Onur Ayı: Stonewall’dan Aile Yılı’na Antikapitalist Mücadele

Dünyada LGBTİ+ Onur yürüyüşlerinin başlaması için kırılma noktası Haziran 1969’da New York’ta başlayan Stonewall Ayaklanmaları’dır.

Türkiye’de LGBTİ+ Onur Yürüyüşleri, yıllardır süren yasaklara ve müdahalelere rağmen 2026 yılında da gerçekleşiyor. 1969’dan beri dünyanın birçok yerinde bir mücadele geleneği olarak sürdürülen Onur Yürüyüşleri, LGBTİ+ ve kuir hareketin, normal/sapkın, özel/kamusal, üretken/değersiz, tanınan/dışlanan gibi ayrımları dönüştürmeye yönelik eşitlik ve özgürlük mücadelesini güçlendiriyor. LGBTİ+ Onur’un anlamı, bedenin özel hayat sınırlarına hapsedilmesine karşı çıkmasında ve kapitalist toplumun aile, emek, bakım, cinsiyet ve cinsellik arasında kurduğu ilişkileri hedef almasında yatar. Bu nedenle kapitalizmin örgütlediği yaşamda LGBTİ+ ve kuir mücadeleye yönelik baskı, aile kurumuyla, egemen cinsellik normlarıyla, devlet politikalarıyla ve çalışma yaşamındaki eşitsizliklerle yeniden üretilen bir baskı biçimi haline geliyor. LGBTİ+ Onur yürüyüşleri ise bu baskılara karşı barınma, sağlık, iş güvencesi, güvenlik, eğitim, örgütlenme, boş zaman gibi maddi koşullara yönelik eşitlik ve özgürlük taleplerinin yükseldiği bir mücadele geleneğidir.

Dünyada LGBTİ+ Onur yürüyüşlerinin başlaması için kırılma noktası Haziran 1969’da New York’ta başlayan Stonewall Ayaklanmaları’dır. Stonewall Inn, kötü koşullarına ve mafya denetimindeki sömürücü işletme düzenine rağmen geylerin, lezbiyenlerin, transseksüellerin, drag queen’lerin, sokakta yaşayan gençlerin ve cinsel yönelim/ cinsiyet kimliklerini daha açık yaşamak isteyenlerin bir araya gelebildiği az sayıdaki mekândan biriydi. Bu yüzden bu bara yönelik polis baskını, yalnızca bir mekâna yapılan müdahale olarak kalmadı, LGBTİ+’ların sıkışmak zorunda bırakıldığı polis ve mafya denetimindeki kamusal düzeni de görünür hale getirdi. Kısa sürede şiddetli sokak direnişlerine dönüşen hareket, yıllardır süren devlet ve mafya baskısı, polis şiddeti, kamusal dışlanmaya karşı birikmiş öfkenin 1960’ların politik geleneği ile ortaya çıktığı tarihsel bir andır. Onur Yürüyüşleri geleneği, bu sokak direnişinin ve ardından doğan önceki LGBTİ+ örgütlenmelerin ortaklaştığı, dönüştüğü ve büyüdüğü bir dönemin kendi hafızasını oluşturdu.

Kapitalizm bu hafızayı yasaklar ve polis şiddetiyle bastırdığı kadar, pazarlama ya da liberal siyasetin temsil ve eşitlik diliyle etkisiz hale getirerek baskı uygular. LGBTİ+’ların çalışma yaşamında, okulda, sokakta, evde ve hukuk karşısında verdiği maddi koşullara yönelik eşitlik ve özgürlük mücadelesi görünmez hale getirilip, bir “özel alan” ve “aile yapısı” meselesine indirgenir. Oysa kapitalist toplumda bakım emeğinin, çocuk yetiştirmenin ve cinsiyet rollerinin örgütlendiği temel alanlardan biri aile ve özel alandır. LGBTİ+ hareketi kapitalizmin üretim ilişkilerinin sürmesi için gerekli olan aile yapısına zorunlu olarak bağlı olmayı kıran, maddi ve toplumsal koşulları talep eder. Cinselliğin, bakımın, yakınlığın ve birlikte yaşamanın heteroseksüel aileye mahkum olmadığını göstererek, bu düzenin doğal, değişmez ve tek mümkün yaşam biçimi olduğu iddiasını sarsar. 

