Migros depo işçilerinin düşük ücret dayatması ve bir dizi haksızlığa karşı mücadelesi yaklaşık iki haftadır sürüyor. İstanbul’daki Esenyurt deposunda başlayan direniş, birçok şehirdeki Migros depolarına yayılmış durumda. Mücadelenin koordinasyonunu DGD-SEN yapıyor. Bu aynı zamanda 7 bine yakın işçinin sendikalaşma mücadelesidir.
Sendika işçilerin ortak taleplerini şöyle duyuyor:
– Maaşlara net yüzde 50 zam!
– Depo işkolu değişmeksizin kadro!
– Banka promosyonları işçilere ödensin!
– Vergiyi Migros patronu ödesin!
Direniş başladıktan sonra buna bir talep daha eklendi: İşçilerin istediği sendikayı seçme ve örgütlenme hakkının tanınması.
Bir yandan da işçi kıyımı sürüyor. Depolarda direniş başladığı günden itibaren yüzlerce işçinin, işten atıldığı belirtiliyor.
Bu baskı koşullarında DGD-SEN üyeleri, “madem bir aileyiz” diyerek iki kez Migros’un sahibi Anadolu Holding’in patronu Tuncay Özilhan’ın evinin önüne gitti. Değil evin önüne sokağa bile girmeleri, yüzlerce polis tarafından engellenen işçiler ve sendikacılar, her iki seferde de ters kelepçeyle gözaltına alındı. İşçiler soruyor: “Devlet neden Tuncay Özilhan’ı koruyor, hakkını isteyen işçiye zulüm reva görülüyor?”
Hem sendikalaşmak, hem de istediği sendikaya üye olmak her işçinin hakkıdır.
Migros depo işçilerinin hak mücadelesi, Türkiye’nin birçok şehrinde özellikle KESK ile Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından eylemlerle destekleniyor. Bu haklı mücadele benzer sorunların yaşandığı diğer işyerlerine de aktarılmalı. Sendikalar, Migros depo işçilerinin hak mücadelesine ellerinden gelen desteği vermelidir. Migros işçisi kazanırsa, on binlerce depo işçisi, kuryeler, yüz binlerce market çalışanı insanca yaşayacak bir ücreti kazanabilir.