Tuna Emren

Tuna Emren son yazıları

Tuna Emren tüm yazıları

20.10.2022 - 13:25

Amazonları kurtarabilmek için Bolsonaro’dan kurtulmak gerekiyor

Jair Bolsonaro, Amazon ormanlarında muazzam ölçekli bir yıkıma sebep oldu.

Bu çevre suçlusu aşırı sağcı, Amazonlardaki ormansızlaştırma faaliyetlerine destek verdiği için, sadece üç yıl içinde asgari 10.000 kilometrekarelik orman arazisi kaybedildi.

Hayati bir ekosistemi hiç umursamadan yıkıma sürükleyen Bolsonaro'nun 2019'dan bu yana devam eden iktidarında yasadışı ormansızlaştırma faaliyetleri, önceki on yıla kıyasla yüzde 75 gibi inanılmaz bir oranda artış gösterdi. Son araştırmalar, Brezilya Amazonlarının takriben yüzde 18'inin katledildiğini söylüyor ki yağmur ormanları arazisinin yüzde 60'ının Brezilya sınırları içinde bulunduğu düşünülünce yıkımın boyutları daha iyi anlaşılabilir.

Brezilya Uzay Araştırma Ajansı INPE'nin uydu verilerine göre, bu yıkımın kapsamı ve şiddeti de gün geçtikçe arttı. Eylül ayında yapılan değerlendirme, ormandaki tahribatın 2021 Eylül'üne göre yüzde 47,7 artmış olduğunu gösteriyor. Ormansızlaştırma faaliyetlerine bu hız ve ölçekte devam edilince Amazon yangınlarının sayısı da bir önceki yıla kıyasla yüzde 147 gibi muazzam bir oranda yükselişe geçti. Bu sırada Bolsonaro da kendisini aklama çabasıyla, yangınların verdiği zararı ortaya koyan araştırma enstitüsünü ve çevrecileri suçluyordu.

Amazon ormanları, yangınların kendiliğinden ve düzenli olarak başlayabileceği bir ekosistem değil. Buradaki yangınların çok büyük bir kısmına insanlar neden oluyor. Sayılarının artmış olmasının başlıca sebebi ağaçların kesilmesiydi, çünkü yangınların birçoğu, tarım ve hayvancılık arazisi açmak üzere, kasten çıkarıldı.

Bu çevre yıkımının ardındaki temel unsur, Bolsonaro’nun sığır üretimini artırma sevdası ve sayıları artan sığırlar için hayvan yemi olarak kullanılması amacıyla soya fasulyesi yetiştirme girişimlerine onay vermesiydi. İstediği oldu; Brezilya, dünyanın en büyük sığır eti ihracatçısı durumuna geldi ve ABD, Çin gibi büyük pazarları ele geçirdi. Ancak, bu yangınlar yüzünden kurak mevsimlerin süresi uzadı, ormansızlaştırılmış arazilerin yakınındaki bölgeler de yangın riskine açık hale geldi. Dahası, Amazon yangınları küresel sera gazı emisyonlarını da önemli ölçüde (yüzde 10 oranında) artırdı.

Bolsonaro’nun iktidara geldiği 2019 yılından önceki ormansızlaşma grafikleri, çevre katliamı suçlarının azaldığını gösteren düzenli bir iniş eğilimi yaşandığını ortaya koymuştu. Bunun sebebi de yağmur ormanlarının korunmasını sağlayan yasal bir eylem planının yürürlükte tutulmasıydı. Ne var ki, yasadışı kerestecilerin gelişigüzel ilerlediği Bolsonaro döneminde, bu gözü dönmüş çevre suçlusu, yıkım girişimlerini sözleri ve eylemleriyle desteklemekle kalmayıp, kendisine engel olabilecek kurumları da devreden çıkarmaya çalıştı. Çevre Bakanlığı ve ona bağlı kurumların yıllık bütçelerini kıstı, hepsinin yetkilerini kısıtladı, kendisine karşı çıkanların işten çıkarılmasını istedi.

Amazonları kurtaramazsak iklim çöküşü hızlanır

Bölgenin yerli toplulukları yaşananları şöyle tarif ediyor; önce değerli ağaç gövdelerini alıyor, sonra ormanı bir veya iki defa ateşe vererek otlak arazisine dönüştürmeye çalışıyorlar.

Amazon haber bülteni Sumaúma'nın bildirdiğine göre, son dört yılda 2 milyardan fazla ağaç kesildi, 3,8 milyon maymun ve 89,9 milyon kuş öldürüldü.

Amazon ormanları, gezegendeki en önemli karbon yutaklarından biri. Yani atmosferdeki karbon fazlasını çekip iklim krizinin ölümcül etkilerini azaltan bir denge unsuru gibi davranıyor.

Yerküre iklim sisteminin devrilme noktalarından biri olduğu için, Amazon havzasındaki orman örtüsünde yaşanacak yüzde 20-25'lik bir kayıp tüm dünyayı kaçınılmaz bir felakete sürükler. Dolayısıyla, Bolsonaro’nun dört yıl daha iktidarda kalması, Amazonların sonunu getirip iklim çöküşünü hızlandıracak olması açısından, hepimizi, göze alamayacağımız çok büyük bir riskle karşı karşıya bırakır.

Sağcı popülist Bolsonaro’ya göre iklim krizi diye bir şey de yok. Buna mecbur kaldığı için göstermelik bir taahhütte bulunup 2050’yi hedef alan bir ‘net sıfır’ planı açıkladı. Daha doğrusu, ortada bir plan olduğu da söylenemez. Güncel veriler, Amazonlardaki yıkımdan kaynaklı CO2 yoğunluğu artışının, önceki sekiz yılın ortalamasına göre iki katına çıktığını gösteriyor.

Yağmur ormanlarının geleceği başkanlık seçimlerine endekslendi

İklim çöküşüne karşı mücadelede hayati bir önem taşıyan Amazonların geleceği, yaklaşan seçimlerin sonuçlarına bağlı olacak gibi görünüyor.

Yağmur ormanlarını korumakla yükümlü devlet kurumlarını zayıflatan, yerli halkların topraklarını işgale girişen, Amazon bölgesini ekonomik sömürü için kullandığını gizleme gereği bile duymayıp tarım ve madencilik girişimlerine daha fazla arazi açacağından bahsetmeye devam eden Jair Bolsonaro, Luiz Inacio Lula da Silva ile yarıştığı başkanlık seçimlerinin 30 Ekim'de gerçekleştirilecek ikinci turunda bir kez daha başkan seçilmeyi, böylece tüm dünyayı bir uçuruma sürükleyecek planlarına rahatça devam edebilmeyi umuyor.

2003-2010 döneminde iktidarda olan rakibi Lula ise, seçildiği takdirde, Amazonları koruma çabalarını canlandırmaya, yasadışı altın madenciliğini sonlandırmaya ve yerli halkları temsil edecek bir bakanlık kurmaya söz verdi, iklim kriziyle mücadeleyi “mutlak bir öncelik” olarak ele alacağını söyledi.

Oxford Üniversitesi Uluslararası Uygulamalı Sistem Analizi Enstitüsü (IIASA) ve Brezilya Uzay Araştırmaları Enstitüsü (INPE) araştırmacıları tarafından yapılan bir analize göre, ikinci turda solcu başkan adayı Lula’nın kazanması, Amazonlardaki çöküşü, önümüzdeki on yıllık dönemde yüzde 89 oranında geriletebilir.

Açıkça ortada olduğu üzere, Amazonların kurtulabilmesi için Bolsonaro’dan kurtulmak gerekiyor.

Brezilya, bir yandan ormansızlaştırmadan kaynaklı CO2 emisyonları, diğer taraftan orman örtüsünün tamamen ortadan kaldırıldığı bu arazilerde yürütülen tarım ve otlatma faaliyetleri nedeniyle açığa çıkan metan yoğunluğu yüzünden, dünyanın altıncı en büyük sera gazı üreticisi durumuna geldi.

Lula’nın zaferinin 2030 yılına kadar 75.960 km2'lik yağmur ormanı arazisini kurtarabileceğini gösteren hesaplamalar, bu iyileştirme sayesinde ülke emisyonlarının önemli ölçüde azalacağını da vurguluyor.

Orman Kanunu uygulanırsa, orada kendilerine arazi açmış olan tüm arazi sahipleri, yasadışı yollarla ormansızlaştırdıkları muazzam ölçekteki orman arazilerini yeniden ağaçlandırmak zorunda kalacak. Dolayısıyla, ekosistem restorasyonu ve ağaçlandırma çalışmalarının bir arada yürütüldüğü bir senaryoda, bundan kaynaklı emisyonların 2035 yılına dek tamamen sonlandırılabileceği anlaşılıyor ki bu da, yeniden ağaçlandırılan arazilerin 2040 yılı civarında tekrar bir karbon yutağı olarak çalışmaya başlayacakları anlamına gelir.

Bolsonaro’nun küresel bir tehdit olduğu ortada. Ondan kurtulmak yalnızca Brezilya halkları için değil, hepimiz için son derece önemli ve acil bir görevdir.

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol