Son yıllarda güvencesizlik ve geleceksizliğin arka planını oluşturduğu gençlik isyanlarına veya ana akım medyanın kullanmayı çok sevdiği şekliyle ‘Z kuşağı isyanları’nın bir yenisi Hindistan’da yaşandı.
Ağır bir kast sisteminin (toplumsal gruplar arasında doğuma dayalı geleneksel bir hiyerarşi oluşturan sistem) varlığını sürdürmesinin yanısıra gelir uçurumunun da en yüksek olduğu ülkelerden biri olan Hindistan’da gençlik hareketi sokaklara döküldü. Sınav sorularının çalınması ve bu olay üzerine gençlerin intiharlarındaki artış oranları isyanın fitilini ateşleyen olay oldu. Hindistan Başyargıcının eylemcileri “Hamam böcekleri” diye nitelemesi ise hareketin seyrini değiştirdi. Hamam böceği tabirini hızla benimseyen gençlik hareketi kendisine “Hamam Böceği Halk Partisi” ve benzeri mizahi isimler takmaya başladı ve hamam böceği eylemlerin sembolü hâline geldi.
Güvencesiz gençler Modi’ye meydan okuyor
Güvencesizlik, neoliberalizmin son 40 yılda anlattığı masalların küresel ölçüde çöküşünün kanıtlarından biri. Güvencesizlik ve gelecek kaygısı tüm dünyada genç nüfus başta olmak üzere toplumun sermaye kesiminden olmayanlarının üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Nepal’de, Sri Lanka’da ve bir sürü ülkede gördüğümüz gibi bazen bu hareketler bir gençlik isyanına dönüşüyor. Ancak madalyonun öbür yüzü de var, umutsuzluk aşırı sağın ve faşizmin örgütlenmesinin de en büyük zemini. Dolayısıyla Hindistan’daki gibi aşırı sağcı Modi rejimine meydan okuyan isyanlar tüm dünyada umudu örgütlemek için çok önemli.
Hindistan’da 25 yaş altı üniversite mezunları arasında işsizlik oranı yüzde 40’a ulaşmış durumda ve bu yaklaşık 11 milyon kişiye tekabül ediyor. Elbette yoksulluk sadece gençleri vurmuyor. Çocuklarının geleceğini güvence altına almak isteyen işçi sınıfından veya köylülükten gelen milyonlarca ebeveyn varlarını yoklarını çocuklarının eğitimi için harcamış durumda. Dolayısıyla isyanın kıvılcımını sınav sorularının çalınmasının çakması son derece anlaşılır.
Hindistan’ın Donald Trump’ı sayılabilecek Narendra Modi hükümeti 2014 yılından beri iktidarda. Modi ve partisi Hindistan Halk Partisi (BJP), aşırı sağcı ve Hindu milliyetçisi bir politika izleyen, kadın ve LGBTİ+ düşmanı otoriter bir iktidar partisi. Hindutva adı verilen, Hindu dini ve milli kimliğini devlet politikasının temeli kılan Modi hükümeti, Hindistan ve Pakistan milliyetçilikleri arasında itişme nesnesine dönmüş olan Keşmir’de özerklik statüsünü ortadan kaldırararak Hindu milliyetçilerini sevindirirken, Keşmirliler için bir Keşmirlinin deyişiyle “Siyonistlerden bile kötü” koşullar yaratmış durumda.
Otoriter bir iktidara yakışacak şekilde Modi hükümetinin gösterilere verdiği ilk yanıt şiddet oldu. İsyanın başından itibaren internet kesintileri uygulanırken, Yeni Delhi’de parlamento binasına yürümek isteyen kitleye biber gazı ve Lati adı verilen çivili bambu sopalarla saldırıldı. Bihar eyaletinde ise yarı otomatik silahların kullanılıdığı söyleniyor. Bunların yanı sıra hükümet destekli paramiliter çeteler de eylemcilere saldırdı. Ancak bütün bunlar hareketin geri çekilmesine yol açmadı, bilakis daha fazla sayıda insan sokaklara çıkarak Hamam Böceği İsyanı’na katıldı.
Sınıf dayanışması ve “toksik eski sevgili” Modi
Hareketi Z kuşağından gençler başlatmış olsa da hareketi medyanın çok sevdiği şekilde bununla sınırlamak doğru değil. İsyan bir “kuşak” özelliğinden değil tarihsel ve toplumsal koşullardan, sınıf ilişkilerinden kaynaklanıyor. Kısa bir süre içinde hareketin farklı toplumsal kesimleri de kapsar hâle gelmesi ve sınıf dayanışmasının harekette önemli bir rol oynaması da bunu ortaya koyuyor.
