylemleri sosyal mesafeye uyulmadığı vb. gerekçelerle cezalandırılıyor.

Bu dönemde meslek örgütlerimize, sendikalarımıza sahip çıkmak ve tüm çalışanların birleşik mücadelesi ile salgın için gerekli adımların atılmasını talep etmek her şeyden önemli hale geldi. Salgınla mücadelede ya sermayenin talepleri kazanacak ve biz çalışanlar çok daha kötü günler yaşamak zorunda kalacağız ya da biz kazanacağız ve onların kâra dayalı, insan hayatını hiçe sayan dünyalarını alt üst edeceğiz.

Bir sağlık çalışanı



Bültene kayıt ol