İklim krizi ve göç

23.06.2022 - 12:40
Haberi paylaş

Tuna Emren'in Hepimiz Göçmeniz Irkçılığa Hayır forumunda yaptığı sunum.

Birçoğu zorla yerlerinden edilen, kendilerine yaşanabilir bir hayat kurmaya çabalayan bu insanlar Avrupa ülkeleri tarafından sınırlarda kurulan insanlık dışı bariyerlerle durduruluyor, botları kullanmak zorunda kalıyor, ama orada da yine insanlık suçlarına maruz kalıyorlar.

Uluslararası Göç Örgütü’nün açıkladığı üzere, dünya genelinde 59,1 milyon insan iç göçe zorlandı. Bu, 2020’deki iç göç verilerine 4 milyon göçmenin eklendiğini gösteriyor. 

Bu sadece iç göç. Dış göçler de tabloya eklenirse; 2021 89,3 milyon göçmen yaratıldığını görüyoruz.

Çatışmalar nedeniyle göçe zorlananların sayısı da bir önceki yıla göre %50’lik bir artış gösterdi, 2021'de 14,4 milyon kişiye ulaştı. Her yıl en az 9 milyon insan başka bir ülkeye göç etmek zorunda kalıyor. Üstelik, Putin’in Ukrayna’yı işgali nedeniyle göç etmek zorunda kalan Rusyalı ve Ukraynalılar bu hesaba dahil değil.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya göre, Ukrayna savaşı ve diğer çatışmalar, şiddetten, insan hakları ihlallerinden ve zulümden kaçmak zorunda kalan insan sayısını rekor düzeyde artırarak dünya nüfusunun %1’inin, yani 100 milyon insanın zorla yerinden edilmesine yol açtı. Putin’in Ukrayna’yı işgali  2022’nin ilk 5 ayında 8 milyon kişiyi göçe zorladı.

Masum insanları evlerini terk etmeye, kendilerine dünyanın bambaşka bir yerinde yeni bir ev aramaya, bir kez daha ayakta kalmaya çabalamaya iten tek sebep savaşlar, çatışmalar, şiddet ve insan hakları ihlalleri değil: 2021’de seller, çölleşme, fırtına ve siklonlar gibi çeşitli iklim afetleri yüzünden 23,7 milyon iklim göçmeni yaratıldı.

Groundswell raporuna göre; İklim çöküşünün sebep olduğu afetler 2050 yılına kadar 143 milyondan fazla insanı iç göçe zorlayacak. 143 milyon iklim göçmeninin 86 milyonunun Sahra Altı Afrika ülkelerinden çıkması bekleniyor. İkinci sırada 40 milyon iklim göçmeni yaratılacağı tahmin edilen Güney Asya var. Onu da 17 milyon iklim göçmeniyle Latin Amerika izliyor.

Bilhassa da ‘duyarlı bölgeler’ olarak tanımlanan, örneğin deniz seviyesine yakın kıyı şeritleri ya da Etiyopya’nın kuzeyi (çölleşme) gibi bazı bölgeler şimdiden çok büyük risk altında. 

Oxford Üniversitesi’nden Norman Myers, iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olarak yer değiştirmek zorunda kalacak insan sayısını tahmin etmeye çalışıp şu sonuca ulaştı; “Muson sistemleri gibi yağış rejimlerinin bozulması, benzeri görülmemiş şiddette ve süredeki kuraklıklar ve deniz seviyesinin yükselişi gibi faktörlerle birlikte kıyı taşkınlarına da yol açıp 200 milyon insanı göçe zorlayabilir.” 

200 milyon iklim göçmeninin yaratılacağı bir gelecekten bahsediyoruz…

Günümüzde kayıtlara geçmiş tüm mülteci ve göçmenlerin 10 katı bir nüfusun iklim göçmeni olacağı bir gelecekten, her 45 kişiden birinin yer değiştirmek zorunda kalacağı bir dünyadan bahsediyoruz. 

Fosil yakıtlara veda etmezsek, 2050 yılına kadar küresel sıcaklığın (en ılımlı tahminle) 2,5°C’ye kadar artması bekleniyor. Ve 2,5C’ye ulaşırsak, çok daha hızlı bir artışla 4,8°C’ye yol alırız.

