Şeyh Maksud (Şêxmeqsûd) ve Eşrefiye (Aşrafiye) mahallelerinde yaşanan son olaylar üzerine

Suriyeli aktivist El Şami yazdı.

Şeyh Maksud (Şêxmeqsûd) ve Eşrefiye (Aşrafiye) mahallelerinde yaşanan son olaylar

Şeyh Maksud Bölgesi ağırlıklı olarak Süryani, Asuri vb. nüfusun yaşadığı bir yerdi ve eskiden Meryem Ana Dağı adıyla anılırdı. Sonra 1940’ta ilk Ermeni ailesi oraya yerleşti. Araplar o dağı, Seyda Dağı diye adlandırdılar.

Sonra Afrin’den 1965’te ilk Kürt ailesi yerleşti ve Baas rejimi o bölgeye Şeyh Maksud adını verdi. 1970’lerden sonra Kürt Sufi şeyhine ithafen Şeyh Maksud Camii’ni inşa ettikten sonra ö bölgeye caminin ismi verilmişti.

Herkesin doğru bildiği yanlış bilgi ise Halep’te en çok Kürdün yaşadığı bölge burası ama Kürt nüfusu bölgede çoğunluk değil. 2011’de başlayan Suriye devriminde Eşrefiye ve Şeyh Maksud halkı sokaklarda eylemlere katılmış ve Baas rejimin devrilmesini talep etmişlerdi. Ayrıca Kürt halkının tanınması ve Arap kemeri uygulamasının bitirilmesi için sokaklara dökülmüşlerdi.

Devrimden yaklaşık on ay sonra, 2012 başlarında, PYD o mahallelerde boy göstermiş, rejimin zayıflaması nedeniyle Şeyh Maksud’ta yönetimi ele almıştı.

Fakat Eşrefiye Mahallesi’nde PYD’ye destek vermeyen Kürtler ve Suriye Devrim Komiteleri sivil olarak, Özgür Suriye Ordusu ise askeri olarak mahalleyi kontrolüne almıştı.

2015’te IŞİD’e karşı savaşan Özgür Suriye Ordusu zayıflamış, birçok aktivist yurtdışına kaçmış ve askeri kanat yani ÖSO, 2016’da o bölgeyi tamamen PYD’ye teslim etmiştir. O tarihlerde ÖSO ve YPG omuz omuza IŞİD’e karşı savaşıyorlardı.

Baas rejimi yıkıldıktan sonra, 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşmada SDG’nin silahlı gücünü devlete entegre etmesi temel amaçtı. Ancak bu anlaşma askıda kaldı ve hiçbir taraf anlaşmaya uymadı.

Ocak 2026’da Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri kuşatma altına alındı. Önce sivil halk tahliye edildi sonra mahallelere yoğun tank bombardımanı başladı. Sayı olarak can kayıplar tam olarak bilinmese de en az 300 ölü olduğu iddia ediliyor.

Yeni Şam yönetiminin bu baskıyla hedeflediği, Fırat’ın doğusuna bir gözdağı vermek ve yakın gelecekte gerçekleşme ihtimali yüksek olan SDG ile savaşın bir provasını göstermektir.

Her ne kadar Şara yönetimi bu yapılanların sivil halka yönelik olmadığını savunsa da Halep’e giren gruplar ırkçı ve mezhepçi sloganlar atarak katliam yaptılar.

Arap medyası da bu katliamları görmezlikten gelerek sanki bir devletin içindeki bir terör grubuyla yapılan küçük çatışmalar olarak gösterdi.

Şam’daki Amerikan dostu yeni yönetimin, Suriye Devrimi’yle ve hakların özgürlük savaş ile alakası yok. Aksine İran’da olduğu gibi devrimi basamak olarak kullanan gerici bir gruptan ibarettir.

İsrail’in güneyde ilerleyişi karşısında suskun kalan ve içeride ölen insanları bile balkonlardan atan işkenceci ve intikamcı bir yönetimdir.

Tabii ki SDG’nin yöneticileri de bu durumdan bir hayli sorumludur. Nitekim 8 aydır ne Suriye’de başlayan entegrasyon süreci ne de Türkiye’de başlayan barış sürecinden bir fayda sağlayamamış sivil halkı ve eli silah tutan gençlerin geleceğini, belirsiz bir uçuruma atmaktadır ve dökülen kan bu süreci geri dönülmez bir yola sürüklemiştir. Hem Kürt halkının hem de Rojava’da yaşayan halkların geleceğini Trump’ın istediği Ortadoğu karmaşasına çevirmesine vesile olmuştur.

Fırat’ın doğusundaki halklar çoğunlukla, Amerika’nın IŞİD’le mücadele sürecinde SDG’ye verdiği desteği tekrarlayacağını düşünmekte.

Oysa Trump’ın bir halk düşmanı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Suriye ve Rojava aktivistleri, bu çatışmaların bitmesini, evlerinden çıkarılan tüm sivillerin dönmesini ve derhal tüm tarafların masaya oturup halkları temsil eden bir anayasanın temelini oluşturup savaşçıların tam entegrasyonun başlamasını istiyor. Ayrıca yakın gelecekte yaşanılabilecek etnik bir Arap-Kürt savaşının olmamasını temenni ediyor.

son yazıları

Tutuklu ve açlık grevi eylemi yapan Palestine Action yoldaşımıza mektup
Yaşamı parçalara ayıran iktidar: Kadın, hayvan ve çocuk bedenleri üzerinden bir şiddet rejimi
“Sendikamızın mücadele kararının sonuna kadar arkasında duracağız”

ilginizi çekebilir

296833
Tutuklu ve açlık grevi eylemi yapan Palestine Action yoldaşımıza mektup
25-kasim-2020-istanbul-12-e1669112744773
Yaşamı parçalara ayıran iktidar: Kadın, hayvan ve çocuk bedenleri üzerinden bir şiddet rejimi
606082719_18034702409739592_1295974550546379837_n
“Sendikamızın mücadele kararının sonuna kadar arkasında duracağız”