Sibel Erduman

Sibel Erduman son yazıları

Sibel Erduman tüm yazıları

01.08.2022 - 15:58

Frontex, sınır kontrolü ve Ege’deki göçmenlerin geri itilmesi

 “Avrupa Birliği'nin dış sınırlarını korumakla görevli Frontex teşkilatının eski başkanının, Yunanistan'ın göçmenleri hukuksuz bir şekilde Türkiye'ye geri göndermesinden haberdar olduğu hatta bazılarını kısmen finanse ettiği ortaya çıktı.” (EuroNews)

Eski başkan Fabrice Leggeri Nisan ayı sonunda istifa etmiş. Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) tarafından hazırlanan ve Alman Der Spiegel dergisi ve Fransız Le Monde gazetesine sızdırılan raporda da Frontex'in bu hukuk dışı ve zaman zaman şiddet kullanılan iadelerden en başından beri haberdar olduğu ortaya çıkmış. 

Frontex’in web sitesinde, 2004 yılında Dış Sınırlarda Operasyonel İşbirliğinin Yönetimi için Avrupa Ajansı olarak kurulduğu ve öncelikle sınır kontrol çabalarının koordinasyonundan sorumlu olduğu ve görev süresinin uzatılıp tam teşekküllü bir Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansına dönüştürüldüğü yazıyor.

 Ve şimdi ile 2032 arasında AB sınır ve göç yönetimini nasıl etkileyebileceğine dair öngörü sunan Stratejik Risk Analizi 2022'yi yayınladığı bildiriliyor. Analiz Güvenlik, demografi, iklim değişikliği, eşitsizlikler, sağlık sorunları ve yönetişim sistemleri gibi en yüksek etkiye sahip altı mega trendi ele alıyormuş. AB düzeyinde ve ulusal düzeyde stratejik tartışmaları kolaylaştırmak için alternatif gelecek senaryoları sunuyormuş. (Bu trendleri nasıl ele aldığı ve sunduğu alternatif gelecek senaryolarının ne olduğundan bahsedilmiyor)

Bu arada Frontex'in bütçesi 2015 için 143 milyon Euro'dan 2021 için 543 milyon Euro'ya yükselmiş ve ajansın personelinin 2027 yılına kadar 10 bine ulaşması planlanıyormuş.

Trendler ve alternatif senaryolar hakkında bilgi vermeyen bu stratejik analize rağmen görünen o ki uygulamada genellikle olduğu gibi, günümüzün küresel kapitalizmine içkin sorunların nedeni, dışarıdan davetsiz misafire yüklenmiş gözüküyor.

Bizim ülkede olduğu gibi Avrupa’da da göçmen düşmanlığının başta ekonomik olmak üzere ‘yaşam tarzı’ üzerinden giden argümanları var. En başta Frontex’e ayrılan bütçeye bakalım; 543 milyon Euro. Çok kompleks bir sistem deniliyor ya kapitalizm için ama bu kompleks sisteme naif sorular sorduğumuzda aslında o kadar da kompleks olmadığını görebiliriz. Tüm bunların birilerinin verdiği politik ve ekonomik yanlı kararlarından dolayı olduğunu bıkmadan söylemek lazım belki de. Neden 543 milyon Euro tüm dünyayı ve özellikle yoksul ülkeleri felakete götüren iklim kriziyle baş etmek için (önlemek için demiyorum artık önlenemez boyutta) ayrılmıyor. Göçlerin en önemli nedeni iklim krizi ve savaşlar (savaşların çoğu da gene doğal kaynakların tarumar edilmesi)

“Yaşam tarzı”na gelince, aslında, yeryüzünde yabancı olmanın getirdiği bir şey değil mi bu? Belirli bir “yaşam tarzı” sadece bir dizi soyut – Hıristiyan, Müslüman – “değerlerden” daha çok, günlük pratiklerde cisimleşen bir şey değil mi? Nasıl yiyip içtiğimiz, şarkı söylediğimiz, seviştiğimiz, otoritelerle nasıl ilişki kurduğumuz gibi. Bunlar bizim ikinci doğamız, bu yüzden doğrudan "eğitim" den çok daha radikal bir şeye ihtiyaç var,  âdetlerimizin ve ritüellerimizin ne kadar aptalca anlamsız ve keyfi olduğunu düşündürten bir deneyim gerekiyor belki - kucaklama şeklimizde, öpüşme şeklimizde, kendimizi yıkama şeklimizde, yemek yerken davranış şeklimizde doğal olan bir şey yok. Yani mesele yabancılarda kendimizi tanımak değil, içimizde bir yabancıyı tanımaktır - Avrupa modernitesinin en iç boyutu da budur aslında. Ama öyle görünüyor ki Avrupa, modernitesinin (kapitalizminin) feodal parçasını, yeni zenginlerinin tüm ayrıcalıklarını koruma peşinde.

Tüm bunlarla birlikte başta Amerika olmak üzere dünyada yeniden sınıf mücadelesi, sosyalizm nedir konuşuluyor ve özellikle gençler artık bir dönemin bittiğini bizzat yaşıyor. Bu sisteme karşı naif sorular sormaya devam edip örgütlenmek gerektiğini her türlü olumsuzluğun içinde tek alternatif yol olduğunu ancak bu yolda yürünebileceğini yoksa yolun çoğunluk için tıkalı olduğunu söylemek ve yürümek lazım.

SEÇTİKLERİMİZ


Bültene kayıt ol