Hamam Böceği hareketinde kurye işçileri ve taksiciler önemli roller üstlendi. Swiggy ve Zomato gibi firmalarda çalışan kurye işçileri polis saldırısında yaralanan eylemcilere gizlice tıbbi malzeme ve gıda taşıdı. Devlet, kite gösterilerini engellemek için metro istasyonlarını kapattığında ise taksiciler kendi kazançlarını bir kenara bırakarak eylemcileri alanlara ücretsiz taşıdı ve ablukayı kırdılar. Eylemlere katılan Z kuşağından olmayan kesimler hemen hareketin mizahi dilini benimseyerek kendilerini “Gümüş Hamam Böcekleri” olarak adlandırmaya başladı.
Hareket, yıllardır otoriter politikalarından taviz vermeyen Modi hükümetini köşeye sıkıştırdı. Modi’nin köşeye sıkışmasının en net göstergesi televizyonda yaptığı bir konuşmada protestoculara “Arkadaşlar…” diye seslenmesiydi. Hamam böcekliğinden “arkadaşlığa” geçiş yapan eylemciler, Modi’nin bu hamlesine yanıt vermekte gecikmediler: Modi’yi “toksik eski sevgili gibi mesaj atan biri” olarak tanımladılar.
İsyanın ilk somut kazanımı ise sınav skandalının baş aktörü Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifası oldu.
Kitle hareketleri ve sosyalist alternatif
Hindistan solu, başlangıçta gelişen hareket karşısında hazırlıksız yakalansa da kısa süre içinde hareketin dışında kalmaması gerektiğini fark ederek barikatlarda ve sokak eylemlerinde önemli roller üstlendi. Özellikle Tüm Hindistan Öğrenci Derneği (AISA) ve Hindistan Öğrencileri Federasyon (SFI) barikatların aşılmasında çok hayati bir konumdaydı. Hindistan’da sol önemli bir güç ancak giderek reformizme kayan eski Maocu ve Stalinist liderlikler etrafında hızla mevzi kaybetmekte olan bir güç olduğu da açık. Ayrıca son dönemdeki pek çok kitle hareketinde gördüğümüz gibi aşırı sağ da eylemlerden kendi lehine faydalanmaya çalışıyor. Hindistan’da faşizan bir güç olan Shiv Sena, bu eylemlere katılan en önemli sağcı örgüt. Hareketin Hamam Böceği Halk Partisi etrafındaki liderliği ise hareketi büyük oranda merkez eğilimlerle sınırlamaya çalışıyor.
Hamam Böceği isyanı bir gerçeği bir kez daha hatırlatmış oluyor. Her kitle hareketi içinde sağ, merkez ve sol arasında bir tür mücadele içinde mücadele sürüyor. 2010’lu yılların başlarında Arap devrimlerinde bunu çok açık bir şekilde gördük. Günümüzde ise aşırı sağın tüm dünyadaki yükselişine karşı en açık tuzak “aşırı merkezin” yani sağ ve sol arasında kapitalizmin “eski normali”ne dönüşünü savunan eğilimin radikalleşme potansiyeli taşıyan hareketlerin enerjisini soğurma riski.
Hindistan, dünyanın en büyük işçi eylemlerinin yaşandığı ülke, sendikalar tarafından örgütlenen grevlere 250 milyon yani çeyrek milyar işçi katılıyor. Hamam Böceği hareketi, kuryeler örneğinde görüldüğü gibi sınıfın çeşitli kesimleriyle hareket etmeyi başardı. Hindistan’daki radikal öğrenci hareketiyle, sendikalar etrafındaki çeyrek milyarlık işçi hareketinin buluşması ise bambaşka bir devrimci potansiyeli açığa çıkarabilir.
Kapitalizmin yarattığı ‘yeni felaket çağı’nda hem felaketlerle hem de radikalleşme potansiyeli taşıyan kitle hareketleriyle sıkça karşılaşacağız. Hindistan bize şunu hatırlatıyor: Bu hareketler içinde işçilerle ezilenlerin birliğini sağlamaya dönük en geniş birleşik cepheleri oluşturmaya çalışmak hareketin ilerlemesi için önemli. Bunu yapabilmek içinse devrimci partilerin küçük güçlerini büyütmeye çalışmak zorundayız. Bugün Hindistan, yarın tüm dünyada devrimciler aynı görevle karşı karşıya.