Son 30 yıl boyunca, her yıl iklim zirveleri düzenlendi.

Emisyonlarımız düşmedi; ARTTI!

ExxonMobil, Shell, BP ve Chevron   Bu 30 yılda 2 trilyon dolar kâra geçti.

Ukrayna’daki savaş, artan fosil yakıt fiyatlarına kıyasla daha avantajlı olan yenilenebilir enerji seçeneğini gündeme getirebilirdi. Ama orada da tam tersi oldu; Bu kez de o olağanüstü bütçeleri silahlanmaya ve yeni fosil yakıt projelerinin desteklenmesine aktardılar. 

Fosil yakıt endüstrisine, dünyayı daha da ısıtmaları, insanlığın geleceğini yakmaları için destek veriyorlar adeta. Ortaya çıktığı üzere, fosil yakıt şirketleri emisyonlara 97 milyar ton CO2 eklemek için günde 103 milyon dolar harcıyor!

Bizleri bir iklim cehennemine itmeyi göze aldıklarını görüyoruz.

Bunun sonuçlarını yakıcı sıcaklar, tarımdaki verimin iyice düşmesi, çeşit çeşit iklim afeti, çölleşme ve su krizleri, milyonların açlığa, aşırı yoksulluğa itilmesi, her yıl binlerin, (yakın gelecekte) milyonların ölümü, hayatta kalabilenlerin de göçe zorlanması olarak tecrübe edeceğimizi onlar da biliyor.

Bu şirketler ve onlarla el ele yürüyen tüm bu “liderler” insanlık için çok büyük bir tehdit oluşturuyor. Bunu yapabiliyorlar, çünkü yapabiliyorlar. 

Eski NASA iklim şefi James Hansen 2021'de şunları yazıyordu: 

“Bilim cephesindeki birkaç meslektaşımla birlikte, IPCC'nin eriyen buzullardan kaynaklı tatlı su enjeksiyonu riskini hafife aldığını düşünüyoruz. Bunun potansiyel bir sonucu, Antarktika buz tabakasındaki kütle kaybını hızlandıracak olan Kuzey Atlantik ve Güney Okyanusu sirkülasyonlarının devrilmesidir. Bugün doğan çocukların deniz seviyesinin birkaç metre yükseldiğini görebileceği bir gelecekten bahsediyoruz.”

Kapitalizm, refahın az sayıda kişide yoğunlaştığı bir 'fosil yakıtlar ve krizler sistemi'. Bu sistemin, iklim çöküşüne kendince bir yanıt üretebileceğini düşünmenin sonucu, geldiğimiz bu noktadır! 

Oxfam’ın geçtiğimiz günlerde yayımlanan raporu, Putin’in Ukrayna’yı işgali yüzünden büyüyen enerji ve gıda krizinin 2022’de 60 milyondan fazla aşırı yoksul yaratacağını gösterdi. Petrol ve gaz devleri aynı günlerde rekor düzeyde kâr bildirimleri açıkladı.Kapitalizmin krizlerden beslendiğini kanıtlıyorlar. 

Küresel iklim hareketinin sloganını unutmayalım: “Sistemi kökten değiştir!"

Yaşanmaya değer bir hayat istiyoruz. Açıkça görülüyor ki bunun için mücadele etmek zorunda kalacağız. 

Gücünü fosil yakıtlardan alan, savaşlardan, acılardan, krizlerden beslenen bu eli kanlı düzeni sonlandırabilecek tek bir güç var; milyonları bir araya getirecek, durdurulamaz bir kitle hareketi: 

‘Sistemi kökten değiştir’ diyen iklim hareketinin

‘Hepimiz göçmeniz’ diyen ırkçılık karşıtlarının, 

Savaş karşıtlarının 

Açlığa itilen işçilerin, 

Patriyarkayı dize getiren kadınların, 

LGBTİ+’ların, 

Yani tüm krizleri en ağır şekilde tecrübe etmeye zorlanan hepimizin, tarihin en büyük kitle hareketinde bir araya gelmesi şart oldu.

Bültene kayıt ol