Rehin alınan eğitim ve kurban edilen öğrenciler

Bugün Suveyda halkının yaşadığı şey, sadece bir eğitim ve sınav krizi değildir; adalet, haysiyet, temel haklar ve yaşam hakkı krizidir.

Suriye’yi sarsan tüm felaketler içinde en acımasız olanı eğitim alanındaki trajedi; çünkü bu trajedi sadece bugünü çalmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceği de sessizce yok ediyor.

Daha acı verici olan ise, bir neslin hayatı boyunca krizlerden başka bir şeye şahit olmaması: savaş, yoksulluk, ekonomik çöküş, göç ve sürekli korku… Tüm bunların üstüne, bir kurtuluş kapısı olması gereken eğitim alanı, siyasi baskı aracı olarak kullanılıyor.

Suveyda’daki öğrenciler sadece akademik zorluklar ya da ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya değil; gerilim ve çatışma ortamında, doğal hakları olan eğitim ve güvenlik hiçe sayılarak, kaderleri siyasi baskı ve şantaj aracı olarak kullanılıyor. 13.500’den fazla öğrenci korku içinde yaşarken bir eğitim yılını daha kaybediyor, ortaokul ve liseden mezun olabilmek için sınavlarına giremiyor.

Öğrencilerin hukukunu korumak ve sınav süreçlerini kolaylaştırmakla yükümlü geçici hükümetin, en temel haklar üzerinde pazarlık yapan ve bu hakları tüm bir kenti sindirmek için siyasi şantaj aracı haline getiren bir yapıya dönüşmesi acı verici bir durumdur.

Geçici hükümete bağlı güvenlik güçleri ve aşiretlerin barbarca saldırılarına ve bütün bir toplumu tekfir edip imha etme girişimlerine rağmen; insani değerlerle ilişkisi olmayan kararlara bağlı olan gelecekleri karşısında, çocuklarının eğitimi eli kolu bağlı ailelerin önceliği olmaya devam ediyor.

Uzun müzakerelerin ardından, Suveyda Eğitim Müdürlüğü ile Şam’daki Eğitim Bakanlığı arasında, bakanlığın sınavları tamamlamak üzere UNESCO heyeti eşliğinde 60 yetkiliyi sorularla birlikte Suveyda’ya göndermesi ve kentin valiliği tarafından, öğrencilerin sınav sürecini tamamlamak üzere gelen bu temsilcilerin güvenliğini sağlaması konusunda anlaşmaya varılmıştı. Ancak sonrasında, Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden gelen sözlü bir emirle, öğrencilerin Şam ve kırsalında yapılacak sınavlara katılmaları gerektiğinin bildirilmesiyle şaşkınlık içinde kaldık. Bu karar, öğrencilerin kontrol noktalarında karşılaşacakları riskleri, ruhsal durumlarını, seyahat zorluklarını ve ailelere yük olacak maliyetleri, ayrıca öğrencileri ilgili bölgeler taşıyacak yüzlerce otobüsün temin edilmesi gibi hususları hiç dikkate almıyor. Dolayısıyla bu çözüm gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı gibi risklerle doludur.

Suveyda halkına yönelik hak ihlalleri hız kesmeden devam ediyor, kent çevresindeki kısmi abluka sürüyor ve yakın geçmişte yaşananlar halkın hafızasında hala taze. Kent halkı, Suveyda’dan Şam’a giden otobüse Mismiye kontrol noktasında ateş açılmasını ve bu saldırıda, mezuniyet belgesini almaya giden genç bir kız da dahil olmak üzere birçok yolcunun hayatını kaybetmesini asla unutmayacak.

Validen izin aldıktan sonra ekinlerini hasat etmek için geçici hükümetin kontrolü altındaki Mutune köyüne giden ve uğradıkları saldırıda hayatını kaybeden beş gencin başına gelenler de kayıtlara münferit olaylar ya da kontrol dışı unsurlar olarak geçmişti. Biz, ortada bizi koruyacak herhangi bir tedbir görmüyoruz. Şam’daki hükümetin sunduğu çözümler, kenti çaresiz bırakıp diz çöktürmekten ve gayrimeşru bir hükümete teslim olmaktan başka bir şey değildir. Suveyda’da eğitim, kenti itaat ettirmek ve aşağılamak için bir toplu cezalandırma politikasına dönüştü.

Hiçbir ülke, öğrencilerini siyasi kararların ve dar çekişmelerin tutsağı haline getiremez; zira eğitim, iktidarın bir lütfu ya da tüm bir toplumu dizginlemek ve cezalandırmak için bir baskı aracı değildir; aksine, tüm uluslararası hukuk ve yasalarca güvence altına alınmış bir insan hakkıdır. Bugün Suveyda halkının yaşadığı şey, sadece bir eğitim ve sınav krizi değildir; adalet, haysiyet, temel haklar ve yaşam hakkı krizidir.

Bu nedenle, bu duruma sessiz kalınmasını kabul etmiyoruz. Birleşmiş Milletler’e, eğitim ve insan haklarıyla ilgilenen uluslararası kuruluşlara ve nüfuz sahibi ülkelere acil bir çağrıda bulunuyoruz: Ciddi adımlar atarak geçici hükümete baskı yapın ve eğitim konusunun tamamen siyesetin dışına çıkarılmasını sağlayın. Öğrencilerin kaderinin siyasi şantaj malzemesi olmasını engelleyin. Bugün, bütün bir nesil yitip gitmenin eşiğinde duruyor, hayalleri kendilerinin sorumlu olmadığı çatışmalarda yıkılıyor.

Bu öğrencilerin geleceğini ve ailelerin hayallerini vicdanlarınıza emanet ediyoruz. Umutsuzluk kadere dönüşmeden ve Suriye, geriye kalan beyinlerini, umudunu ve geleceğini kaybetmeden önce geleceği kurtarın, çünkü eğitimin korunması önemsiz yerel bir mesele değil, bir toplumun haysiyetini ve insanlığı savunma meselesidir.

Necat Murşid – Suriyeli feminist aktivist

Çeviri: Ümit Doğru

son yazıları

Nefret yasası 12. Yargı Paketi’nde yer alabilir, LGBTİ+ dernekleri: “Onurumuzu paketletmeyiz"
Su apartheidi ve Filistinlilerin adalet mücadelesi
Mutlak Butlan sonrası CHP ve iktidar patentli kuşatmaya karşı halk hareketi

ilginizi çekebilir

2014-Onur-Yu╠eru╠eyu╠es╠gu╠e-scaled (2)
Nefret yasası 12. Yargı Paketi’nde yer alabilir, LGBTİ+ dernekleri: “Onurumuzu paketletmeyiz"
RS4122_Gazan-children-daily-suffering-to-bring-clean-drinking-water
Su apartheidi ve Filistinlilerin adalet mücadelesi
chp-lideri-ozel-meclise-yurudu-sandik-gelecek-butlan-gidecek
Mutlak Butlan sonrası CHP ve iktidar patentli kuşatmaya karşı halk hareketi