Hakan Tahmaz

Hakan Tahmaz son yazıları

Hakan Tahmaz tüm yazıları

23.05.2016 - 14:26

Kazananı olmayan oylama

AK Parti’nin, Kürd sorununda geleneksel devlet politikasının değişim sancılarını yaşadığı dönemin adı olan  “Kürd Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik ve Çözüm Süreci” gibi değişik adlarla tanımlanan arayışların sonucu dönüp dolaşıp aynı noktaya gelindi. Buzdolabında olan süreç, Meclis’te HDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması oylamasıyla nokta konuldu. 1990’lara geri dönüldü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rize’de halka hitaben yaptığı konuşmadaki “benim milletim, bölücü terör örgütünün destekçilerini bu parlamentoda görmek istemiyor” sözleri bu dönüşün açık ve net ilanı oldu.

Meclis’te, 2 Mart 1994 tarihinde DYP, ANAP, MHP, Refah ve küçük bir azınlık dışında SHP milletvekillilerin oylarıyla DEP milletvekilleri dokunulmazlıkları kaldırılmasında kurulan Kürd karşıtı Milli Birlik Cephesi yeniden kuruldu.

Dağda değil, ovada siyaset yapılmalı sözlerinin büyük bir lafazanlık ürünü olduğunu ortaya çıktı. Demokratik siyaseti güçlendirme siyasetini sürdürme ve sonuçlandırma cesaretini gösteremeyen Türkiye bir kez daha bölünme kâbusunun kurbanı oldu. Kazanalı olmayan bir oylamayla Kürd sorununda felakete doğru sürüklenen bir rotaya girdi. Buzlukta bekletilen çözüm sürecinin çözülmesi artık çok ama çok uzun süre alacak.

Dokunulmazlık oylaması Türkiye’de rejim/sistem değişikliği tartışması altında yapıldı. Bir anlamda Kürd karşıtı cephe bu değişiklik isteğinin basıncı karşısında daha fazla direnme gücüne sahip olmadığını göstererek değişikliğinin sınırını çizerek değişikliğe yol verdi. Partili Cumhurbaşkanlığına doğru gidişte sınır Kürdler. Sınır, Kürdlerin her türlü hak ve talebinin yine “terör ve bölücülük” olarak tanımlanması; Kürdlerin Kürd haklarıyla var olmalarının yarattığı büyük korku. CHP’nin kendisine bahane yaptığı referandum endişesinin arka planında bunlar var. Yapılan oylamada Türkiye bu korkuya bir kez daha yenik düştü.

Demokratik siyasetinin önüne büyük bir bölücülük çukuru kazıldı. Bu çukur, Kürd bölgesinde sokaklarda kazılan “hendeklere” karşı tepki olarak Mecliste kazıldı. Ama bu çukur artık sadece Kürdlere karşı olmakla sınırlı kalmayacak. Bizzat çukurun kazılmasında ortaklık edenler en büyük zararı görecekler. Kürd siyaseti Meclis dışı siyaset kanallarıyla kendini var etmeye çalışırken CHP ve MHP kendi sıkışmış alanlarında etkisiz birer aktör olarak aylardır bir taraflarını yırttıkları “saray” karşısında dizlerini üzerinde çokmuş duracaklar.

Çözüm sürecinin 7 Haziran seçimleri öncesi bitirilmesiyle Türkiye’nin adım adım sürüklendiği bu noktadan çıkışı oldukça zor ve ağır bedeller ödeyerek olacaktır. Her şeyden önce demokratik siyaset zemini çok büyük yara aldı. Her kim ki, bunun farkında olmadan veya hafife alarak siyaset inşa eder bu siyasal krizin derinleştirir. Ayrıca da en küçük bir şansı ve başarı ihtimali olamaz. HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın ellerine takılmak istenen kelepçenin Türkiye’nin ayaklarına pranga vurmak olacağının farkında olmayanların veya kinden, korkudan, ikbal avcılığından bunu göremeyecek kadar gözleri kör olanlarının demokratik siyaset zemininde yürüyecekleri yol yoktur.

Mecliste dokunulmazlıklara dokunma sürecinde hukukun araçsallaştırılmasının bir sonucu olarak güvensizlik daha da derinleşti. Güvensizliğin giderilmesinin imkânsızlığının kıyılarına varıldı. Bu noktadan istendiğinde çıkış olamayacak, sancılı ve büyük toplumsal kırılmalara yol açacak bir güven sorunuyla karşıya olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmek durumundayız.

Devlet, 1994 yılında Şam’daki PKK lideri Abdullah Öcalan ile devlet arasında ulaklık yapan DEP milletvekillilerini ve Oslo sürecinde Kandil’den, Maxmur’da devletin bilgisi ve gözetimi altında getirdiği PKK’lileri cezaevine koydu. Şimdi de MİT aracıyla getirilen mektubu 2013 Amed Newroz mitinginde okuduğu için Sırrı Süreyya Önder’i yargılamaya kalkışırsa devlet,  doğal olarak ortada güvenin zerresi kalmaz. 

Dokunulmazlığa dokunan Kürd karşıtı milli cephe, güvensizliği derinleştirdi, devlet elleriyle duygusal  “Kürdistan’ın” inşasına devam ediliyor. Bu nedenle belki de asıl şimdi artık hiçbir şey eski gibi olamaz demek gerekiyor. Dokunulmazlık oylamasının sonuçlarıyla yeni dönem başlatıldı.

Hakan Tahmaz

(Bas Haber)

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol