İran’da 28 Aralık 2025’te döviz kurundaki patlama beraberinde protestoları getirdi. Yedi gün içinde eylemler ekonomik bir tepkinin ötesine taştı. İran para biriminin çökmesine karşı başlayan mücadeleler tüm İran2a yayılarak ulusal bir ayaklanmaya dönüştü.
Ekonomik çöküş
Huzursuzluğun arka planında halkın açlık sınırının altına yaşamasına neden olan ekonomik çöküş yatıyor. İsrail’in İran’a yönelik saldırısının tahrip gücü oldukça yüksekti. Bu enkaz kışın gelişiyle birlikte enerji kıtlığına ve üretimin fiilen durmasına neden o ldu. Riyal ABD doları karşısında 1,45 milyon seviyesine geriledi. İranlıların alım gücü bir gecede buhar oldu. Gıda enflasyonu yüzde 72’yi aştı. Mesele çok hızla hayatta kalma mücadelesi hakini tam d abu yüzden aldı.
Protestolar başkent Tahran’daki dükkan sahipleri arasında başladı. Dükkanlarını kapayan esnaflar diğer dükkan sahiplerini de protestolara katılmaya çağırdılar.
Elektrik ve su sıkıntısı, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak halde olması öfkeyi daha da büyüttü. İran’da sokaklara çıkanlar kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlar ve büyük bir risk alıp sokağa çıkmalarının nedeni de bu.
Kepenkler kapanırken
İran’da rejimi allak bullak eden asıl öğe ise isyan dalgasının rejimin geleneksel kalesi olan Tahran Büyük Çarşısı’nda kepenklerin kapatılmasıyla başlaması. 1979’da Şah’ı deviren hareketin en büyük sosyal zeminlerinden olan esnafların bugün “özgürlük” sloganlarıyla sokağa inmesi, rejimi eylemlerin ilk günlerinde paralize etti. İran’da çeşitli bölgelerde çatışmalar barikat savaşları halini aldı. Öfke rejimin kolayca bastırmayacağı kadar derin.
Bu da İran rejiminin ne yapacağını bilememesine neden oluyor.
İlk gün eylemlerde esnafların hakim olması, ikinci gün bir göstericinin polislerin karşısında tek başına oturarak direnmesinin verdiği motivasyonla birleşti ve ertesi gün 30 Aralık’ta eylemlere üniversite öğrencilerinin de eklenmesiyle hareket hem dinamizm hem yaygınlık kazandı.
Valilik binaları, belediye ve yargı binaları göstericilerin hedefleri arasındaydı. Çatışmaların derinleştiği iki kentte öldürülen göstericilerin cenazeleri ise kitlesel mitinglere dönüştü. Eylemlere bazı din insanlarının da destek vermesi hareketin kitlesel zeminini daha da çeşitlendirdi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pzeşkiyan, hareketin ilk günlerinde “Halk bizden memnun değilse sulu bizi” diyerek protestolara karşı ılımlı bir yaklaşım geliştirse de dini lider Hameney hareketi ezmek üzere devrim Muhafızlarını görevlendirdi ve çok sert konuşmalar yaptı.
2022 yılında, Mahsa Amini’nin polis gözetiminde ölümünün ardından İran’ı devasa protestolar sarmıştı. Devlet o dönemde yüzlerce kişiyi öldürerek vahşi bir baskıyla yanıt vermişti. İran halkı sürekli bir isyan halinde. Rejimin elini güçlendiren ise Trump ve İsrail’in İran’a yönelik müdahaleci politikaları. Soykırımcı İsrail ve şimdim Venezuela’yı Irak’a çevirmeye çalışan Trump İranlıları kurtarmaya hazır olduklarını söyleyerek İran halkının aşağıdan mücadelesini zedelemeye çalışıyor. İran’da hdm rejime hem de Siyonizme karşı politik çizgi büyüdükçe hem rejimin hem de Trump’ın işi daha da zorlaşacak.