Hep kazanacakları bir yasa istiyorlar

17.06.2020 - 09:47

AKP-MHP ittifakı iktidarı elinde tutabilmek için oyunun kurallarını değiştirmeye devam ediyor.

Siyasi Partiler Kanunu, 12 Eylül anayasasıyla hayatımıza giren ve siyasi örgütlenme özgürlüğüne büyük kısıtlamalar getiren, özünde egemen sınıfın partileri dışındaki partilere olabildiğince zorluk ve kısıtlılık getiren bu anti-demokratik yasaya yıllardır dokunulmadı.

Şimdiyse kolayca değiştirilmeye çalışıyor. 31 Mart yerel seçimlerinden bugüne hızla destek kaybeden iktidar, muhalefetin önünü kesmek için bu yasaya el attı. Milletvekili transferlerinin önünü kesmek gerekçesiyle gündeme gelen kanun değişikliğinin konuşulan yönleri çok daha fazlasının amaçlandığını gösteriyor.

Yapmak istedikleri değişikliklere bakıldığında, hep kendi kazanacakları kurallar getirmek istiyorlar. 

Başkanlık rejiminin krizi

Türkiye yıllarca koalisyon hükümetleriyle yönetildi. AKP Genel Başkanı Erdoğan, iktidar yıllarının büyük bölümünde koalisyonların zararlı olduğunu ve tek parti iktidarının ne kadar mükemmel olduğunu anlattı.

Son birkaç yılda ise işler değişti. AKP ve MHP’nin ittifakıyla başkanlık rejimine geçilmesiyle birlikte seçim yasası değiştirilerek ittifaklar resmileştirildi. Yüzde 50+1 çoğunluğu elde edenin kazanacağı ittifak sistemi, başkan seçilecek çoğunluğu tek başına bulamayan Erdoğan’ın Bahçeli ile siyasi ittifak kurmasına neden oldu. 

Oyunun kuralı yine değiştirilmek isteniyor. Çünkü AKP-MHP ittifakına destek yüzde 50’nin altına inmiş durumda. AKP’den kopan iki partinin, hızla üye  ve taraftar kaybeden iktidar için tehdit oluşturması, ne pahasına olursa olsun engellenmeleri kararı sonucu seçimlere katılım ve kazanmanın daha zorlaştırıldığı bir kanun değişikliği gündeme geliyor.

Sosyalistler ve demokratlar, partilerin kapatıldığı 12 Eylül darbesinin ürünü olan Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesini, yerine siyasal örgütlenme özgürlüğünü tanıyan demokratik bir kanunun getirilmesi gerektiğini on yıllardır savunuyor.

AKP-MHP ittifakının yasa değişikliği ise bu 12 Eylül kanunu daha da anti-demokratikleştirecektir. İki örnek:

• Her birinden en fazla beş milletvekili çıkan daraltılmış bölge geliyor ki bu seçimden ilk sırada çıkan partiye büyük avantaj sağlayan bir sistem.

• İttifak yapan partilerin her birine yüzde beş baraj geliyor. Bu kamuoyuna yansıdığı kadarıyla tam olarak net değil. İttifak yapan partilerden yüzde beşi aşamayan partiye mi milletvekilliği yok yoksa içinde yüzde beşi aşamayan parti bulunan ittifaka mı hiç milletvekilliği yok. Bu milletvekili dağılımını tam anlamıyla altüst edebilecek bir değişiklik olacak.



Bültene kayıt ol