Grönland kavgası dünyanın “Kurtlar Sofrası” halini gösteriyor

Grönland konusunda Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasındaki çekişmede ilk söylenecek şey, her iki tarafın da adanın kaderini belirlemeye hakkı olmadığıdır. Bu hakka sahip olanlar, yalnızca adanın büyük oranda İnuit olan halkı.

Grönland Danimarka’nın bir kolonisi. Danimarka, Norveç ile olan birliğinin 1815’te dağılmasının ardından, adayı kontrol eden yegane güç olduğu iddiasında. ABD -şimdi ABD’nin Virjin Adaları olarak anılan- Danimarka Batı Hint Adaları’nı satın aldığı 1917 anlaşmasında bu durumu tanımıştı. Donald Trump, Danimarka’yı Grönland’dan satın alarak böyle bir kolonyal bölüşümü tekrarlamak istiyor.

Grönland -büyük kısmı işlenmemiş olan- doğal kaynaklar açısından zengin. Aynı zamanda Arktik Bölgesi’nin girişinde yer alıyor. Küresel ısınma buzları erittikçe Yüksek Kuzey ABD, Çin, Rusya ve diğer güçlerin Arktik’in deniz rotalarına ve minerallerine erişim için giriştikleri rekabette bir koz haline geliyor. Trump ayrıca Grönland’ın ABD için geliştirmek istediği “Altın Kubbe” füze savunma sisteminde de önemli bir rol oynaması gerektiğini söylüyor.

Danimarka’nın sosyal demokrat hükümeti, Trump’ın Grönland’dan istediğini, onu topraklarına katmadan da alabileceği itirazında bulunuyor. Gerçekten de Danimarka, ABD’nin NATO’daki en itaatkar müttefiklerinden biridir. 1951’de yapılan bir anlaşma uyarınca, ABD ordusunun Grönland’a neredeyse sınırsız erişimi var. Danimarka aynı zamanda ABD liderliğindeki Irak ve Afganistan işgallerine de katılmıştı.

Yine de Grönland krizi, ABD’nin müttefiklerine verdiği değerin düşüşünü gösteriyor. Washington’ın 1945 sonrasında kurduğu hegemonyanın bir unsuru da diğer ileri kapitalist ülkeleri ABD’ye bağlayan bir ittifaklar ağının oluşturulmasıydı. Ama Trump mütemadiyen bunun müttefiklerinin ABD’yi soymasına ve onun gücü ve zenginliğinden karşılıksız faydalanmasına yol açtığını savundu. Şimdi “Önce Amerika” zamanı.

Bu yüzden Grönland’dan emin olmak için onu topraklarına katmak istiyor. Britanya da dahil sekiz Avrupalı devleti, buna karşı çıktıkları ve Grönland’a çok küçük bir askeri görev gücü gönderdikleri için yüzde 10’luk bir gümrük vergisi getirmekle tehdit ediyor. Bu devletler Trump’a NATO müttefiklerinin Grönland’ın güvenliğini ciddiye aldıklarını göstermeye çalışıyordu ama bu hamle fena geri tepti. Gümrük vergisi Avrupa Birliği (AB) ve Britanya’yı çok zor bir duruma sokuyor.

Trump’ı yatıştırmaya çalıştılar; İngiltere başbakanı Keir Starmer bunu bol bol yalakalıkla, AB ise geçtiğimiz yaz ABD’ye yaptıkları ihracatta yüzde 15’lik bir gümrük vergisi empoze eden utanç verici bir ticaret anlaşması imzalamayı kabul ederek yapmaya çalıştı. Bundaki amaçları kısmen Trump’ın Ukrayna’yı Rusya’ya terk etmesini engellemek, kısmen de ABD’nin NATO kanalıyla Avrupa’nın güvenliğinin güvencesi olmayı sürdürmesiydi. Ancak şimdi Grönland konusundaki karşı karşıya gelme durumu, Batılı emperyalist blokta büyük bir delik açma tehdidi yaratıyor. Elbette Trump’ın gümrük vergisi ilanlarının ardından genellikle pazarlık gelir.

Bir yatırım stratejisi şirketinin ürettiği “Gümrük Vergisi Taktik Kitabı” Trump’ın çoğunlukla piyasaların kapalı olduğu haftasonları daha yüksek vergi oranları ilan ettiğini gösteriyor. Verginin yürürlüğe gireceği ileri bir tarih belirliyor, böylece müzakere için bir süre kalmış oluyor. Sonuçta da her iki tarafın da başarıya sahip çıkabileceği bir anlaşmaya varılıyor. Geçtiğimiz sonbaharda ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret anlaşmazlığında böyle oldu.

Trump her zamanki gibi yeni gümrük vergilerinin 1 Şubat’ta yürürlüğe gireceğini ve Haziran ayında yeniden artacağını söyledi. Eğer ticaret sözleşmelerinde olduğu gibi, para konuşuyorsunuz rakamlar konusunda tartışabilirsiniz ve sonunda ganimeti paylaşırsınız. Ama Trump bu kez devasa bir adayı istiyor. Bu uzlaşmaya varması çok daha zor bir mesele.

Venezuela’ya yaptığı başarılı baskından cesaretlendiğine şüphe yok. Avrupalılar o zaman ona verdikleri destekten pişmanlık duyuyor olmalılar. Bugünlerde AB lafa gelince iyi savaşıyor. Misilleme olarak hazırladığı gümrük vergisi paketi ABD ihracatçılarına 80,6 milyar avroya mal olacak. Starmer ise Britanya’nın bir misillemede bulunmasını reddediyormuş gibi gözüküyor, pek de süpriz olmadı.

ABD Hazine Bakanı, “Avrupalı liderler dediklerimizi kabul edecekler ve ABD güvenlik şemsiyesi altında olmaları gerektiğini anlayacaklar” dedi. Belki de öyledir. Ama Kanada Başbakanı Mark Carney’in, geçen hafta Pekin’e uçup bir ticaret sözleşmesi imzalaması eski ittifakların dağıldığını gösteriyor. Trump’ın haydutluğu daha istikrarsız bir “Kurtlar Sofrası” dünyasının habercisi.

Çeviri: Onur Devrim

son yazıları

Amerika Birleşik Devletleri faşistleşiyor mu?
ABD'nin Venezuela'ya yaptığı baskın acımasız bir ders veriyor
2025-Kaos dünyayı kasıp kavuruyor

ilginizi çekebilir

702581
(Seçtiklerimiz) Suriye’de iktidarın merkezileştirilmesi ve Kürt halkının özgürlükleri
migros-depo-iscileri-is-birakti-1769181089-901-large
Migros Depo işçileri hakları için mücadelede
thumbs_b_c_af7ab2dfdc4cb72c99446c4e402c8299
Amerika Birleşik Devletleri faşistleşiyor mu?