Kadınlar ve lubunyalardan barış sürecine destek

“Kadınlar ve lubunyalar barış için yürüyor” etkinliği, İzmir’de 28 Ağustos Perşembe akşamı Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde gerçekleştirildi. 

Kürtçe ve Türkçe olarak basın metni okundu. Türkçesini Hacer Yeşilçay okudu.

Açıklamada yeni çözüm sürecine dair şu tespitler yapıldı.

“Yıllar boyunca inkâr, imha, asimilasyon ve güvenlikçi politikalarla çözümsüz bırakılan Kürt meselesinde bugün tarihi bir dönemeçteyiz. Silahların sustuğu, iletişim ve müzakere kanallarının açıldığı bu dönemi; halkların eşit ve özgür yaşamı için kalıcı bir barışa giden yolun başlangıcı olarak görüyoruz.

Barış, yalnızca çatışmaların sona ermesi değil; aynı zamanda eşit yurttaşlık temelinde özgürlüklerin güvence altına alındığı bir demokratik toplumun inşasıdır. Bizler bu anlayışla, sesimizi ve sözümüzü ortaklaştırıyor, kaygılarımızı ve sorularımızı birlikte tartışıyor, barış mücadelesini toplumsal örgütlülüğümüzle büyütüyoruz.”

Ayrıca barış sürecinin toplumsallaşmasının gerekliliği vurgulandı:

“Biliyoruz ki silahların susması, tek başına Barış için yeterli değildir. Kırk yıldır bu topraklarda üretilen ve hayatın her alanına sirayet eden şovenizmin, milliyetçiliğin ve militarizmin izlerini silmek; barışın toplumsallaşmasını, kalıcı ve adil bir zemine oturmasını sağlamak uzun soluklu bir mücadeleyi zorunlu kılmaktadır.

Biz kadınlar ve LGBTİ+’lar, bu mücadelenin hem en ağır yükünü taşıyanı hem de en güçlü öznesiyiz. Daha önce defalarca yaptığımız gibi, ittifaklarımızı çoğaltmak ve güçlendirmek; hepimizi kesen noktalarda ortaklaşmak; sözümüzü kamuoyuyla paylaşmak ve arkasındaki irademizi kararlılıkla ortaya koymak için yeniden yan yanayız.”

Talepler

Eylemciler “sürecin şeffaf, katılımcı ve toplumun tüm kesimlerine açık yürütülmesi, barışın kalıcılaşmasının önkoşuludur diyerek yapılması gereken şöyle sıralıyor:

  • Başta Terörle Mücadele Yasası olmak üzere, düşünceyi, ifadeyi, inancı ve barışçıl toplanma hakkını baskılayan tüm anti demokratik yasal düzenlemeler iptal edilmeli; yerine temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan eşitlikçi düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Kayyum uygulamaları derhal son bulmalı, seçilmiş temsilciler görevlerine iade edilmeli, halkın iradesine saygı durulmalı, yerel demokrasinin önü açılmalıdır.
  • Hasta mahpuslar başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı, cezaevleri insan onuruna ve eşitlik ilkesine uygun hale getirilmelidir.
  • Herkesin anadilinde eğitim ve kamu hizmetine erişim hakkı tanınmalı; kimlikler, diller ve kültürler anayasal güvenceye alınmalıdır.
  • Siyasal katılımın önündeki tüm engeller kaldırılmalı, demokratik örgütlenmenin ve toplumsal muhalefetin önü açılmalıdır.
  • Barışın gerçek toplumsallaşması için, kadınların ve LGBTİ+’ların eşit temsili ve özgür yaşam hakkı güvence altına alınmalı; patriyarkal ve heteroseksist şiddete karşı yasal, kurumsal ve toplumsal mekanizmalar güçlendirilmelidir.

Mücadele

Açıklamanın sonunda “kadınlara, LGBTİ+’lara, Kürtlere, Alevilere, mültecilere, çocuklara, işçilere, hayvanlara ve doğaya savaş açmış patriyarkal kapitalizmin bu topraklardaki temsilcilerine” de seslenildi:

  • Nasıl ki, bu memleketteki tüm cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliklerinin ve farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabileceğine olan inancımızla BARIŞ’ı savunuyorsak, bundan geri adım atmayacağız.
  • Nasıl ki, Diyanet’in Cuma hutbeleri aracılığıyla şer’i hükümleri referans alarak göz diktiği “miras hakkı” başta olmak üzere Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış haklarımızdan ve LAİKLİK ilkesinden vazgeçmeyeceğiz.
  • Nasıl ki, ne giyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı belirlemeye çalışan fetvalara ve dayatmalara inat, “Benim bedenim, benim kararım!” demekten vazgeçmeyeceğiz.
  • Nasıl ki, cinsel saldırılarda “haksız tahrik” indirimi veren, katilleri koruyan ve sırtını sıvazlayan erkek yargıya inat, “Erkek adalet değil, GERÇEK ADALET!” mücadelesinden geri durmayacağız.
  • Nasıl ki, son günlerde ‘Susma bitsin!’ diyerek tacizcileri ifşa ediyor ve fail ve fail aklayıcıların karşısında birbirimizin elini bırakmıyorsak, uykularını kaçırmaktan ve dayanışmamızdan vazgeçmeyeceğiz.
  • Ve nasıl ki, emeğiyle yaşamını sürdüren işçilerin sömürüsüne, mültecilerin hedef gösterilmesine, çocukların istismarına, doğanın ve hayvanların talanına karşı eşit, özgür ve onurlu yaşamı savunuyorsak; mücadelemizden bir adım geri çekilmeyeceğiz.

 

son yazıları

Nana’ya ve tüm göçmenlere özgürlük!
Sadece ayrımcı ve cinsiyetçi değil sokakta yaşayan hayvanlara da düşman
Çiğli Belediyesi işyeri temsilcileri: "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz"

ilginizi çekebilir

GzMJBk0WEAE_MjR
Nana’ya ve tüm göçmenlere özgürlük!
hasan-huseyin-uysal
Sadece ayrımcı ve cinsiyetçi değil sokakta yaşayan hayvanlara da düşman
WhatsApp Görsel 2025-08-27 saat 13.16
Çiğli Belediyesi işyeri temsilcileri: "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz"