Türkiye’de SGK’ya kayıtlı 14 milyon işçinin yüzde 45’i yani yaklaşık 6,3 milyonu asgari ücretle çalışmaktadır. Ayrıca kayıt dışı çalışan yaklaşık 4,5 milyon işçinin önemli bir kısmınaasgari ücret baz alınarak ücret verilmektedir. Asgari ücretin yükseltilmesi aileleri ile birlikte 25 milyon kişiyiilgilendirmektedir.
Asgari ücretin artırılmasını engelleyemeyen patronlar, geçmişte olduğu gibi yine üzerlerindeki parasal yükün azaltılmasını, hatta tümüyle kaldırılmasını istiyorlar.Patronların talep ettiği gibi, devletin bütçe gelirlerinden asgari ücret zammını karşılaması, vergilerin büyük çoğunluğunu veren emekçi sınıfların bu zammı finanse etmesi demektir. Bu talep kabul edilemez, sendikalar patronların bu talebine karşı çıkmalıdır.
Türkiye patronlar için bir vergi cennetidir, dünyada patronların en az vergi verdiği ülkelerden birisi Türkiye’dir. Bütçe istatistiklerine göre geçen yıl toplanan vergi yaklaşık 560milyar lira, patronlardan alınan vergi ise 46 milyar liradır. Maliye Bakanlığı verilerine göre zarar beyan eden ve hiç vergi vermeyen işveren sayısı yüzde 40 civarındadır.
Türkiye’de işçiler maaşlarının ortalama yüzde 37’sini devlete vergi olarak ödemektedirler, bu oran Yunanistan’da yüzde 16’dır. Özel Tüketim, Katma Değer, Özel İletişim ve Motorlu Taşıtlar Vergisi olarak milyarlarca lira para işçi ve emekçilerin sırtından toplanmaktadır.
Asgari ücretin daha çok artırılması ve patronların daha fazla vergi vermesi için sendikalar kampanya yapmalıdır. Emek örgütleri asgari ücret mücadelesine ara vermemelidir. Asgari ücret için mücadele her yıl Aralık ayında masa başında yapılan bir pazarlık olamaz, olursa bu mücadele kazanılamaz. Asgari ücretin en az 2500 TL’ye yükseltilmesi, bu yıl 1 Mayıs’ın acil taleplerinden birisi olmalıdır.
Faruk Sevim
(Sosyalist İşçi)