Ankara’da distopik NATO OHAL’i

Türkiye tarihinde darbe ve savaş zamanlarında uygulanan Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi, bu kez Ankara’da toplanan NATO Zirvesi sırasında distopik bir şekilde hayata geçirildi.

Batı emperyalizminin savaş örgütü NATO liderlerini, yani dünyayı yöneten ve mahvedenleri memnun etmek için ellerinden geleni yaptılar.

Gazze’de soykırımın başlıca uygulayıcılarından Donald Trump, ülkesinde yüz binler tarafından “Krallara hayır” sloganıyla protesto edilirken, Ankara’da krallar gibi karşılandı. Bir binaya adı verildi ve kendisine sufle edileni söyledi: “Yollar çok güzel.”

Evet, Ankara’da yıllardır yapılmayan, delik deşik olan yollar görülmemiş bir hızla yapıldı. Tabii bu yollar, NATO liderlerinin geçeceği yerlerdi, gerisi aynen kaldı.

Büyük bir problem vardı: Havaalanı yolunda bulunan Pursaklar Mahallesi’nin fakir ve bakımsız evleri. Önce göstermelik olarak bazı binaların yola bakan yüzlerini boyadılar, geri kalan kısımları ise olduğu gibi bıraktılar.

Fakat hem maliyet hem de harcanan emek ve zaman, ayrıca fakir mahallelerdeki binaların çokluğu sebebiyle bu makyajdan vazgeçildi. Bunun yerine dev billboard panolarıyla binaları kapattılar; üzerlerine ters ve düz NATO afişleri astılar. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi buna çok şaşırdı ve mealen şöyle dedi: “Her yerde NATO yazıyor.”

Tabii ana akım Türk medyası için asıl konu, ne kadar misafirperver olduğumuz (ve dünyayı dize getirdiğimiz!) ve liderlere verilen yemeklerin menüsüydü. Nüfusunun önemli bir kısmı yetersiz beslenen bir ülkede, bazılarının ismini ilk defa duyduğumuz yiyeceklerin ne kadar harika olduğunu bize anlattılar.

En büyük jest ise Taksiciler Odası’ndan geldi. Beyaz gömlek ve gri pantolondan oluşan tek tip kıyafet giyeceklerini ilan ederek lokum ve kolonya ikramında bulunacaklarını duyurdular.

Fakat yasak günlerinde kaç kişinin taksiye binebildiği belirsizdi, çünkü yollar kapalıydı. Bu yollarda arabaların park edilmesi ve dükkanların önünde alışveriş amacıyla durulması da yasaktı. Bu durum, günlerce iş ve para kaybına uğrayan esnafı öfkelendirdi.

Yasakların asıl hedefi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un güneş gözlüğü takması ve Seğmenler Parkı’nın etrafının halka kapatılıp orada neşeyle sabah koşusunu yapması gibi magazin haberlerini bir kenara bırakırsak, NATO Zirvesi milyonlarca Ankaralı için cehennem gibiydi.

Devletin tek derdi, savaş örgütü NATO’nun protesto edilmesini engellemekti.

NATO Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde toplandı. İktidarın ilk kararıyla, 6-11 Temmuz tarihleri arasında dokuz ilçede (ki bu ilçelerde Ankara nüfusunun çoğunluğu yaşıyor) kamu çalışanlarına idari izin verildi. Bu tarihler arasında her türden eylem, etkinlik, hatta düğünler bile yasaklandı. Ayrıca bu tarihlerde neredeyse tüm ana yolların kapatılacağı, 7-8 Temmuz günlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanacağı Ankara Valiliği tarafından bildirildi.

Fakat kısa sürede planlar değişti. 28 Haziran günü Valilik’ten yeni bir emir geldi: NATO yasakları 13 güne çıkarıldı. Bunun gerekçelerinden biri, özlük haklarını kazanmak için Ankara’ya gelen ve açlık grevi yapan özel sektör öğretmenlerinin eylemleri ve çeşitli bakanlıklar önünde yaptıkları protestolardı. Ama asıl amaç, NATO’yu protesto hazırlıklarını tamamen önlemekti.

Açlık grevi yapmak da yasaklandı. Bunun üzerine Öğretmenler Sendikası eylemlerine ara vermek zorunda kaldı. Polis, ozalitçilere gidip NATO ile ilgili pankart basmamalarını tebliğ etti. Şafak baskınlarıyla kapılar kırıldı, çok sayıda kişi gözaltına alındı ve bazıları tutuklandı.

Tutuklananlar arasında en ilginç grup, erozyonla mücadele ettiğini söyleyen TEMA’nın üyesi, çoğu yaşlı kadınlardı. Ankara’nın ilçesi Nallıhan’daki millî parka kuş gözlemi ve piknik için giden bir otobüs dolusu kafile, bir akaryakıt istasyonunda durdu. Fakat orada, ödenmeyen ücretlerini ve tazminatlarını almak için Ankara’ya yürümelerine izin verilmeyen Doruk Madencilik işçileri de vardı. Polis, TEMA otobüsünden inen iki kişiyi derhal gözaltına aldı ve TEMA üyelerine üç kez GBT, yani kimlik kontrolü yaparak isimlerini kayda geçirdi. Haftalar sonra ise bir sabah vakti bu insanlar gözaltına alındı. Bir kısmı hâlâ hapiste.

Gözaltına alınan diğer kişiler de sosyalist kurumların temsilcileri ya da üyeleriydi. Ayrıca Filistin dostu İslamcı aktivistler de günlerce gözaltında tutuldu.

Tabii NATO OHAL’i Ankara’yla sınırlı kalmadı; çok sayıda şehirde eylem ve etkinlikler yasaklandı. Türkiye çapında yapılan baskınlar sonucu en az 538 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 200’ü hâlen hapiste.

7 Temmuz günü ise şehrin çeşitli noktalarında farklı sol grupların düzenlediği protesto eylemleri, polisin sert şiddetiyle karşılaştı. Gözaltına alınan bir kadın protestocunun slogan atmasını engellemek için boğazı sıkıldı, iki protestocunun kolu kırıldı ve bir protestocu ise emniyette, avukatının yanında merdivenden itildi.

Bütün bunlar, dünyaya silahlanmayı, savaşı, işgali ve darbeleri dayatan savaş örgütü NATO’yu memnun etmek için yapıldı.

Oysa Türkiye halkının büyük çoğunluğu ABD emperyalizmi ve ortağı diğer emperyalist devletlerden nefret ediyor. Yüz binlerce insan, ABD’nin nükleer bombalarının tutulduğu İncirlik ile İsrail’e istihbarat veren Kürecik Radar Üssü’nün kapatılmasını istiyor. Gazze’de soykırım yapan Trump’ı istemiyor.

NATO OHAL’i iktidar için durumu kurtarmış olabilir, ama emperyalizme, savaşa ve soykırıma karşı öfkeyi daha da artırdığı kesin.

NATO tutsaklarına özgürlük!

son yazıları

Dalga - Kadınların kolektif sesi
NATO’nun savaş ve suç örgütü olduğunu gösteren zirve
İspanya İç Savaşı'nın 90. yıl dönümünde: Stalinist halk cephesi politikasının çöküşü

ilginizi çekebilir

photo_5967752918179974570_y
Dalga - Kadınların kolektif sesi
336299
NATO’nun savaş ve suç örgütü olduğunu gösteren zirve
CNT-militants-Barcelona-July-1936-modified
İspanya İç Savaşı'nın 90. yıl dönümünde: Stalinist halk cephesi politikasının çöküşü