Başkanlık sistemine geçildikten sonra yapılan ilk seçimlerden hemen önce, 15 Mayıs 2018’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan yabancı finans kurumları yöneticileri ile Londra’da bir görüşmeye yaptı. Görüşmelerde Cumhurbaşkanı, Merkez Bankasının bağımsızlığının artık söz konusu olmadığını, başbakanın olmadığı bu sistemde tüm yürütme gücünün kendisinde toplanacağını, “faizin sebep, enflasyonun sonuç” olduğunu, faizleri düşüreceğini açıkladı.
15 Mayıs tarihinde açıklanan bu politika, daha sonraki yıllarda TL’de ortaya çıkan değer kaybının, Türkiye’de artan yoksullaşmanın, hayat pahalılığının en temel sebebidir.
24 Haziran 2018 seçimlerinde cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, Maliye Bakanı olarak Berat Albayrak’ı atadı ve sonrasında da bir daha TL’nin yüzü gülmedi. TL sürekli değer kaybetti, enflasyon sürekli arttı. 2018 Ağustos’ta ortaya çıkan rahip Brunson krizi büyük bir kur şokuna dönüştü.
Yabancı kapitalistler paralarını kurtardı
Ancak 2019 yılı başında, Türkiye’de parası olan ve bu parayı dövize çevirip çıkmak isteyen yabancı kapitalistlere bir piyango vurdu.
Yeni Ekonomi Bakanı Berat Albayrak, yerel seçimler öncesi Merkez Bankası rezervlerini kapı arkasından satıp Türk lirasının değerini bu yöntemle koruyabileceği hayaline kapıldı.
2019 Mart ile 2020 Mart arasındaki bir yılda bu furyadan faydalanan yabancı kapitalistler 50 milyar dolara yakın dövizi 5,30 ile 6,50 arasındaki uygun fiyatlardan satın alma şansı buldular.
Rezervlerden yaklaşık 128 milyar dolarlık satışın yapıldığı bu dönemde önemli sayıda yerli kapitalist de fırsattan istifade ederek TL varlıklarını dolara, euro’ya dönüştürdü.
Ekonomik felaketin rakamlarla ifadesi
Merkez Bankasının ve ekonominin Erdoğan tarafından tek elden yönetildiği 2018-2022 dönemi sonunda karşılaşılan ekonomik durum aşağıdadır:
Kurlar:

Doların Türk lirasına karşı değeri 2014 Mayıs-2018 Mayıs arasında ikiye katlanırken sonraki dört yıllık dönemde dörde katlandı.
Enflasyon:

2014 Mayıs-2018 Mayıs arasındaki dört yılda birikimli olarak TÜİK’e göre %43 artan tüketici fiyatları 2018 Mayıs-2022 Mayıs arasında %164 arttı.
Üretici tarafında ise 2014-2018 arası dönemde yine TÜİK’e göre %43 artan fiyatlar 2018-2022 arasında bu kez %316 arttı.
Risk primi:
