Protesto eylemi Kızılay’daki Sakarya Caddesi’nde yapıldı. Filistin bayraklarının taşındığı eylemde “Nehirden Denize Özgür Filistin” pankartı açıldı. Ayrıca Gazze hapishanelerinde uğradığı işkence sonucu yaşam mücadelesi veren “Dr. Husam Abu Safiye’ye Özgürlük!” dövizleri de taşındı.
İlk konuşmayı, özlük haklarını kazanmak için 2 aydır Ankara’da direnen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası öğretmenleri yaptı. Konuşmalarında Gazze’de yaşanan soykırımı, İsrail’in ABD destekli vahşetini, savaş örgütü NATO’nun Ankara’da ağırlanmasını ele alan öğretmenler, kendi direnişlerini kazanana dek sürdüreceklerini vurgulayıp Filistin halkının dayanışma çağrısında bulundu. Konuşmalarının ardından topluluk, “Zafer direnen öğretmenin olacak” sloganı attı.
Ardından BDS Türkiye adına Harun Turgan konuştu. Soykırımın ekokırımla birlikte yaşandığını anlatan Turgan, “İşgal altında iklim adaleti olmaz!” diyerek şu vurguları yaptı:
“Filistin’de ve bulunduğu her yerde elindeki her araçla direnişi sürdüren Filistin halkıyla dayanışma, bu suç ortaklığı zincirinin en yakınımızdaki halkalarını kırmaktan geçiyor.
Türkiye limanları işgal devletine sevkiyat yapan gemilere hiçbir zaman kapatılmadı.
Soykırım sürerken Bakü-Ceyhan hattından Siyonist devlete yakıt taşınması hiçbir zaman durmadı.
Gazze’yi bombalayan uçakları üreten şirketler ve ortakları İstanbul’da savaş sanayii fuarlarında ağırlanıyor.
Türkiye’deki NATO üsleri işgal devletinin güvenliğini koruma amacıyla kullanılıyor.
Gazze’yi yeniden sömürgeleştirmeyi amaçlayan Trump planına Türkiye ortak oluyor. Soykırımcı İsrail’i değil, direnişi silahsızlandırmayı hedefleyen Barış Kurulu’nda Türkiye de yer alıyor.
Türkiye’de Filistin halkıyla dayanışmanın ilk görevi, bu suç ortaklıklarına dur demek.”
“Filistin halkı yaInız değildir”, “Katil ABD, Ortadoğu’dan defol!”, “Netanyahu hesap ver, bugün kaç çocuk öldürdün!”, “Öz-öz-özgürlük, Safiya’ya özgürlük”, “Filistinli tutsaklar onurumuzdur!”, “Nehirden denize özgür Filistin”, “Yaşasın küresel intifada”, “İntifada kazanacak!” sloganlarının atıldığı eylemde ortak açıklamayı Filistin’e Özgürlük Platformu’ndan Eylem Keçeci okudu.
“İşgal altında iklim adaleti olmaz!
Gazze’de soykırıma son! Filistin’e özgürlük!
“İsrail’in 1948’de Filistin topraklarına başlattığı işgal, 2023 Ekim ayından bu yana pervasız bir soykırıma dönüşmüş durumda.
Pervasız diyoruz çünkü Gazze’de yürütülen soykırım, bütün dünyanın gözlerinin içine baka baka ve sözüm ona dünyada özgürlüğün, barışın güvencesiymiş gibi davranan en büyük emperyalist devletlerin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Daha iki hafta önce bu soykırımın en büyük destekçileri, bu şehirde, Ankara’da NATO zirvesinde ağırlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dostum dediği çocuk istismarcısı baş katil ABD Başkanı Donald Trump en üst düzey devlet töreniyle karşılandı, gülümseyerek kameralar pozlar verdi. Trump, burada sırıtıp bir yandan da yaptığı konuşmayla dünyanın ezilen halklarını tehdit ederken İran’a dönük yeni bir saldırı başlattı. ABD’den güç alan İsrail ise Filistin ve Lübnan’a dönük saldırılarını arttırdı.
ABD başta olmak üzere, dünyanın en büyük devletleri Gazze’de gerçekleştirilen soykırımın garantörleridir. Gazze’yi bombalaması için İsrail’e verilen uçaklar NATO’nun programının bir parçası olarak üretilmektedir.
2023 Ekim ayından bu yana Filistin, Gazze’de 73 bin 250’den fazla Filistinliyi öldürdü. Bu soykırımda 173 binden fazla yaralı var. Bu rakamlar Filistin Sağlık Bakanlığı’nın resmi rakamları ancak Gazze’deki yıkım sırasında enkazın altında kalan ve ulaşılamayan kaç kişi olduğunu bilemiyoruz bile. Filistinliler sadece bombalar altında can vermedi. İsrail tarafından çökertilen altyapı ve Gazze’ye uygulanılan tecrit sebebiyle Filistinliler her gün açlık, temiz suya erişememe ve salgın hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor. Ülkedeki sağlık sistemi ise saldırılar karşısında tamamen çökmüş durumda. Gazze’de tüm boyutlarıyla bir soykırım yaşanıyor.
İsrail hapishanelerinde 10 binin üzerinde Filistinli tutsak olarak tutuluyor. Bunlar arasında çocuklar, öğrenciler, işçiler, gazeteciler, sağlık çalışanları ve seçilmiş temsilciler var. Bu tutsakların en az 300’ü çocuk!
Soykırımda öldürülen Filistinlilerin de 17 binden fazlası çocuk, 30 binden fazlası bebek!
Siyonizm gözünü kırpmadan bebekleri ve çocukları öldürüyor!
İsrail hapishanelerinde tutulan tutsaklardan birinin bir çocuk doktoru olması tesadüf değil. Gazze’deki Kemal Advan Hastanesi’nin müdürü olan çocuk doktoru Dr. Hüsam Abu Safiya hastalarını yüzüstü bırakıp hastaneyi terk etmeyi kabul etmediği için İsrail güçleri tarafından 27 Aralık 2024’te tutuklandı. O günden bugüne Dr. Abu Safiya herhangi bir resmi suçlama olmaksızın tutuklu bulunuyor. 3 Haziran 2025’dan bu yana ise tamamen karanlık bir hücrede tek başına tecrit halinde tutuluyor. Temmuz başında Safiya’yı ziyaret eden avukatının aktardığına göre ağır işkencelere maruz kalan Dr. Abu Safiya’nın hayati tehlikesi giderek büyüyor.
Dünyanın en güçlü devletleri soykırıma destek verirken, neyse ki bu ülkelerin halkları soykırıma sessiz kalmıyor. Dünyanın dört bir yanında halklar, Gazzelilerle, Filistin halkıyla dayanışmak için devasa eylemler düzenliyor, sokaklara dökülüyor, grevler, boykotlar örgütlüyor; soruşturmalara, gözaltılara, tutuklamalara maruz kalmalarına rağmen Filistin’le dayanışmaktan vazgeçmiyor.
Dünyanın dört bir yanından akivistler Gazze’deki ablukayı kırmak için birçok kere denize açıldı, Küresel Sumud Filosu ablukayı kırmaya çalışırken Siyonistlerin barbarlığıyla karşı karşıya kaldı. İsrail askerleri tarafından uluslararası sularda yasadışı bir şekilde tutuklandılar, şiddete, aşağılamaya ve istismara maruz bırakıldılar.
Dünyada iklim hareketinin önemli figürlerinden Greta Thunberg de bu filoyla yola çıkan ve şiddete maruz kalan aktivistler arasındaydı. Küresel intifadanın bir parçası olan Greta, iklim krizi ile Gazze’deki soykırım arasındaki bağlantıyı çok keskin bir şekilde ifade ediyordu:
İşgal altında iklim adaleti olmaz!
Evet, işgal altında iklim adaleti olmaz. Gazze’deki soykırım tüm savaşlar gibi aynı zamanda bir ekokırımdır! Kendisini çevre lideri olarak pazarlayan İsrail, Gazze’deki tarım alanlarını planlı ve kasıtlı bir şekilde yok ediyor. Ekim 2023’ten bu yana Gazze’deki tarım alanlarının yüzde 40’ı yok edildi. İsrail, Filistin kimliğinin ve direnişinin bir parçası sayılan zeytin ağaçlarını ise 1967’den bu yana sökerek imha ediyor. Bugüne kadar en az 800 bin zeytin ağacını yerinden söktü.
Bombardımanlar ve altyapı yıkımı sonucunda havada, suda ve toprakta ağır bir kirlilik meydana geldi. Yıkılan binalardan sızan asbest, mühimmat atıkları ve kanalizasyon suları hem toprağı hem de yeraltı sularını zehirledi.
Savaş demek, karbon gazı demektir. İsrail, saldırılarının ilk 15 ayı boyunca dünyanın en yoksul 100 ülkesinin toplamından daha fazla karbon emisyonu üretti.
İsrail’in baş destekçisi ABD ve müttefikleri ise küresel iklim krizinin baş sorumluları.
Gazze’yi yakanlarla dünyamızı yakanlar aynı kişiler!
Her ne kadar Filistin dostuymuş gibi görünmeye çalışsa da soykırıma taşınan petrolün topraklarından geçmesine izin veren Türkiye, soykırımın baş destekçisi NATO’ya ev sahipliği yaptıktan sonra Kasım ayında da COP31 İklim zirvesine ev sahipliği yapacak.
Bizler ise egemenlerin dünyayı daha da ısıtma planlarına karşı Halkların İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Egemenlerin değil ezilenlerin, İsrail’in değil Gazzelilerin, ABD’nin değil dünya halklarının sesini sokaklara taşıyacağız.
Nehirden denize özgür Filistin!
Yaşasın küresel intifada!”
Mücadele sürecek
COP-31, yani Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, kasım ayında Antalya’da toplanacak. İklim krizinin sorumlularının zirvesine alternatif olarak, iklim krizine karşı mücadele eden uluslararası aktivistler Halkların İklim Zirvesi’ni düzenliyor. Filistin’deki soykırım ve ekokırım, alternatif zirvenin en önemli gündemlerinden biri olacak.
