İsmail Beşikçi 1939 yılında Çorum’un İskilip ilçesinde doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirince, bir süre Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Sosyoloji Bölümü’nde asistanlık yaptı. Burada ilk defa Kürt gerçeğiyle tanıştı. Kürtler hakkında araştırma yapmak istediğini söyleyince, başta hocaları olmak üzere çok çeşitli kesimlerin tepkisini çekti. Ona Kürt meselesini unutmasını, başka işlerle uğraşmasını “tavsiye” ettiler. Fakat Beşikçi’nin içindeki ateş yanmaya başlamıştı bir kere. Doktora tezini “Alikan Aşireti” üzerine yaptı.
Bunun üzerine kendisiyle aynı bölümde görev yapan Orhan Türkdoğan’ın Beşikçi’yi üniversite yönetimine ihbar etti. Türkdoğan ihbar mektubunda Beşikçi’yi Marksistlik ve Kürtçülükle, ‘körpe dimağlar üzerinde’ sulta kurmakla itham etti. Bunun üzerine Beşikçi 12 Mart’ın sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. Üniversiteyle ilişiği kesildi. 1974 affıyla hapishaneden çıktı, ancak yeniden mahkemelere düşmesi, zindanlara atılması, eziyetin, işkencenin her türlüsünü görmesi fazla uzun sürmedi.
Beşikçi’nin ilk kitabı, 1976’da basılan Bilim Yöntemi’ydi. Bunu 1978’de Türk Tarih Tezi ve Güneş-Dil Teorisi hakkındaki, ardından da Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (CHF) 1927 Tüzüğü’nün eleştirisi niteliğindeki kitaplarını yayınladı. Bu kitaplarında kemalizmi eleştirdi ve Türkiye solunun kemalizmden büyük ölçüde etkilenmiş olduğunu söyledi.
Daha sonra Dersim ve 33 Kurşun Olayı üzerine kitaplar yazdı. Altıncı kitabında Alman ve İtalyan faşizmlerinin CHF üzerindeki etkisini inceledi. Beşikçi, ilk kitabı nedeniyle 1.5 yıl, ikinci kitap nedeniyle ise 2 yıl 12 ay hapse mahkûm oldu, 1981’de tahliye edildi.
19 Haziran 1981’de tekrar gözaltına alındı, işkence gördü. Toplam 5 yıl, 11 ay, 7 gün hapishanede kaldı. Bu arada Kürt toplumu hızla siyasallaşmış, mücadelesini yükseltmeye başlamıştı. Beşikçi 25 Mayıs 1987’de tahliye olduktan sonra, asıl olarak Kürt hareketi ve devlet politikaları üzerine yoğunlaştı. Bu konudaki ilk kitabı, Japonca, Almanca, İngilizce ve İspanyolcaya da çevrilen, ünlü Devletlerarası Sömürge Kürdistan oldu.
Beşikçi, Devletlerarası Sömürge Kürdistan, Ortadoğu’da Devlet Terörü ve Kürt Aydını Üzerine Düşünceler kitaplarından dolayı 1990-92 yılları arasında üç ay Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde yattı. Bu dönemde Yeni Ülke, Özgür Ülke ve Özgür Gündem gibi yayın organlarında yazılar yazdı. Bunun üzerine tekrar hapse atıldı. 1999’da tahliye edildiğinde 100 yıl hapis, 10 milyar lira da para cezasına mahkum edilmişti.
İsmail Beşikçi, Kürt gerçeğini dile getirmeye devam ettiği için yargılanmaya da devam ediliyor. Son olarak “Çağımızda Hukuk ve Toplum” adlı dergide yayımlanan “Ulusların kendi geleceğini tayin hakkı ve Kürtler” başlıklı makalesinde “Kürdistan” sözcüğünü kullandığı için “terör örgütü propagandası yapmak”tan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu hüküm Kürtler üzerindeki inkâr ve imha politikalarının aynen sürdüğünü, Kürtlerin yaşadığı toprakların dahi inkâr edildiği açıkça ortaya koyuyor.
Mamoste İsmail Beşikçi ise ödediği büyük bedellere rağmen gerçekleri söylemeye, öğretmenlik yapmaya devam ediyor.