Suriye’de savaşa ve Kürt halkına yönelik zulme hayır!

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) Suriye’de yaşananlar üzerine bir bildiri yayınladı.

“Suriye’de savaşa ve Kürt halkına yönelik zulme hayır!

Uzun bir süredir biriken gerilim, merkezinde HTŞ’nin yer aldığı yeni Suriye rejiminin Kürt güçlerine yönelik askeri saldırganlığıyla tehlikeli bir boyuta sıçradı.

10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarının yerine bugün askeri seçeneklerin gündeme gelmiş olması tüm bölge açısından kaygı vericidir. Şara iktidarının siyasi ufku açısından gözden çıkarılabilir görülen tüm halklar ve inançlar ağırlaşan bir baskıya maruz bırakılıyor. Esad rejiminin devrilmesiyle yeşeren umutlar, Suriye’de yeni iktidarın da otoriter, baskıcı ve farklılıklara yaşam hakkı tanımayan bir siyaset izlemesiyle sönümlendi.

Emperyalist çıkarları için Suriye’ye ilgisini hiçbir zaman azaltmayan ABD ile bölge ülkeleri, Suriye’nin iç işlerine kendi askeri ve politik çıkarlarını geliştirmek, askeri varlıklarını kalıcı hale getirmek için müdahale etmeye bir son vermelidir.

Suriye’nin kaderini Suriye’de yaşayan halklar demokratik bir zeminde kendileri belirlemeli, Şara rejiminin mezhepçi ve tekçi anlayışına karşı halkların kendi kaderlerini tayin etmesinin siyasal zeminlerini inşa edilmelidir.

Daha iki hafta önce Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i haydutça bir şekilde kaçıran, sokaklarda kendi vatandaşlarını katleden Trump ABD’sinin verdiği güvencelerin hiçbir önemi ve inandırıcılığı yoktur. ABD, gerileyen küresel gücünü toparlamak için sadece ve sadece ABD çıkarlarını düşünüyor ve bu uğurda “altta kalanın canı çıksın” politikası izliyor.

Bölgedeki gelişmelerde en önemli rol Türkiye’ye düşüyor. 2014 yılında Kobani’ye yönelik IŞİD saldırılarının yaşandığı günlerde iktidarın aldığı tutum milyonlarca Kürt’ün duygusal kopuş yaşamasına neden olmuştu. Türkiye bugün de aynı tutumu almamalıdır. Suriye’deki Kürt örgütlerini düşman gibi görmekten, beka sorunu yaratan bir odak gibi algılamaktan vazgeçmelidir. Suriye’deki tüm halklarla demokratik bir perspektifle diyalog ilişkisini güçlendirmelidir. Şara rejiminin Rojava’ya yönelik askeri müdahalesinin yanında yer almamalıdır. Bu müdahaleyle hiçbir şekilde ilişkilenmemelidir.

Türkiye Suriye’de halkların eşit koşullarda kardeşliğini savunmak zorundadır. Bu perspektifin hayata geçebileceği koşullar hâlâ mevcut. Türkiye’de yaşayan milyonlarca insan şu soruyu soruyor: Türkiye’de iktidar Suriye’deki rejimle diyaloğa dayalı bir ilişki kurarken neden Kürtlerle böylesi bir diyaloğu benimsemiyor?

Bir yandan Türkiye’de bir barış süreci yürütme iddiasını taşırken, diğer yandan Suriye’de Kürtlerin çeşitli kazanımlarına yönelik bu olumsuz tutumlar, içerdeki çözüm ihtimallerini zedeliyor. Türkiye devletinin rolü, içerideki süreçte demokratik bir barışı tesis edecek somut adımlar atmak ve Suriye’de halkların eşit koşullarda kardeşliğinin inşa edileceği zeminleri güçlendirmek olmalıdır.

Tüm ülkeler Suriye’den askeri varlıklarını çekmeli, İsrail Esad’ın devrilmesini fırsat bilerek çöktüğü Suriye topraklarından defolmalıdır.

Şara rejimi saldırılarını derhal durdurmalı yeniden diyalog ve müzakere süreçleri inşa edilmelidir.”

son yazıları

Çocuklar birbirini öldürürken devlet nerede duruyor?
Hrant Dink’in mirası: “Tüketme dermanını ferman, dik ağacını…”
Emekliler meydanlarda: “Bundan sonra her şey biziz”

ilginizi çekebilir

gençler
Çocuklar birbirini öldürürken devlet nerede duruyor?
hrant-dinkin-katledilisinin-19-yilinda-hakikat-icin-soylesiler
Hrant Dink’in mirası: “Tüketme dermanını ferman, dik ağacını…”
WhatsApp Image 2026-01-14 at 11.49
Emekliler meydanlarda: “Bundan sonra her şey biziz”