Siyasi rehineler serbest bırakılmadı

23.09.2019 - 14:54

HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, üç yıla yakın süredir hapiste tutuluyor.

Geçtiğimiz günlerde, avukatları, kesinleşen cezaların yattıkları süreden mahsup edilmesiyle denetimli serbestlik kararı alınarak ikilinin serbest bırakılması için başvuruda bulundu. İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi önce bu talebi kabul edince, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın serbest bırakılacaklarına dair bir iyimserlik oluştu. Zira aynı günlerde AİHM’de de duruşma vardı.

Ancak hükümetin müdahalesiyle apar topar bir tutuklama kararı çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kobanê olayları diye bilinen günlerde yaşananlarla ilgili olarak verdiği karar için şu ifadeleri kullandı: “Soruşturma konusu olan terör olaylarının 32 ilde gerçekleşmesi nedeniyle soruşturma alanının genişliği, mağdur/müşteki ve şüpheli sayısının fazlalığına bağlı olarak delillerin toplanma işlemlerinin tamamlanması üzerine suç tarihi itibarıyla HDP Eş Genel Başkanları olan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ Şenoğlu'nun soruşturma kapsamında ifadelerinin alınmasını müteakip tutuklama talebi ile sevk edildikleri Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 20 Eylül 2019 tarihli kararıyla tutuklanmalarına karar verilmiştir.”

Skandal kararın ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir açıklama yaparak “Bunları bırakamayız, bırakırsak şehitlerimiz hesabını sorar” dedi ve kararın hukukla bir ilgisi olmadığını, ülkeyi yöneten AKP-MHP koalisyonunun siyasi tasarrufu olduğunu ortaya koydu.

Hükümet bir yandan yerel seçim sonuçlarını tanımayarak Diyarbakır, Van ve Mardin’den sonra Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgedeki bazı ilçelerde de HDP’li başkanların yerine kayyumlar atıyor. Bununla ilgili protestolar hâlâ devam ederken, HDP’nin önünde bazı anneler dağa çıkan çocuklarının dönmesi için eylem yapıyor. AKP’nin önünde eylem yapmak isteyen barış anneleri ise gözaltına alınıyor. Kürt halkının siyasi yaşama katılmasıyla ilgili her noktada çifte standart uygulanıyor.

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın avukatları tarafından düzenlenen basın toplantısında ise kararın hukuki bir yanını olmadığı anlatılarak şöyle denildi: “Günün Nöbetçi Hakimliği, 6. Sulh Ceza Hakimliği olmasına rağmen, ne hikmetse 1. Sulh Ceza Hakimliğine sorgu yaptırılarak müvekkil tutuklatırılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcısının ve Başsavcı Vekillerinin de, adeta hükümet komiseri gibi, müvekkilin tutuklanmasına karar verildiği ana kadar Adliyede nöbet tuttuğunu da not etmek isteriz.”

Demirtaş’ın tutuklandığı dosyada şüpheli olarak bile yer almadığını hatırlatan avukatlar, açıklamanın ardından, yeniden tutuklama talep eden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve tutuklama kararı veren hakim ile ilgili suç duyurusunda bulundu.

Kararın hukuki bir yanının olmadığı çok açık, çözüm de hukuki değil siyasi. Ancak AKP-MHP iktidarını sıkıştırıp bu politikalardan vazgeçirecek kitlesel bir barış hareketi ortaya çıkarsa kayyum veya tutuklama gibi uygulamalar son bulabilir. Daha önce KCK operasyonlarıyla binlerce kişi tutuklanmış, çözüm süreciyle birlikte bu davalar boşa düşmüştü. Bir kez daha bunu başarmalı, hem Suriye’nin kuzeyinde barışçıl çözümü hem de Türkiye’de Kürtlerle ilgili demokratik hakların tanınması için çabalamalıyız. Bu koşullarda barış mücadelesine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.



Bültene kayıt ol