Dünyada dev filistin eylemleri
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sonuçları ağırlaştıkça sürekli olarak büyüyen miting ve yürüyüşler dünyanın birçok ülkesine ama özellikle de İsrail’e destek veren Batılı ülkelere yayıldı.
Daha kasım ayında Washington şehrinde Amerikan tarihinin en büyük Filistin’e destek mitingine 300 bin kadar barış aktivisti katılmıştı. Belçika ve ABD’de ise bazı limanlarda İsrail’e askeri malzeme taşıyan gemiler sendikalar tarafından boykot edildi ve yükleme yapılmadı. Londra’da da 1 milyon kadar kişinin katıldığı dev bir Filistin’le dayanışma gösterisi düzenlendi.
17 Şubat’ta Gazze için Küresel Eylem Günü gerçekleşti. Dünyanın 45 ülkesinde 100 kadar şehirde yüz binlerce kişi ateşkes talebiyle sokaklara indi. En büyük gösteriler yine Londra’da 250 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti.
Ürdün, Mısır, Tunus ve birçok Ortadoğu ülkesinde ramazan ayında büyük gösteriler oldu. İftar vakitlerinde Ortadoğu devrimlerindekine benzer sloganlarla Filistin dayanışma eylemleri gerçekleşti.
Nisan ayında Berlin’de Uluslararası Filistin Kongresi düzenlendi ancak kongre Almanya polisi tarafından basılınca online olarak gerçekleştirilebildi. Haziran ayında ise İsviçre’de Filistin Küresel Mahkemesi kuruldu. Bir araya gelen yüzlerce hukukçu İsrail’in suçlarını sürekli olarak takibe alan bir mahkeme kurmuş oldular.
Tüm bu eylemler sayesinde Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davanın ara kararında mahkeme, İsrail’e “soykırımın doğrudan teşvikinin engellenmesi ve cezalandırılması için önem alma” emri verdi. İsrail kararı tanımasa da İsrail devleti ilk kez uluslararası arenada soykırımcı damgası yedi ve İsrail’i eleştirmenin antisemitizm olduğu iddiası en yüksek mahkeme tarafından çürütülmüş oldu.
Ardından da Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı, Gazze’deki savaş nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant ile üç Hamas lideri hakkında yakalama talebinde bulundu.
Küresel eylemler düzenin savunucusu konumundaki uluslararası örgütleri dahi harekete geçmeye zorlayarak İsrail’i tarihi boyunca hiç yaşamadığı bir meşruiyet krizine sokmuş oldu.
Üniversitelerde Filistin dayanışma kampları
Nisan ayında üniversiteler de hareketlendi. ABD’de Columbia Üniversitesi öğrencileri kampüs içerisinde dayanışma kampı kurdu. Öğrenciler üniversitenin İsrail’le ilişkisini kesmesini talep etti. Ancak rektörlük, kampı polis gücüyle sert bir şekilde dağıttı.
Polisin sert müdahalesi çadır kamplarının ve eylemlerin birçok üniversiteye yayılmasına neden oldu. Nisan ayının sonuna gelindiğinde kampların kurulmaya başlandığı 12 gün içerisinde ABD’de onlarca üniversitedeki eylemlerde 1.800 kişi gözaltına alınmıştı.
Tüm bu baskılara rağmen üniversitelerde başlayan mezuniyet törenleri de çok renkli Filistin protestolarına sahne oldu. Onlarca üniversitede öğrenciler diploma veren rektörlere ve dekanlara Filistin bayrakları verdi, kefiyeler giydi, Filistin bayrakları açtı ya da rektörlerin konuşmalarını protesto ederek konuşma sırasında sloganlarla törenleri terk etti. Filistin yanlısı öğrencilerini gözaltına aldırıp uzaklaştıran Columbia Üniversitesi ise bu eylemler sonrası geleneksel mezuniyet törenini düzenlemeye cesaret edemedi.