Türkiye’de LGBTİ+ örgütlenmesi 1980’lerden itibaren kamusal hak talepleriyle görünürlük kazanmaya başladı. 1987’de trans kadınların Gezi Parkı’nda yaptığı açlık grevi, bu hattın erken ve güçlü örneklerinden biriydi. Onur Yürüyüşü için ilk girişim 1993 yılında yapıldı; ancak yürüyüş daha başlamadan engellendi, LGBTİ+’lar İstiklal Caddesi’ne çıkmadan gözaltına alındı ve hedef gösterildi. 2003’te 40-50 kişiyle gerçekleşen İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 2013’te on binlerce kişinin katıldığı kitlesel bir yürüyüşe dönüşerek uluslararası görünürlük kazandı. Ancak 2015’ten itibaren LGBTİ+ Onur Yürüyüşleri yasaklar, polis müdahaleleri, gözaltılar ve davalarla engellenmeye çalışılıyor. Bugün “Aile Yılı” söylemi ve LGBTİ+’ları hedef alan yasal düzenleme girişimleri ile sömürünün gerçek kaynakları gizleniyor. Bakım krizine, yoksulluğa, güvencesizliğe ve devlet şiddetine karşı ortaya çıkan toplumsal öfke LGBTİ+’lara yöneltilmektedir. Bu nedenle Onur yasakları yalnızca LGBTİ+’ları hedef almaz; sokak örgütlenmelerinin ve kolektif mücadelelerin bastırılması anlamına gelir. Buna karşı kuir anti-kapitalist mücadele, aileyi, emeği, bedeni ve gündelik hayatı doğal ve değişmez sayan düzeni sarsma gücünü bu çelişkilerin açığa çıkardığı ortak mücadele zemininden alır. Onur’un bugün Türkiye’deki anlamı da burada duruyor: yasaklara rağmen sokakta kalmak, dayanışmayı büyütmek ve başka bir yaşamın maddi koşullarını birlikte kurmak.


Gerekçe sunmadan kapattılar

LGBTİ+ hesaplarına yönelik arka arkaya gelen yasaklamaları Avukat Ahmet Çevik’le konuştuk.
Biliyorsunuz bugün birçok Instagram hesabı ve X hesabına ve LGBTİ+ hakları ile ilgili olan hesaplara erişim engeli getirildi. Antalya’da LGBTİ+ hakları ile ilgili çalışmalar yürüten BİZ LGBTİ+ İnisiyatifi hesabı da kapatıldı.
BİZ LGBTİ+ İnisiyatifi’nin kapatılan hesabı Antalya’nın en eski, 2017 yılı BİZ Derneği zamanından beri kullanılan hesabıydı. Son dönemlerde bilgilendirmeler paylaştığımız ve basın açıklamalarının duyurulduğu bir sosyal medya hesabıydı.

Anlamadığımız şey şu: Bir karar tebliğ olmadı, bir kapatma gerekçesi yok. Bir mahkeme kararı henüz yok. Birden hesaplara bugün giremedik. Hesaplar çat diye bir anda kapatıldı. Ama kitlesel bir kapatılmadan söz ediliyor. Birçok LGBTİ+ hesabı ve destekte bulunan hesabın kapatıldığı söyleniyor.

Şu an için BİZ hesabı Antalya’da kapatılan tek hesap. Aynı zamanda Antalya’nın LGBTİ mücadelesinde en eski ve kurumsal hesabı da diyebilirim çünkü BİZ LGBTİ+ dernekken de kullanılan bir hesaptı. Biz 3 kez yasak yedik, bir kez gözaltına alındık. 2024 yılı Onur Ayı basın açıklamamızdan sonra hakkımızda açılan davadan 2025 ayında beraat ettik. Bu kez de sosyal medya hesaplarımız kapatıldı. Sürecin neye evrileceğini takip ediyoruz.
Antalya’da kapatılan BİZ LGBTİ+ İnisiyatifi’nin kurucusu.

son yazıları

Hindistan'da gençlerin liderliğindeki Hamamböceği Halk Partisi, adını aldığı canlı kadar öldürülmesi zor olabilir
Grev: Egemenlerin korkulu rüyası
Zenginlerin ırkçılık şovu: 2026 Dünya Kupası

ilginizi çekebilir

file-20260617-57-ifipma
Hindistan'da gençlerin liderliğindeki Hamamböceği Halk Partisi, adını aldığı canlı kadar öldürülmesi zor olabilir
187460
Grev: Egemenlerin korkulu rüyası
antififa
Zenginlerin ırkçılık şovu: 2026 Dünya Kupası