Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi ve Yaşatacağız Platformu 24 Nisan’da Ankara’da merkezi bir eylemde buluşacak. Sokakta yaşayan hayvanların toplatılıp, sahiplendirilmedikleri takdirde öldürülmesini düzenleyen ve kamuoyunda katliam yasası olarak anılan düzenlemenin meclisten geçmesinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Bu sürede 150 bine yakın köpeğin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Sokaklarda hayvanlara dönük şiddet de artmış durumda. Belediye görevlileri usulsüz bir şekilde sokaklardaki yaşlı veya yavru köpekleri kimyasal içeren tüf tüflerle vurarak toplamaya çalışıyor, bazı köpekler bu kimyasal vücutlarına girer girmez hayatını kaybediyor. Kimyasal ile ölmeyen köpekler ise daha şanslı değil, tıka basa köpek doldurulmuş barınaklara tıkılıyorlar, açlıkla, salgın hastalıkla ve çok kez örneğini gördüğümüz şekilde toplu katliamla sınanıyorlar.
İktidarın yaptığı düzenlemeyi sadece iktidara bağlı belediyeler de uygulamıyor. CHP’ye bağlı Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kendi verdiği verilere göre 17 bin 750 köpek “doğal yollarla” hayatını kaybetmiş görünüyor.
Bu kitlesel bir katliam. Yaşam hakkı savunucuları katliamı durdurmak için mücadeleye devam ediyor. Yaşam hakkı savunucuları yasa sonrası yaşananları Sosyalist İşçi’ye anlattı:
Yağmur Hasdemir (Patikara Derneği Başkanı, Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi aktivisti)
Katliam yasasından sonra kısırlaştırma tamamen durdu. Bu gönüllüler üzerindeki yükü ciddi biçimde artırdı. Eskiden ayda 30-40 hayvanı ücretsiz bir şekilde kısırlaştırabilen gönüllüler artık hayvanları belediye kliniklerine götüremiyor çünkü belediyeler hayvanları barınaklara götürüp ölüme terk ediyor. Mahallelerde hayvanları korumak için kullanılan tüm kaynaklar ise artık özel pansiyon ücretlerine gidiyor.
Bazı gönüllüler baktıkları hayvanları koruyabilmek adına “hayvanların barınakların belirli kısımlarında kalması” yönünde anlaşmalar yapmak zorunda kalıyor. Bu anlaşmalar ise bu gönüllerin katliamlara ses çıkaramamasına ve barınaklarda gördükleri olumsuz koşulları aktaramamalarına sebep oluyor. Artan ölümler karşısında artan umutsuzluk bazı insanları “sadece kendi baktığım hayvanı kurtarayım” düşüncesine sürüklüyor, bu ise politik mücadeleye zarar veriyor.
Katliam yasası, mahallelerdeki köpeklerden başlayarak yaban hayatına uzanan bir katliam mekaniğini hayata geçiriyor. Mahallerde yıllardır yaşayan köpekler toplanınca, kırsaldan insana alışık olmayan köpekler mahallelere geliyor veya domuz, tilki gibi yaban hayvanları kente geliyor. Mahallelerdeki köpeklerin ölümü, daha sonra bu hayvanların da katledilmesini beraberinde getiriyor.
Tek başına gönüllülerin çabası sürdürülebilir değil, bu sorunun mutlaka yasal bir çözüme kavuşması gerekiyor, bunun için de mücadele etmek gerekiyor.
Sevcan Çamlıdağ (Avukat, Yaşatacağız Platformu aktivisti)
Katliam yasası kabul edildiğinden hatta tartışmaya açıldığından beri ülkede hayvana şiddet arttı. Siyasi figürlerin hayvan düşmanı söylemleri hayvanları birer nefret odağı hâline getirdi. Belediyeler hız kesmeden hayvan toplamaya, onları barınaklara hapsetmeye, ölüme terk etmeye ya da doğrudan katletmeye devam ederken; yaratılmaya çalışılan bu ötekileştirme, düşmanlaştırma iklimine karşı çıkmak, bu düzeni alaşağı etmek için ses çıkarmak zorundayız. Katliam yasasının getirdiği asıl tehlike, siyasilerin nefret yüklü söylemlerinden cesaret alan insanların hayvanlara zarar vermesidir, şiddetin meşrulaşmasıdır, olağanlaşmasıdır.
Biz katliam yasasını ve onun getirdiği hayvan düşmanı politikaları kabul etmedik, etmiyoruz. Hayvana şiddeti olağanlaştırmayacağız. Yasal olan her şey meşru değildir. Yasaları hayvan özgürlüğü savunucuları sokakta yazacak.
25 Nisan’da Ankara’da buluşalım. Hayvanların hak ettikleri özgür ve güvenli yaşam için birlikte ses çıkaralım. Katliam yasası yürürlüğe girdikten, Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya uygun bulunduktan, on binlerce belki de yüz binlerce hayvan katledildikten sonra hâlâ hayvanların hakları için direnen bir kitlenin olması politik olarak çok kıymetli. Biz buradayız. Hayvan dostlarımızı terk etmeyeceğiz. Onların yaşamını pazarlık konusu yaptırmayacağız. Çok kan kaybetmiş olsak da mücadeleyi henüz kaybetmedik. Bu uzun soluklu bir yol. Direneceğiz. Ve en sonunda kazanan hayvanlar olacak.
Can Irmak Özinanır (Hayvan Yaşam Özgürlük İnisiyatifi aktivisti)
Katliam yasası ortaya çıktığından beri sokakta yaşayan hayvanların zaten kötü olan durumu misliyle kötüleşti. Toplumun küçük bir azınlığını oluştursalar da hayvan düşmanları, hayvanlara dönük şiddeti çok daha açık, çok daha kendilerine güvenli bir şekilde uygulamaya başladılar.
Sözüm ona muhalif olan belediyeler bile katliam yasasını en ağır şekilde uyguluyor. Ankara’da sokakta köpek kalmadı, belediye başkanı Mansur Yavaş katliam yasasının en kararlı uygulayıcısı. Son olarak Karataş Barınağı mazeret göstermeksizin ve yasal olmayan bir biçimde ziyarete kapatıldı. 17 bin 790 köpeğin “doğal yollarla” öldüğünü iddia eden belediyenin bir şeyleri gizlemek zorunda olduğunu biliyoruz.
Katliam yasası meclisteyken binlerce insan sokaktaydı. Bu insanlar Anayasa Mahkemesi’nin katliam yasasını kabul etmesi sonrasında umutsuzluğa kapıldı. Ancak sokaktaki mücadeleye bir an bile ara vermemek gerekiyor. Sokaktaki hareketin geri çekildiği her an, yeni katliamlara cesaret veriyor. Sokakta olduğumuz sürece bu katliamları yavaşlatma şansımız var.
Ancak bu yeterli değil, barınaklardaki koşulları sokakta herkese anlatmalı, her hayvan katilinin karşısına dikilmeli ve katliam yasasının mutlaka geri çekilmesini sağlamalıyız.
25 Nisan’da Ankara’da uzun zaman sonra çok büyük bir ses çıkarmak için adım atıyoruz. Herkesi bu mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz.