—
Demokratik talepler sıraya konulamaz
Başörtüsü tartışmasının Türkiye’de gündeme gelmesi, İran’da kadınların başını çektiği ve bir dip dalgası halini alan isyanlarla aynı zamana rastladı.
İran’da başörtüsünü atan kadınların özgürlük mücadelesi, giderek, tüm düzeylerde hem kadınlar hem de toplumun tüm ezilenlerinin özgürlük mücadelesi halini alarak sürüyor. Bunu, Türkiye’de bazı ulusalcılar, “İran bize doğru koşarken biz neden şimdi geriye doğru gidip başörtüsünü gündeme getiriyoruz” tartışması için kullandı.
İran’da kadınlar başlarını örtüp örtmeyeceklerine kimsenin karışmasını istemiyorlar. İran’da zorla başının örtülmesine karşı özgürlüğünü savunmakla Türkiye’de bir dönem kamusal alanda zorla başının açtırılmasına karşı olmak bir ve aynı özgürlük talebinin veçheleridir.
Başörtüsünü zorunlu kılanlara karşı mücadele başını açma mücadelesi değil, başörtüsünü yasaklayanlara karşı mücadele de başını örtme mücadelesi değil: Özgürlük mücadelesi.
Bir diğer itiraz da şöyle; asıl sorunumuz açlık, ev kiraları ve ekonomik krizken nereden çıktı bu başörtüsü tartışması.
Yıllar önce demokrasi alanındaki bir dizi tartışma “Ayşe teyzenin umurunda mı?” diyerek ele alınırdı. Bununla, işçilerin emekçilerin kendi asli sorunları varken böyle kimlik ve demokrasi alanına ait olan sorunların sınıfsal odağı kaydırdığını kastediyorlardı. Oysa işçi sınıfı açısından ekonomik mücadeleyle politik mücadele arasında bir Çin seddi olmadığı gibi, genel demokratik taleplerin kazanılması, ekonomik mücadelenin içinde mayalanacağı zeminlerin güçlenmesi anlamına gelir.
Bu yüzden hem özgürlükleri hem de ekonomik haklarımızı aynı anda savunuyoruz.
—
Kutsal olan aile değil, temel haklarımız
AKP yöneticileri, her zamanki gibi, bir özgürlüğü savunup durduğu yerde duramıyor. Özgürlük ima eden bir adımın yanına mutlaka özgürlüğü kısıtlayan bir öneri ekliyorlar.
Erdoğan’ın son kabine toplantısı ardından yaptığı konuşmasında Ailenin koruması, LGBTİ+’lara ve kadınlara yönelik baskıların bir parçası (boşanmanın zorlaştırılması, nafaka, kadın ve erkek iki cins vurgusu). Bunun kadınların bir dönem özgürlük direnişinin simgesi olan başörtüsü özgürlüğünün yasal garanti altına alınmasıyla hiçbir ilgisi yok. Bu, Kılıçdaroğlu’nun önerisi karşısında şaşkınlık yaşayan iktidarın, elindeki sağcı aile savunusu kartını ortaya sürerek tartışmayı bulandırma girişimi.
Kadın özgürlüğüyle, kadınların ve cinsel yönelimlerin baskı altına alınması anlamına gelen AKP-MHP’nin aile kutsaması torba yasa tarzında ele alınmaya çalışıyor. Böylece torba yasayla başörtüsü özgürlüğü yasal güvence altına alınırken LGBTİ+ ve kadınların hakları aile savunusu ve genel ahlak kuralları propagandası altında yok edilecek.
Bir özgürlüğü savunuyormuş gibi yapıp başka özgürlükleri kısıtlamalarına izin vermeyeceğiz.
Şenol Karakaş
(Sosyalist İşçi)