Azerbaycanlı sosyalistten başörtüsü yasağı, baskı rejimi ve bunun arka planı üzerine değerlendirme

Aliyev rejimini dünyadaki en büyük baskı rejimlerinden biri olarak değerlendirmek pek de yanlış olmayacaktır. Türkiye’de de zamanında gündem olmuş okullarda başörtüsü yasağı, Azerbaycan’da da şu anda gündemde. 

Aslında bu konunun gündeme gelmesi bir ilk değil; bundan önce de Azerbaycan’da başörtüsü yasağı konuşuluyor ve bazı okullarda uygulanıyordu. Şu anda süregelen tartışma da bundan farklı değil. Anayasal olarak bir değişiklik olmasa da mesele, okul kılık-kıyafet müfredatlarında “sekülerlik” dayatması altında yatıyor.

Bundan 15 sene önce de bu tartışmalar yürütülüyordu. O dönemde Azerbaycan Eğitim Bakanı Misir Mardanov bu konuyu gündeme getirmişti. Ancak Arap Baharı’nın Azerbaycan’daki etkileriyle bağlantılı olarak yaşanan büyük eylemsellik dönemi ve başörtüsü yasağına karşı düzenlenen protestolar sayesinde bu dayatma geçersiz kılınabilmişti.

Azerbaycan’da bu konu, Türkiye’dekinden oldukça farklı bir şekilde gelişiyor.

Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına aslında İran ile ilişkiler zemininde bakılmalıdır. ABD emperyalizmi ve siyonist İsrail’in İran ile çatışma/savaş durumuna paralel olarak başörtüsü yasağı ve Şii Müslüman hareketine yönelik baskılar her geçen gün daha da arttı. Hatta daha da ileri gidilerek hareketin lideri Taleh Bağırov’un çocukları bile asılsız iddialarla mahkemeye verildi.

Azerbaycan’da Müslüman hareketine karşı atılan en radikal adım olarak Nardaran Olayları gösterilebilir. 2015 yılında Bakü’nün Nardaran köyüne devlet tarafından operasyon düzenlendi ve Nardaran halkı bir süre barikatlar arkasında, en temel haklarından yoksun şekilde yaşamak zorunda kaldı. Bunun temel sebebi ise bölgenin Müslüman hareketin en güçlü olduğu yer olmasıydı. 13 kişi asılsız iddialarla tutuklandı ve ağır işkencelerle karşı karşıya kaldı. Buna rağmen direnişlerini sürdürmeye devam ettiler.

Azerbaycan’daki başörtüsü yasağının altında yatan sosyolojik boyut da farklı bir noktada duruyor. Burjuva devletinin ortaya çıkış nedenlerinden birini, burjuvazinin kendi mülkiyetini korumak için kurumsallaşması olarak tanımlayarak Azerbaycan’daki rejimi tahlil etmek burada önem taşımaktadır. Azerbaycan’da siyasi hareketlilik Çarlık Rusyası ve sonrasındaki Sovyetler Birliği dönemlerinde tamamıyla bastırılmıştı; günümüzde ise Aliyev otoritesi bu kısıtlamaları sürdürüyor. Çünkü Azerbaycan’daki tüm politik gruplar, Aliyev ve ailesinin mülkiyetini farklı şekillerde dağıtma hedefini güdüyor. Buna bağlı olarak Aliyev rejimi, toplumun hiçbir kesiminde politikleşme yaşanmaması için çalışmaya devam ediyor ve insanların tüm değerlerine karşı çıkma eğilimi gösteriyor. Azerbaycan’da aşağıdan yukarıya tabanlı bir hareketin oluşmaması için uygulanan bu baskılar, okullardaki başörtüsü yasağını da kapsamaktadır.

Marx’ın sıklıkla yanlış bilinen “Din halkın afyonudur” sözünü de burada değerlendirmek gerekir. Burada “afyon” kavramı olumsuz anlamda değil, 19. yüzyıldaki kullanımıyla yani bir “ağrı kesici” kastedilerek kullanılmıştır. Din, sömürü altında ezilenler için bir sığınak ve son kapıdır. Burjuvazi ise bunu bile ezilenlerin elinden almaktadır.

Kaynakça:

Ulvi

son yazıları

Berlin’de koalisyon görüşmeleri öncesi yoklama: Sol Parti sağın kışkırtmalarına boyun eğiyor
Faşist bir kıyamet için dua eden milyarderlerle tanışın
Özgürlük İstiyoruz Kampanyası: “Yalnız değiliz, yanlış değiliz, kalabalığız!”

ilginizi çekebilir

linke-parteitag-berlin-elif-eralp-100-1920x1080
Berlin’de koalisyon görüşmeleri öncesi yoklama: Sol Parti sağın kışkırtmalarına boyun eğiyor
dcb209d2-cfa2-4f53-a83b-ee58edf5047f
Faşist bir kıyamet için dua eden milyarderlerle tanışın
WhatsApp Image 2026-10-08 at 13.18
Özgürlük İstiyoruz Kampanyası: “Yalnız değiliz, yanlış değiliz, kalabalığız!”