Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri’nde 519. hafta: “Devletin gözaltında kaybettiği kadınları unutmayacağız”

Cumartesi Anneleri, 519. haftalarında, gözaltında kaybedilen kadınlar için bir araya geldiler.

Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi olan Zeynep Yıldız, bu haftaki oturma eylemine “519. haftanızda 8 Mart’a girerken devlet kaynaklı şiddetin en vahşi uygulaması olan gözaltında kaybetme suçunun hedef aldığı kadınları anıyoruz… Kadınlar, erkek egemen sistemin kendilerine biçtiği rolü reddettikleri için gözaltında kaybedildiler” sözleriyle başladı.

“Aramızdan alınan tüm kadın arkadaşları saygıyla anıyorum”

1995’te İzmir’de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, konuşmasına, cezaevlerindeki tüm kadın arkadaşları selamlayarak başladı:

“Benim devlete olan düşmanlığım 1995’te çocuğumu alıp kaybettiklerinde başladı. Devlet, bu ülkede hak ve adalet talep eden herkese hep düşman gözüyle bakıp onları yok etti.”

Hanife Anne’nin ardından 1994’te gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan bir konuşma yaptı ve bugün kadınlardan bahsedeceğine vurgu yaparak “Ben bugün eşimden değil kendimden, kadınlardan bahsedeceğim. Bu devlet bize neden böyle yapıyor? Kadınları dövüyor, şiddet uyguluyor, öldürüyor. Bu kadar mı korkuyor kadınlardan?” şeklinde devam etti.

“Devletin gözaltında kaybettiği kadınları unutmayacağız!”

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Leyla Kaya’nın okuduğu basın metni ise şöyleydi:

“Devletin gözaltında kaybettiği kadınları unutmayacağız! Yarın 8 Mart. Yarın dünyanın her yerinde, kadınlar, eşitlik, özgürlük ve dayanışma için meydanlara çıkacak, seslerini ve isyanlarını birleştirilecekler. Biz de 27 Mayıs 1995 günü kayıp yakınları ve hak savunucusu kadınlar olarak kaybedenlere karşı isyanımızı Galatasaray’da birleştirdik. Yalnız kayıplarımız için değil, bu toprakların tüm ezilenleri için sokağa çıktık. Bizi özgürleştirecek, eşit ve adil bir dünyada yaşamamızı sağlayacak tek şeyin mücadele kararlılığımız olduğuna inandık. Annelik üzerinden/ kadınlık üzerinden bir direniş örgütleyerek erkek egemen sisteminin baskılarına, zulmüne, adaletsizliğine karşı isyan ettik. 8 Mart’a girerken devlet kaynaklı şiddetin en vahşi uygulaması olan gözaltında kaybetme suçunun hedef aldığı kadınları anıyoruz. Onlar, erkek egemen sistemin kendilerine biçtiği rolü reddettiler. Kadın haklarını savundukları için, sosyalist oldukları için, Kürt oldukları için, kadın oldukları için gözaltında kaybedildiler. 519. haftamızda gözaltında kaybedilen kadınların akıbetlerinin açıklanması, faillerinin yargılanması talebiyle buluştuk.

Bu 8 Mart’ta da devleti yönetenlere soruyoruz;

1991 yılında Cizre’de gözaltına alınan18 yıl sonra yol yapım çalışması sırasında kemikleri bulunan Makbule Ökdem’e ne oldu?

27.07.1992 günü Dersim’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra işkenceden tanınmaz haldeki bedeni Elazığ Karşıyaka Kartepe mevkiinde gömülü bulunan Ayten Öztürk’e ne oldu?

14.8.1992 günü Mardin/Derik’te 2 kişi ile birlikte gözaltına alınan Rıdda Yavuz’a ne oldu?

24 Aralık 1993 günü Bitlis/Tatvan/ Wanik köyündeki evlerinden kardeşi Ramazan ile birlikte askerler tarafından gözaltına alınan Hamide Şarlı’ya ne oldu?

24 Eylül 1994 günü Dersim/ Mirik ‘te köye yapılan askeri operasyon sonrası kaybolan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve onun 3 yaşındaki kızı Dilek Serin’e ne oldu?

05 Ekim 1994 günü İstanbul’da gözaltına alınan Lütfiye Kaçar’a ne oldu?

24 Ocak 1995 günü Ankara’da gözaltına alınan işkence görmüş bedeni 76 gün sonra Gölbaşında gömülü bulunan Ayşenur Şimşek’e ne oldu ? 1 Mayıs 1995 günü Diyarbakır/Bismil’de gözaltına alınan Hatice Şimşek’e ne oldu?

28 Kasım 1996 günü Diyarbakır’da eşi Mahmut ile birlikte gözaltına alınan ve 2 yıl sonra kimsesiz olarak defnedildiği Cizre Asri

Mezarlığı’ndaki bedenine ulaşılan Fahriye Mordeniz’e ne oldu?

26 Eylül 1997 günü Kulp-Diyarbakır yolunda otomobilleri durdurularak eşi Orhan ile birlikte beyaz Toros ile kaçırılan Zozan Eren’e ne oldu?

31.03.1998 günü İzmir/Çeşme/Alaçatı’da 3 arkadaşı ile birlikte gözaltına alınan Neslihan Uslu’ya ne oldu?

16 Temmuz 1998 gecesi derin devlet yapılanması olan Hizbullah tarafından Mersin’de kaçırılan 21 Ocak 2000 tarihinde Konya Meram’da bir villanın bodrumunda işkence edildikten sonra gömülen bedenine ulaşılan Konca Kuriş’e ne oldu? Onların akıbetini açıklamak, faillerini cezalandırmak devletin görevidir. Bu görevini yerine getirmeyen yetkililer suç işliyorlar. Devletin gözaltında kaybettiği kadınları unutmayacağız! Onları kaybedenlerden hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz!”

Zîn Demir

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?