DSİP’in açıklaması şöyleydi:
Okullar iki gün üst üste cinayetlerle sarsıldı. Önce Urfa sonra da Maraş’ta yaşanan silahlı saldırılarda öğrenci ve öğretmen çok sayıda kişi hayatını kaybetti, ağır yaralılar var. Henüz bir buçuk ay önce öğretmen Fatma Nur Çelik, İstanbul’da okulunda bıçaklanarak öldürülmüştü. Çelik güvende olmadığını defalarca dile getirmiş ancak buna rağmen önlem alınmamıştı. Okullar giderek bir şiddet sarmalının içine sıkışıyor.
Her şeyden önce şunu söylemek gerekiyor: AKP-MHP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun birinci dereceden sorumlularıdır. Yoksulluğun giderek arttığı bir ortamda eğitim emekçilerinin de öğrencilerin de ihtiyaçlarına kulak tıkayan, eğitim sistemini iktidar mekanizmasının bir tür uzantısına dönüştüren, öğrencilerin gıda ihtiyacını bile karşılamadığı gibi, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) adı altında çocuk işçiliğini meşrulaştıran, öğretmenleri itibarsızlaştıran, onları CİMER ihbarları ve fiziksel saldırılar karşısında korumasız bırakan, okullarda şiddet ortamının oluşmasına göz yuman bakan Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir!
Mutlaka dikkat edilmesi gereken bir nokta sadece çocukları değil tüm toplumu sarmakta olan şiddet ortamıdır. Her alanda kutuplaşan, güvencesizleşen, yoksullaşan, baskı altına alınan, cinsiyetçiliğin ve düşmanlaşmanın bizzat iktidar eliyle yaygınlaştırıldığı, çeteleşmenin her yana yayıldığı bir toplumda şiddet bir toplumsal gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Suça sürüklenen çocuklar meselesini bunlar olmadan anlamak, cezayı bizzat sistemin mağduru olan bu çocuklara kesmek mümkün değildir. Meseleyi kolayca bir güvenlik sorununa indirgemek ne doğrudur ne de sorunu çözebilir. Mesele güvenlik değil, hayatımızı bir bütün olarak saran güvencesizliktir!
Böyle bakıldığında ne Bakan Tekin’in “İçişleri Bakanlığımız ile güvenlik tedbirlerini gündeme alıyoruz” demesi ne de ana muhalefet partisi CHP’nin 65 bin uzman çavuşun okullarda görevlendirilmesi önerisi gerçekçidir. Yapılması gereken sokaklarda direnen eğitim emekçilerinin seslerine kulak vermek, eğitimi şiddetten, cinsiyetçilikten, ayrımcılıktan ve sömürüden arındırılmış bir temelde yeniden yapılandırmaktır.
DSİP, tüm işçi sınıfını ve ezilenleri okullarındaki şiddete karşı direnen eğitim emekçilerinin yanında olmaya, tüm şehirlerde Eğitim Sen’in eylemlerine destek olmaya çağırıyor.