Ankara ve İstanbul’da yürüyüşler: Filistin ve İran halkı yalnız değildir!

Türkiye’nin işgal devleti İsrail’i tanımasının 77. yıldönümünde Ankara ve İstanbul’da yürüyüşler yapıldı. 

Ankara’da Direniş Çadırı, Filistin’e Özgürlük Platformu, Hak İnisiyatifi Derneği’nin çağrısıyla bir araya gelen Filistin dostları Yüksel Caddesi’nde toplandı.

“İsrail‘i tanıma tam ambargo uygula”, “Filistin’de, Lübnan’da, Yemen’de, İran’da emperyalist siyonist ve saldırganlığa karşı direnişin yanındayız” yazılı pankartlar açıldı. Eylemciler, “İran halkının yanındayız” ve “Emperyalizme karşı omuz omuza” dövizleri taşıyarak Sakarya Caddesi’ne yürüdü. Sakarya Meydanı’nda “Katil NATO Türkiye’den defol”, “Kürecik radarı İsrail’in kalkanı”, “Nehirden denize özgür Filistin” ve “İran halkı yalnız değildir” sloganları atıldı. Ardından basın açıklaması okundu. Eylemin sonunda DEM Parti milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu konuşma yaptı. Bu konuşmayı izlemek için tıklayın.

Ankara’da okunan açıklamanın tam metni:

“Bugün burada, 

Türkiye Cumhuriyeti’nin siyonist işgal devleti İsrail’i, resmi olarak tanımasının 77. yılı sebebiyle ve bu yanlış karardan bir an önce dönülmesi talebiyle, ‘İsrail’i Tanıma, Tam Ambargo Uygula’, İsrail’le siyasi, ticari, askeri, kültürel her türden ‘ilişkiyi kes!’ demek için toplandık. 

Yine bugün,

Ön saflarını Trump ve Netanyahu’nun tuttuğu, ancak ardında büyük bir emperyalist, sömürgeci barbarlar zihniyetinin, bölgemizi sürüklediği ‘İran savaşına hayır’, ‘Trump elini İran’dan çek’ demek için buradayız.

Nakba’dan Gazze Soykırımına Lübnan’a, Filistin topraklarına yerleştirildiği ve bir devlet olarak tanındığı günden beri İsrail, başta Filistinliler olmak üzere bölge halkına zulüm ve katliamdan başka birşey getirmedi. İsrail’in yayılmacı, ayrımcı, insan haklarına, hukuka aykırı politikaları dünya devletleri tarafından sessiz, cezasız kaldıkça, İsrail daha saldırgan bir tutum sergileyerek siyonist hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Çünkü onu engelleyecek hiçbir güç yok. 

Bu yüzdendir ki İsrail, yıllardır Filistin halkını ya sürmekte ya da katletmekte, etnik temizlik uygulamakta yani soykırıma maruz bırakmaktadır. İşgal devleti İsrail’in niyeti açıktır: Filistinlilerden arındırılmış bir Filistin.

Bu yüzdendir ki Gazze, işgal devleti İsrail tarafından bir enkaz şehir haline getirildi. Anadolu Ajansı’nın Gazze Hükümet Medya Ofisinin güncel verilerini paylaştığı habere göre, 7 Ekim’den bugüne, kayıplarla birlikte 76.639 kişiyi öldürdü İsrail. Bunun 20.000’den fazlası çocuk. Sözümona  ‘ateşkes’ ilanı bile İsrail’in Gazze’de hergün onlarca Filistinliyi öldürmesine engel olmadı: Soykırım ağır çekim devam ediyor.

Bugün bu emperyalist barbarlar ordusu ABD ve işgal devleti İsrail, kadim İran halkını ‘özgürleştirme’, onlara rejimi devirme şansı verme bahanesiyle İran’a savaş açtı. Ancak bu sonradan olma sonradan görme devletler ABD ve İsrail, bilemez anlayamazlar kadim devlet aklına, geleneğine sahip halkları. Yıllardır ambargo altında ekonomik krizle mücadele eden İran halkı, Trump ve Netanyahu’nun ‘devrim yapın işte size fırsat’ çağrılarına prim vermedi aksine bu emperyalist saldırganlığa karşı kenetlendi. 

Daha ilk gün 28 Şubat’ta Minab’da içerisinde 175 çocuğun olduğu bir okulu bombaladı bu çocuk katilleri. Hindistan’da bir tatbikattan dönen, herşeyden habersiz uluslararası sularda seyreden İran donanmasına ait bir fırkateyn, ABD denizaltısı tarafından torpidolarla vuruldu. 80’den fazla İranlı denizci öldü. Kalleş saldırılarıyla övünç duyan ve bunları başarı gibi yansıtan ABD ve İsrail, İran dini lideri başta olmak üzere, birçok üst düzey lideri ve yüzlerce sivili öldürdü. İran’daki Natanz Nükleer Tesisi, ABD ve İsrail’in saldırılarının hedefi oldu. Bu hukuksuz, gayr-ı meşru savaşta İran, emperyalist saldırganlığa karşı haklı savunmasına devam ediyor ve biz güçlünün değil haklının yanındayız. ABD ve İsrail, dünyanın terör devletleridir.

İşgal devleti İsrail, Lübnan’da 10.000’den fazla yerleşim yerini yıkarak sivil mülkleri tahrip ediyor, daha fazla yıkım ve yerinde etmeyle, Lübnan’ı Gazze’ye çevireceği tehdidinde bulunuyor. İsrail, soykırımcı aşırı sağcı Ben Gvir’in vahşet planı olan,Filistinli tutukluların idam edilmesi yasa tasarısını meclis onayıyla karara bağladı. Buna göre Filistinli tutuklular ailesini göremeyecek ve gardiyanlar tarafından asılacak. İnfaz sırasında tutuklunun ailesinden bir kişi infazı izleyecek. İsrail soykırımcı, savaş suçlusu bir devlettir ve dünya devletlerinin bir an önce İsrail’e yaptırım uygulaması, cezalandırması, boykot ve tecrit etmesi gerekmektedir.

İran’ın yönetim şekli, rejimi; İran’ı, İran halkını ilgilendirir. İran’ın maruz kaldığı siyonist, emperyalist saldırı karşısında, Amerikan hegemonyası karşısında İran’ın yanındayız.

Türkiye’nin, körfez bölgesi ülkeleriyle birlikte İran’ı kınaması büyük bir hatadır, kabul edilemez.

Türkiye, bu emperyalist saldırı karşısında İran’ın yanında söylem ve politika üretmelidir.

Türkiye, İsrail’le her alanda ilişkisini kesmeli ve ambargo uygulamalıdır. 

Ayrıca Türkiye, Trump’ın Gazze’yi kapitalizmin cazibe merkezlerinden birine çevirecek olan Gazze Planı’ndan çıkmalıdır. 

Herkesi, ABD ve İsrail’e karşı İran ve Filistin halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz.”

İstanbul

Filistin Eylem Komitesi (FEK), Türkiye’nin korsan devlet İsrail’i tanımasının yıldönümünde İstanbul’daki İsrail konsolosluğu önünde yaptığı eylemde hükümetin İsrail ile tüm ilişkileri kesmesini talep etti.

Eylemciler Levent metro durağında buluşarak “Suç ortaklığı 77 yıldır sürüyor: Siyonist rejimle tüm ilişkileri kes!” pankartı arkasında, Filistin bayraklarıyla İsrail konsolosluğuna yürüdüler. Burada yapılan açıklamada Türkiye’nin 77 yıl önce İsrail’i tanımasının utanç verici bir karar olduğu vurgulanırken İsrail’e karşı tam ambargo talebinde bulunuldu. Açıklamanın tam metni şöyleydi:

“Soykırımcı İsrail’le Tüm İlişkiler Kesilsin!

77 yıl önce bugün, Türkiye tarihinin en utanç verici kararlarından biri alındı. 400 Filistin köyünü haritadan silerek, yüz binlerce Filistinliyi yerinden eden Siyonist çetelerin ilan ettiği gayrimeşru devlet, Türkiye tarafından henüz birinci yılını doldurmadan, 28 Mart 1949’da tanındı. 1948’den başlayarak devletlerin aldığı her tanıma kararı bu gayrimeşru varlığa meşruiyet görüntüsü kazandırmaya hizmet ederken, Türkiye’nin bu kararı tüm bölge devletlerden önce alması, bölgesindeki işgalci-sömürgeci bir rejime göz yumması, hatta bu rejimi hayatta tutmak için stratejik bir ortaklık kurması demekti. Zira Siyonist rejimin en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, Türkiye bu rejimle ekonomik, siyasi ve askeri ilişkiler kurdu ve bu rejimin adeta can simidi oldu.

O zamandan bu zamana geçen 77 yılda, Türkiye ile Siyonist rejim arasında bölgesel rekabete bağlı kimi gerilimler yaşasa da hiçbir zaman kopmadı, aksine, giderek kapsamlı bir kimlik kazandı. Batı emperyalist düzenin tetikçisi olarak Siyonist rejim, bu 77 yıl içinde Filistin ve civar ülkelerdeki işgalini genişletti ve yüzlerce yasadışı yerleşim kurdu, Filistin ve bölge halklarına karşı sayısız katliama imza attı ve en sonunda, abluka altındaki Gazze’de soykırım yaptı. Peki, tüm bunlar olurken Türkiye’nin bu rejimle ilişkisi nasıl dönüştü? Askeri amaçlı hammaddeler de dâhil ticaret hacmi katlandı, istihbarat paylaşımını da içeren askeri işbirliği anlaşmaları imzalandı, Gazze’de soykırım yapan işgal ordusunun kullandığı yakıtın Türkiye üzerinden akmasına izin verildi. Bugün ABD ile Siyonist rejim İran’a, Lübnan’a saldırırken ve tüm bölgeyi yıkıma uğratırken, Gazze’de sömürgeci bir rejim kurulmaya çalışılırken, Türkiye “arabuluculuk” kisvesi altında bu emperyalist yıkım ittifakının parçası olmayı sürdürmekte ve soykırım suçlusu Siyonist rejimle bağlarını koparmaktan hâlâ imtina etmektedir. 

Siyonist rejim ve ortakları bu süreçte, sadece Filistin’de değil, bölge ülkelerine karşı da sayısız işgal, saldırı ve savaş suçuna imza attı. Emperyalist güçlerle çıkar ve suç ortaklığı içinde işgalini genişleten bu rejim, Lübnan, Suriye, İran ve Yemen halklarına da saldırarak, bölgemizdeki emperyalist hegemonyanın güçlenmesine de hizmet ediyor. Tüm imkânsızlıklara rağmen, başta Filistin halkı olmak üzere, Lübnan, Yemen ve İran halkları, bölgeyi teslim almak için her yeri tarumar eden bu emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı var gücüyle direniyor! Tüm direnenleri yeniden selamlıyoruz!

Türkiye devleti, üzerinde taşıdığı bu utancın farkındadır ve emperyalist-Siyonist ittifakla olan bağını halktan gizlemek için söylem düzeyinde dönem dönem çıkışlar yapmakta, Siyonist rejimi suçlarından dolayı kınamakta hatta bu rejime karşı tedbirler içeren kararlara ve bildirilere imza atmaktadır. Ancak, ne yazık ki gerçeklik bunun aksini işaret ediyor; Türkiye devleti, imzaladığı kararların gereğini yapmıyor. Kâğıt üzerinde askıya aldığı ticareti tamamen kesmiyor, Siyonist rejime askeri hammadde taşıyan gemilere el koymuyor, Siyonist rejime bomba satan şirketlere engel olmuyor, bölge halklarını katleden uçakların kullandığı petrolü engellemiyor. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Soykırımcılarla tüm ilişkileri kesin ve Siyonist rejime tam bir ambargo ilan edin. İşte burada önünden sesleniyoruz, soykırımcıları temsil eden bu konsolosluğu kapatın ve bu rejimi tanımadığınızı ilan edin!

Bizler, Filistin halkının dostları olarak emperyalist-Siyonist ittifakın karşısındayız ve ülkemizin soykırımcılara destek olmasını kabul etmiyoruz. Emperyalistlerin, Siyonistlerin ve destekçilerinin olduğu her yer bizim hedefimizdir.

Filistin ve tüm bölgemiz emperyalizmden ve Siyonizm’den özgürleşene dek, soykırımcı İsrail’e Tam Ambargo ilan edilene dek, bulunduğumuz her yerde intifada ruhuyla mücadeleyi yükselteceğiz. 

 Her Yer Filistin Her Yer Direniş!

Yaşasın Halkların Kardeşliği! 

 Nehirden denize özgür Filistin!

Yıkılsın Siyonist İsrail devleti!

Kahrolsun ABD emperyalizmi!”

son yazıları

Alex Callinicos: ABD doları egemenliğinin çözülmesi
(Seçtiklerimiz) Taner Akçam: Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk solu
ABD elini Küba’dan çek!

ilginizi çekebilir

6022835400_bac207e533_z
Alex Callinicos: ABD doları egemenliğinin çözülmesi
EPSON scanner image
(Seçtiklerimiz) Taner Akçam: Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk solu
d8aa7a63-e92d-4e44-b95e-7a637991ef45_5760x3840
ABD elini Küba’dan çek!