Bir İsviçre bankasının yaptığı çalışmaya göre, dünya genelinde dolar milyonerlerinin sayısı geçen yıl bir milyon kişi arttı. Türkiye, Litvanya’nın ardından, dünya genelinde dolar milyonerlerinin oran olarak en çok yükseldiği ikinci ülke oldu. Milyoner sayısı 2024’ten 2025’e yüzde 6,4 (5 bin 650 kişi) artan Türkiye’de toplam milyoner sayısı 93 bin civarında seyrediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları, sosyal adaletsizliğin ne denli büyük olduğunu zaten ortaya koymuştu. En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 48’ini alırken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesimin payı ise yüzde 6,4’te kaldı. En zengin yüzde 20’lik grubun geliri, en yoksul yüzde 20’lik grubun gelirinin 7,5 katına ulaştı. Toplumun en zengin yüzde 10’u ile en yoksul yüzde 10’u karşılaştırıldığında ise bu uçurumun 12,9 kata çıktığı görülüyor.
21. yüzyılda servet eşitsizliği hemen her ülkede artıyor. Peki, Türkiye’yi bu eşitsizliğin ve yoksullukla birlikte derinleşen geçim krizinin sebepleriyle daha da vahim kılan sonuçlar nelerdir?
Rapor şu tespitle başlıyor:
“Bu kriz tesadüf değil, bilinçli olarak uygulanan ekonomi politikalarının kaçınılmaz sonucudur. Asgari ücretin açlık sınırının altına düşürülmesi, vergi yükünün ücretlilerin omuzlarına yıkılması ve emekli aylıklarının sefalet düzeyine indirilmesi; birbirinden bağımsız sorunlar değil, aynı sınıfsal tercih setinin birbirine bağlı halkalarıdır.”
43 sayfalık araştırma, geçim krizini üç ana başlık altında ele alıyor ve işçilere, emekçilere DİSK’in mücadele taleplerini aktarıyor.
“Asgari ücret artırılmalı”
Normalde işe yeni girenler için bir başlangıç ücreti olarak belirlenmesi, kısa bir süre sonra da artırılarak ortalama ücret seviyesine çekilmesi gereken asgari ücret, bugün 30 milyondan fazla işçiye temel ücret olarak dayatılıyor. Ancak bu ücret, bırakın temel yaşam giderlerini karşılamayı, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda masraflarına bile yetmiyor. O evde iki, hatta üç kişi asgari ücretle çalışsa dahi aylık geçim masrafını karşılamak mümkün olmuyor.
DİSK, gelir adaletsizliğine son verilmesini istiyor ve 2026 yılı asgari ücretinin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye derhal yükseltilmesini talep ediyor.
“Vergide adalet sağlanmalı”
“Vergilerin en önemli işlevlerinden biri gelirin yeniden dağıtımı ve gelir adaletini sağlamaktır… Gelir vergisi tarife dilimleri ve oranları adil biçimde düzenlenmediğinden çalışanların vergi yükü artmaktadır… Dolaylı vergilere dayalı sistem adaletsizliği büyütmektedir.”
Bu tespitleri yapan DİSK-AR şu çözümü öneriyor:
“Vergide adalet acilen sağlanmalıdır. Vergi sisteminin temel ilkesi; çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması olmalıdır. Ücretliler üzerindeki gelir vergisi yükü azaltılmalı, vergi tarifesi emekçiler lehine yeniden düzenlenmeli ve temel tüketim ürünleri üzerindeki dolaylı vergiler düşürülmelidir. Buna karşılık yüksek gelirler, büyük şirket kârları, servet ve rant gelirleri daha etkin biçimde vergilendirilmelidir. Vergi adaleti yalnızca mali bir düzenleme değil; gelir dağılımını iyileştirmenin, sosyal adaleti güçlendirmenin ve insanca yaşam koşullarını sağlamanın temel araçlarından biridir.”