Ferhat Kentel

Ferhat Kentel son yazıları

Ferhat Kentel tüm yazıları

30.08.2016 - 13:57

Modern ev bitti, açık arazideyiz

Yaşadığımız dönemi tanımlamak için tek bir kavram ya da sıfat kullanmak pek yeterli değil. Kullandığımız her kavram dönemin genel manzarasından ancak bazı kesitleri açıklayabiliyor. Bunun sebebi, kuşkusuz çok yönlü ve birbirini tamamlayan yapıları, ideolojik referanslarıyla “modern” toplum ya da dört başı mamur bir modernlik artık söz konusu değil.

Sanayi üretimi, kapitalist mülkiyet, piyasa ve kâr, ulus-devlet, ilerleme, kalkınma, milliyetçilik, laiklik ve ya da sekülerlik gibi yapı ve düşünce sistemleri ve bunlara bağlı bütün kurumlar, din, aile, eğitim ve okul, kentsel mekanlar, fabrikalar, hapishaneler, tıp ve hastaneler, medya velhasıl hayata dair aklımıza gelebilecek her türlü alan arasında ortaya çıkan mükemmel bir bütünlüğün adıydı modernlik... Topu topu 200-300 yıllık bir zaman diliminde şekillenen modern toplumun “mükemmelliği” tabii ki, hatasız bir dünya yaratmadı. Tam tersine, modern zamanlar çatışmaların, savaşların, adaletsizliğin, sömürü ve ayrımcılığın zirve yaptığı dönemler oldu. Ve tabii ki, milyonlarca insanın adalet için verdiği mücadelelere, bu mücadeleler sonunda sağlanan toplumsal değişime de zemin oldu.

Modern dünyanın “mükemmelliği”, istisnalar dışında bütün dünyanın ona inanmasıydı. Çekirdek ailede gelecek hayalleri kuran ortalama Amerikalı’dan kalkınmaya çalışan, güç peşindeki Ortadoğulu despot lidere kadar; Kemalist Türk’ten Milli Görüş’çüye, İslamcı İranlı’ya, Latin Amerikalı’ya, Sovyet ya da Çinli komüniste kadar her birey ya da her rejim “modern” tahayyülün içindeydi. Bütün bunların hepsi için “kent”, “fabrika”, “okul”, “hapishane”, “hastane” gibi kavram ve örgütlenmeler vazgeçilmez nitelikteydi ve devlet ve vatandaşlarının sahip oldukları kültürel referans dünyası ne olursa olsun, modernliği yeniden üreten bu kurumlar o referanslardan çok daha “güven verici” ve belirleyiciydi.

Bütün bu “güç” ve güçler ilişkisi içinde ortaya çıkan toplum, bütün dünyanın hayali olan, gelecek planlarını belirleyen bu toplum zaman içinde adını da inşa etti. Bu topluma “modern toplum” dedik. “Modernlik” yukarıda kastettiğimiz her şeyi anlatan bir kavram oldu...

Bugün modernlik ortadan kalkmadı. Bir yandan küreselleşmenin getirdiği çok güçlü bir benzeşmeye rağmen, o “mükemmel bütünlük”ten bahsetmek artık çok daha zor.

Sanayi üretimi artık birincil öneme sahip değil. Bilgi teknolojilerinin, hizmet sektörünün çok daha öne çıktığı bir ekonomik dünyadayız. Ne olursa olsun kalkınma yerine, çevreye olan duyarlılık öne çıkıyor.

Uluslar artık vatandaşlık ve milliyetçilik temelinde ortak kimlik vermekte zorlanıyorlar. Laiklik ve sekülerlik yapı ve zihniyet dünyalarının tersine, dinler ve dinsellikler hiç beklenmedik yeni tezahürler üretiyorlar. Cemaatçilik yepyeni biçimler altında yeniden ürüyor. Dinsel, modern, etnik, kültürel ya da siyasal, dindar bir kişi ya da siyasal bir lider etrafında sayısız yeniden cemaatleşmeye şahit oluyoruz.

İşte bu yüzden yaşadığımız dünyaya artık “modern” demekte zorlanıyoruz. Bu dünyanın “postmodern”, “hipermodern”, “refleksif (düşünümsel) modern”, “risk toplumu” gibi adları var. Elimizle tutamadığımız, giderek daha parçalanan, yarattığı soğuk dayanışma ağları ve adalet, eşitlik ilkeleri bile işlemeyen bir acayip toplumun farklı niteliklerine tekabül eden kavramlar bunlar.

Ancak bu karmaşık toplumun içinde bazı nitelikler var ki, eskiye kıyasla çok bariz oldu.

Bir zamanlar diğer niteliklerin mükemmel biçimde cilalayarak örttüğü ya da toplumsal mücadeleler sayesinde biraz olsun insanileşmiş kapitalist ilişkiler altındaydık.

Yeni zamanlarda neo-liberalizmin “mükemmel” ideolojik dünyası altında artık içinde oturulabilecek güvenebileceğimiz, modern bir evimiz yok. Artık güvenilecek eski usül dayanışma ağlarımız da yok.

Çok daha acımasız bir dünyada açık arazideyiz.

Bu “açık arazi”nin sonuçlarını de kısmetse haftaya yazacağım.

Ferhat Kentel

[email protected]

(Bas Haber)


Bültene kayıt ol