Filistin dayanışma eylemleri ve çadır kampları Avrupa üniversitelerine de yayıldı ve üniversite kurumlarını harekete geçirdi. İngiltere, Fransa, İspanya, İrlanda, Belçika, Hollanda, Almanya ve daha birçok ülkede öğrenciler üniversitelerin İsrail ile ilişkilerini kesmesi talebiyle eyleme geçtiler. Buralarda da öğrencilere çok sert polis saldırıları oldu ancak eylemler yayılmaya devam etti.
Dünya “yeni bir 68 Hareketi mi?” tartışması yapmaya başladığı sıralarda ABD’de ve diğer ülkelerde bazı üniversiteler öğrencilerin taleplerini kabul etti ve öğrenciler zafer kazanarak çadır kamplarına son verdi.
İspanya’da ise 77 üniversite, barış ve uluslararası hukuka uyulması konusunda kesin bir açıklama yapmayan İsrailli üniversitelerle ilişkilerini keseceklerini açıklayan ortak bir mektup yayınladı.
Türkiye’de Filistin eylemleri
7 Ekim sonrasında Türkiye’de de direnişe destek veren ve İsrail işgaline karşı çıkan platformlar oluştu: Filistin’e Özgürlük Platformu, Direniş Çadırı, Filistin için Bin Genç ve dahası.
Filistin’e Özgürlük Platformu (FÖP) ilk eylemlerine insan zincirleriyle başladı. İstanbul, Ankara ve İzmir’de yüzlerce kişinin katıldığı eylemler gerçekleştirildi.
Ocak ayında ise Kadıköy’de düzenlenen Özgür Filistin Konseri’nde 20 müzisyen yer aldı. Konser gecesinde Filistinli grup Le Trio Joubran, ünlü Leve Palestina şarkısının yazarı ve Kofia grubunun kurucusu George Totari, Filistin Devleti Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa ve Filistin Dostluk Derneği’nden Rajeh Nassar da birer mesaj gönderdi.
FÖP’ün bir sonraki büyük etkinliği mart ayında gerçekleştirdiği Vicdan Mahkemesi oldu. İnsan hakları savunucuları ve hukukçulardan oluşan bir Vicdan Heyeti’ne haftalarca çalışarak 15 ayrı konuda rapor sunan aktivistler İsrail’in soykırım yapmakta olduğunu ve savaş suçu işlediğini Gazze’den çok sayıda şahidin görüşlerine de yer vererek anlattı. Raporları değerlendiren Vicdan Heyeti “Bu veriler bizim açımızdan 12 Ocak 1951’de yürürlüğe giren Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2. maddesine göre çok açık bir soykırım girişimidir.” şeklinde karar aldığını kamuoyuna duyurdu.
FÖP, Uluslararası Adalet Divanı’nda başlayan dava süreçlerine Türkiye’nin de İrlanda ve Nikaragua gibi müdahil olması ve İsrail’le tüm ilişkilerin kesilmesi talepleri etrafında bir de imza kampanyası başlattı.
Son olarak Refah’a yönelik saldırı ihtimaline karşılık üç ilde Gözler Refah’ta eylemleri gerçekleştiren FÖP aktivistleri bu sırada Direniş Çadırı’yla ortak eylemler yaptı ve Azerbaycan’ın fosil yakıt şirketi SOCAR’ın İsrail’e petrol ve gaz satışını protesto ederken gözaltına alınan Filistin için Bin Genç aktivistlerinin serbest bırakılması için eylemlere destek verdi.
İsrail’in kuruluş günü olan ve Filistinlilerin Büyük Felaket dedikleri Nakba’nın yıl dönümünde FÖP dahil birçok bağımsız Filistin platformu ve sol örgüt bir araya gelerek bin kişinin katıldığı büyük bir yürüyüş gerçekleştirdi. Sonrasında ise eylemi örgütleyen örgütler Filistin Eylem Komitesi’ni kurarak birleşik mücadeleyi sürdürme kararlılığında olduğunu gösterdi.
Özdeş Özbay
(Sosyalist İşçi)