Öğrencilere ve öğretmenlere yönelik şiddet, 14 Nisan’da Urfa’da, 15 Nisan’da ise Maraş’taki saldırılarla bir kez daha tartışılmaya başlandı. Öğretmen sendikaları, eylemlerle ve iş bırakmalarla seslerini duyurmaya çalışıyor. Öğretmenler şiddetin arkasındaki yapısal sorunları vurguluyor.
Ferhat: “Eğitim Sen üyesiyim, 16 yıllık öğretmenim. Bu olayların başlama noktası bugün değil, bir yılda iki yılda bu noktaya gelmedik, bu uzun bir süreç. Öncelikle itibarsızlaştırmayla başladı, öğretmenliğin hem ekonomik olarak hem sosyal olarak itibarsızlaştırılmasıyla başladı. Öğretmenler CİMER gibi, “Alo 147” gibi çok basit yollarla şikayet edilme, itham altında bırakılmalar, soruşturulmalar yaşadılar. Velilerin her türlü baskısına açık hale getirildiler. Her anlamda önce kabahatli taraf, suçlu tarafmış gibi gösterildiler. Bu itibar kaybını, toplumsal ve ekonomik statünün kaybını düşündüğümüzde bugün geldiğimiz nokta süpriz değil, beklenmeyen bir sonuç değil. Şu anda Milli Eğitim’in başında öğretmenliğin itibarını ayaklar altına almış bir bakan var. Orada olduğu her gün aslında öğretmenlerin aleyhine olan bir durum. Önce itibarımızı geri kazanmamız gerekiyor. Bugün de onun için buradayız. Umarım başarılı oluruz.
Derya: Sınıf öğretmeniyim. Ataşehir’de çalışıyorum. Eğitim Sen 2 nolu şubede de örgütlüyüm aynı zamanda.
Bu yaşananlar yeni bir şey değil. Öğretmenlerin alanlarına, eğitim alanına uzun yıllardır, çok ciddi müdahale edildiğini düşünüyorum. Biz artık aslında çocuklarla yabancılaştık, her birimizi ayrı kompartımanlarda giden, birlikte bir şey üretmeyen tamamen mekanikleşmiş bir hale getirdiler. İlk çalıştığım yılları düşünüyorum, bu güne o kadar çok şey değişti ki.
Çocukların, duyguların olduğu, insanın olduğu ve insanın yavrusunun olduğu bir şey bu. Okulların ben şu anda tamamen hapishaneler haline çevrilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Şu an veli içeriye giremiyor, çocukların dışarı çıkması yasak, etrafı çevrilmiş, dışarıdan görmenin ve dışarıyı da görmenin mümkün olmadığı bir yapı.
Öğretmen itibarsızlaştırılmasının çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu itibarsızlaştırma da uzun yıllardır yapılıyor. Maarif modeli de bunun son noktası oldu. Projeler ve gereksiz angaryalarla öğretmenler, asıl görevlerine odaklanamaz hale getiriliyor. Okullar vakıflara, başka kurumlara açılırken veli de sözde eğitimin parçası olarak lanse edilirken, aslında veliler de eğitim sürecinin bir parçası olarak görülmüyor. Veli, öğretmene karşı bir sopa olarak kullanılıyor.
Ben çok üzgünüm, bu çocuklarla ilgili çok üzgünüm. Biz onlara gerçekten bir şey veremiyoruz, ama bu bireysel bir şey değil. Öğretmen olarak elinden geleni yapsan da bireysel olarak çözebileceğimiz bir şey değil, bu bir sistemsel sorun. Bu sistem de bilinçli olarak bu hale getiriliyor.
Bütün bunlara karşı ne yapılabilinir; bir arada olmak, birlikte mücadele etmek, gerçekten yaşamak istediğimiz ülkeyi kendimizin kurması gerekiyor. Birilerinin eline teslim edemezsin. Ben bütün bireylerin, bütün toplumun mücadelede olması gerektiğine inanıyorum. Yani ya herkes bir şey yapacak ya da hep beraber güzel bir şekilde bu bataklığın içerisine saplanıp gömüleceğiz bir girdabın içerisine.