Bu “paralel” yapı o kadar paralel ki, iki ucunu da istedikleri yere uzatıveriyorlar; nerede bir gedik varsa bu paralelin çizgileri oraya kadar uzuyor. Bu haberi okurken kulaklarımdaki cızırtılar da bana eşlik ediyor. (Ankara patlamasıyla kulaklarımın zarları da patladı; paralelin çizgisini oraya kadar uzatamadılar)
Bakarsınız yakında Rus uçağını düşürülmesinin ve sonrasındaki tüm gelişmelerle birlikte Suriye politikalarının çökmesinin de faili “paralel” yapı olabilir. Bu “paralel”, renksiz, kokusuz, her tarafa uzayabilen, hatta bir noktadan bir noktaya uzay içinde hareket etmeksizin geçebilen madde (Kuantum Fiziğinin temel ilkelerinden) özelliğini de gösterebilir.
Lakin Suriye’de de Türkiye’de de hareket eden, amaçları, istekleri olan insan grupları var. Bütün bunları hiçe sayıp, kokuşmuş, sadece ve her şeye rağmen egemen olma saikiyle iktidarını sürdürmeye çalışırsan, karşındaki muhaliflerini de ya böyle renksiz kokusuz paraleller olarak temsil edersin ya da Davutoğlu’nun Mardin’deki “kendi göbeğini kendi kesiyormuş” gibi imkânsız bir iktidar olma gayretiyle kimsenin ciddiye alıp üzerinde konuşmadığı Kürdistan’la ilgili projelerini gene kendi belirlediğin kurum ve insan kalabalığına, yani aynadaki imgene anlatırsın.
Sizin, muhbir vatandaşın makbul olduğu distopik toplum kurgunuza karşın, elektronik müzikte büyük bir rol oynayan, bir ses heykeltıraşı Delia Derbyshire’ın dediği gibi fiber optik çiçeklerin bile kokusunun olacağı eşit, ırkçı ve kadın düşmanı olmayan ve sadece %10’luk bir kesimin dünya zenginliğini elinde bulundurmadığı bir toplum amacıyla hareket edenlerin de bir toplum kurgusu var, oldu ve olmaya devam edecek.
Sibel Erduman