Filistin için mücadeleye ara verilemez!

Filistin’e Özgürlük Platformu’ndan Şebnem, Fatma ve Nimet, Sosyalist İşçi’nin sorularını yanıtladı.

İsrail, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın gölgesinde kalan Gazze’de ateşkes olmasına rağmen her gün onlarca Filistinli İsrail tarafından öldürülüyor. İnsani yardım malzemelerinin geçişini ise İsrail ya kısıtlıyor ya da engelliyor. Gazze’deki iki milyondan fazla insan açlık, susuzluk, barınma, sağlık hizmetlerinden yoksunluk gibi sorunlarla mücadele ediyor. Dünya Gazze’yi yalnızlığa terk etmiş gibi. Gazze unutuldu mu?

Gazze unutulmadı, unutulmamalı! Ancak değişen gündem ve özellikle ana akım Batı medyasındaki kısıtlamalar göz önüne alındığında unutulma riski her zaman var. Bunun için Gazze’yi ve tüm Filistin’i gündemden düşürmemek gerekir. Uluslararası oluşumlara ve kampanyalara destek verilmelidir. Filistinli tutsaklar için yürütülen Kırmızı Kurdele kampanyası önemli. Ayrıca Gazze’deki ablukayı kırmak, kamuoyunun dikkatini çekmek ve sembolik yardım malzemesi götürmeyi amaçlayan Sumud Filosu da gündemde. BDS tarafından öncülüğü yapılan boykot da her zaman önemli ve sonuç veriyor. Tüm bunları bıkmadan sürekli tekrarlamak gerekli; çünkü hâlâ maalesef Filistin meselesini tam olarak bilmeyen büyük bir kitle var. 

Küresel ölçekte Filistin direnişine çok güçlü bir sivil toplum desteği var. Özellikle Gazze Soykırımı sürecinde, STK’ların düzenlediği geniş katılımlı protesto eylemlerine, işçi sendikalarının organize ettiği grevlere şahit olduk. Boykot da bu desteğin önemli bir ayağı. Örneğin binden fazla sanatçı İsrail’in Eurovision’a katılmaması yönünde çağrıda bulundu geçtiğimiz günlerde. Boykotun Filistin direnişindeki fonksiyonunu nasıl değerlendirirsiniz?

İsrail bizim tanımladığımız siyonist, emperyalist, sömürgeci karakteri ile uluslararası arenada halen resmî kabulü olan bir ulus devlet. Bir yandan çok ciddi bir askerî, silahlı gücü temsil ediyor, bir yandan da BM başta olmak üzere birçok uluslararası ortamda resmi devlet olarak kabul görüyor. Bizimki gibi küresel intifadanın izinde yol alan sivil aktivizm hareketlerinin hedefinde, İsrail’in uluslararası alanda yalnızlaştırılması ve daha da temelinde meşruiyetini geçersiz kılmak var. 

İsrail, dünyanın artık hemen her yerinde, büyük küçük bütün İsrail karşıtı gösterilerde soykırımcı bir çete, bir terör devleti olarak protesto ediliyor. İsrail’in kirli yüzünü artık bütün dünya gördü. BM Genel Kurulu’nda Netanyahu’nun konuşması sırasında salonun boşalması ciddi bir adımdı mesela. Eurovision’a İsrail’in katılımının protesto edilmesi, spor müsabakalarında İsrail takımlarının protesto ve boykot edilmesi çok önemli adımlar. Küresel emperyalizm, bunun hizmetkârı Trump ve Batılı devletler, İsrail’i, kendini savunma hakkı olan meşru bir devlet olarak dünyaya dayatsa da İsrail’in sömürgeci yayılmacı varlığı, yıllardır Filistin topraklarında sürdürdüğü şiddet, etnik temizlik politikaları, küresel sivil toplum tarafından hem protesto hem boykot olarak reddediliyor ve pratikte de bu gayri meşruluk ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. 

