İktidar demokrasiyi öldürüyor

19.05.2022 - 11:03

CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında il başkanı seçilmesinin hemen ardından başlayan soruşturma 22 Mayıs 2019’da düzenlenen iddianameyle bir davaya dönüşmüştü. Şimdi dava sonuçlandı. Kaftancıoğlu’na yöneltilen “Silahlı terör örgütü propagandası yapma” ile “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlarından verilen mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından bozuldu. Fakat “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılamak” suçlarından verilen mahkûmiyet kararları Yargıtay tarafından onandı. Öyle bir ceza ayarlaması yapılmış durumda ki Kaftancıoğlu hem hapis yatmıyor ama öte yandan da siyaseten yasaklı hale getiriliyor!

Şok ve dehşet politikası

İktidar, hukuktan geriye hukuksal metinlerin bile kalmadığı bu hukuk cinayetlerine, iktidarını pekiştirme aracı olarak bakıyor. Bu “hukuki” adımla hem muhalefetin tüm saflarını korkutuyor hem de gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi hareketsiz kalmasını sağlıyor. Osman Kavala’nın hiçbir delil gösterilmeden yıllarca tutuklu kalması ve üstüne bir de müebbet hapse mahkûm edilmesi, katılmadığı kesin olan toplantılara katıldığı iddia edilen ama kanıtlanamayan insanların 18’er yıl hapis alması, 2013 yılında atılan sosyal medya mesajlarının 9 sene sonra tutuklanmaya konu yapılması, bu muhalefeti şok ve dehşet içinde bırakmanın araçları.

2015 yılında iki seçim arasında terörize edilen siyaset alanı Gülten Kışanaklar, Demirtaşlar, Kavalalar, Barış Akademisyenleri, KHK’lılar, HDP belediye başkanları, HDP milletvekilleri, Gezi davası, Kobanê davası, sabah operasyonları, Cumhuriyet gazetesi operasyonları, Aydın Enginlerin hapse atılması, Ahmet Şık’ın 2016 yılında bir kez daha gözaltına alınması, Özgür Gündem’le dayanışmak için nöbetçi editörlük yapan Büşra Ersanlı, Necmiye Alpay gibi isimlerin tutuklanması, Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanması, Enis Berberoğlu’nun, Atilla Taş’ın, Murat Aksoy’un tutuklanmaları, “sert” haberler yapan gazetecilerin tutuklanması, uzun süre hapis yatanların beraat ederken daha hapishane kapısından çıkmadan yeniden tutuklanması, Büyükada’da casusluk davası ve insan hakları aktivistlerinin göz altına alınması, tutuklanması…

Şimdi sırada Canan Kaftancıoğlu’na siyaset yasağı var.

Suçlananlar arasına örülen duvarlar

Tutuklananlardan bir kısmı liberal, bir kısmı iş insanı, bir kısmı sinemacı, bir kısmı gazeteci, bir kısmı, bir bankaya para yatıran, bir kısmı darbecilikten tutuklanan, bazıları Fethullahçı darbecilikle bazıları PKK üyesi olmakla, bazıları PYD’nin propagandasını yapmakla, bazıları tam bir kokteyl terör örgütü tanımı içinde davranmakla suçlanan insanlar olduğu için yargısal otoriterizmin mağdurları arasına Çin Seddi çekiliyor.

İktidar neye güveniyor?

İktidar öncelikle muhalefetin sağcılığına güveniyor. Yıllardır sağa çektiği siyaset zemininin muhalefetin düşünce alışkanlıklarını kesinlikle belirlediğini biliyor. Bu konuda yanılmıyor. Dış politika, muhalefetin hızla iktidarın dümen suyuna girdiği bir alan oluyor. Sınır ötesi harekatlar da ha keza. İç politikada, göçmen konusunda yerlilik ve millilik konusundaki yabancı düşmanlığında muhalefet iktidardan daha berbat bir hatta. 1915’le yüzleşme konusunda iktidar belki bir adım daha “olumlu” bir noktada duruyor. Kürt sorununun çözümü konusunda muhalefetin bazı bileşenleri iktidarla sağcılık yarışı içindeler.

Her şeyi seçime ertelemek

İktidarın güvendiği ikinci nokta muhalefetin de değişimin sadece seçimle olacağını önermesi. İktidar sokak eylemlerini, mitingleri ve gelişmelere sokakta tepki vermeyi darbecilikle suçluyor ve provokasyon yaratma girişimi olmakla damgalıyor. Muhalefet ise parlamenterist hayallere aşırı bir şekilde teslim olduğu ve öte yandan da sokak eylemlerine dahil olarak iktidar tarafından deklase edilmekten korktuğu için yapıyor.

Muhalefet açısından buradaki ana çelişki şu: Demokratik, anayasal bir hak olan kitlesel eylem yapma hakkını terörle ilişkilendirmesinden korktuğu bir iktidarın, seçim sürecini demokratik kurallara göre düzenleyeceğine inanıyor. Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası veren bir yargının Kemal Kılıçdaroğlu’nu siyaseten yasaklı ilan etmesinin önündeki engel ne olabilir? CHP’nin il başkanına siyaset yasağı getirilirken, CHP’nin kendisine ne yapılmış olunuyor?

Kaçan fırsatlar

Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin gasp edilmesine yüz binler harekete geçirilerek yanıt verilmedi. Pandemi döneminde yapılan benzeri görülmemiş adaletsizliklere ve sadece patronların korunmasına kitlesel yanıt verilmedi. Milyonların öz hareketi olan Gezi direnişi davasında yargılananlara yığınların eylemiyle destek verilmedi. Esas olarak iktidarın yönetememesiyle tetiklenen ekonomik krizin yarattığı fakirleşmeye açlar ordusunun eylemleri örgütlenerek yanıt verilmedi. HDP’li vekiller, belediye başkanları tutuklandığında “Olmaz!” denilerek yanıt verilmedi. “Derinlerin” adamı Sedat Peker’in sadece minik bir bölümünü sergilediği ama hepimizin bildiği yolsuzluklara karşı büyük bir hareket örgütlenmedi. 

Sokak korkusundan kurtulmak zorundayız!

Kadınlar, LGBTİ+’lar, Newroz’da Kürtler, sendikasız işyerlerinde işçiler, sağlık emekçileri bu korku imparatorluğunun tuğlalarını sık sık sarsıyor. Tüm mağdurlar, milyonların hareketi içinde bir araya gelmeli ve meydan okumalı.

Karamsar kehanetlerden kurtulmak zorundayız!

Karanlık dehlizlerde yapılan planlamalar, milyonlarca insanın kendi eyleminin yarattığı sokakların şeffaflığında tuzla buz olmak zorunda. Kimsenin provoke edemeyeceği şeffaflıkta, netlikte, kitleselliğiyle tek tek muhalifleri koruyacak, herkese güven duygusu aşılayacak, iktidarın baş edemeyeceği bir demokrasi mitingi/yürüyüşü inşa edilebilir. Sadece CHP’nin yapacağı bir yürüyüş değil. Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a yürümüştü. Şimdi Türkiye’nin tüm illerinden Ankara’ya yasal bir miting yapmak için yürünebilir. 

Böyle bir miting, hem Canan Kaftancıoğlu’nun siyaset yasağını püskürtür hem yasaklı diğer siyasetçilerin özgürlüğünün kapısını aralar, hem milyonlarca yoksulun öfkesini açığa çıkartacağı bir alan olur hem de hepimiz emin olalım ki tüm çözümün adresi olarak görülen seçimin garantisi ve güvenliği bile böyle bir mitingin şimdiden örgütlenmesiyle sağlanabilir ancak.

Yürüyüş ve miting yapmak hâlâ bir hak.

Şenol Karakaş

(Sosyalist İşçi)



Bültene kayıt ol