Bu açıdan çok umut verici bir yerdeyiz diye düşünüyorum; çünkü başta Amerika olmak üzere dünya genelinde İsrail artık soykırımcı, işgalci, zorba bir devlet. Boykotun diğer yönü ise devletlerin ekonomik ve askerî alanlarda İsrail’le ilişkileri kesmesinden geçiyor. İsrail’in bu soykırımı ve saldırgan politikaları uzun zamandır sürdürülebiliyor olmasının nedeni ABD ve bölge ülkelerinden aldığı askerî ve ekonomik destek. Burada ABD’nin eleştirisini milyonlarca kişilik eylemlerle kendi vatandaşları yapıyor zaten. Bölgedeki Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Azerbaycan ve Türkiye gibi Müslüman ülkelerin maalesef açıktan ya da gizlice olan destekleri de bizim protesto etmemiz gereken alanlar. İran’ın 2. ayına varan ABD-İsrail saldırılarına karşı yürüttüğü direnişe şahitlik ettikten sonra bölge halkları olarak şunu da tekrar anladık ki; aslında İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü bu korkunç soykırım, İsrail’in saldırgan yayılmacı karakterinin ilk halkası niteliğinde. 

Filistin özgür olmadan hiç kimse özgür değil bu topraklarda. Aslında bölge ülkeleri kendi aralarında barış, demokrasi içinde bir arada hareket edebilselerdi, savaşa bile gerek kalmadan sadece İsrail’e ekonomik ve askerî desteği çekerek bile durdurabilirlerdi bu soykırımı. Burası çok açık, çok da acı. İsrail’e sadece ambargo uygulayarak bile çok önemli kazanımlar elde edilebilir. Geçtiğimiz günlerde İspanya, AB ve İsrail arasındaki ortaklık anlaşmasının feshedilmesi talebinde bulundu. İsrail’in uluslararası düzeyde yalnızlaştırılması sağlayacak, hatta hukuki müeyyidelerin de önünü açabilecek bu talep çok önemli ve umut verici.

7 Ekim’den beri, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım, savaş suçları, sivil ve çocuk katliamları, birçok insanın Filistin direnişine desteğini artırırken, İsrail devletinden de haklı olarak nefret etmesine sebep oldu. Ancak burada kritik bir nokta var: antisemitizm. Antisemitizme kapılmadan İsrail devletinin karşısında olmak mümkün mü?

Öncelikle iki şeyi ayırmak gerek. Yahudilik dinine mensup olmakla, İsrail devleti politikalarını benimsemek aynı şey değil. Hatta Yahudilikle, siyonizm de aynı şeyler değil. Her Yahudi siyonist değildir. Ancak İsrail devleti siyonist ilkeler üzerine kurulmuş bir devlettir. Dünyada pek çok siyonist Yahudi, İsrail devletini desteklemektedir evet ancak pek çok Yahudi de özellikle ABD’de, Gazze soykırımı sürecinde Filistin direnişine ön saflardan destek verdi, etkili eylem ve protestolar gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor. Bizim ilkemiz topyekûn Yahudileri hedef almak değil, onlarca yıldır Filistin halkına zulmetmiş işgalci, sömürgeci, apartheid İsrail devletini ve politikalarını hedef almak olmalıdır. Üç yıldır İsrail’in Gazze’deki insanlık dışı faaliyetlerini kâh üzülerek kâh öfkelenerek okuyor, izliyoruz. Bunu gerçekleştiren İsrail devletidir. Karşısında olacağımız şey İsrail devletidir, Yahudiler değil! 

Antisemitizme geçit yok!

son yazıları

Savaş için değil çocuklar için bütçe!
“Eğitim Sen sınıfın bir parçasıdır”
Küresel Güney, Trump'ın İran'a karşı yürüttüğü savaşın bedelini ödeyecek

ilginizi çekebilir

cocukisci1
Savaş için değil çocuklar için bütçe!
ekran-resmi-2026-03-03-133548
“Eğitim Sen sınıfın bir parçasıdır”
bretn-petrol-varili
Küresel Güney, Trump'ın İran'a karşı yürüttüğü savaşın bedelini ödeyecek