Search
Close this search box.

Cumartesi Anneleri’nde 514. hafta: “Kaybedenler korundular, terfi ettiler!”

Cumartesi Anneleri, 514. oturma eylemlerinde Tanış ve Deniz aileleri ile birlikte “Serdar Tanış’ı ve Ebubekir Deniz’i kaybedenleri biliyoruz, adalet istiyoruz!” dedi.

8 Ekim 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır, eylemdeki konuşmasında uzun yıllardır kayıplarının bulunması, faillerin yargılanması ve adaletin sağlanması için Galatasaray Meydanı’ndan yetkililere ve vicdan sahiplerine seslendiklerini dile getirdi.

“15 yıldır başvurmadığımız yer kalmadı”

Kırbayır’ın ardından ise eylem için Silopî’den gelen Ebubekir Deniz’in abisi Mehmet Ata Deniz, Kürtçe yaptığı konuşmasında, Ebubekir Deniz’in Silopî Jandarma Komutanlığı’ndaki ‘Süleyman Yüzbaşı’ adındaki kişi tarafından alındığını bildiklerini söyledi. Deniz, kendilerinin ‘Jitem kaçırdı’ söylemi karşısında Sülayman Yüzbaşı’nın ‘Jitem benim’ ifadelerini kullandığını belirtti.

“Yıllar sonra oğlumun cesedi bir battaniyeye sarılı bulundu”

Serdar Tanış’ın babası Şuayip Tanış ise Serdar’ın Jitemci Levent Ersöz tarafından tehdit aldığını ve kendisiyle konuşmak için Silopî Jandarma Komutanlığı’na gittiğinde bir daha geri dönemediğini söyleyerek, o dönemde orada binbaşı olan Levent Ersöz’ün defalarca kendilerini “Serdar’a söyle bir daha o ilçe binasını açmayacaksınız. Yoksa sizi Şırnak topraklarında barındırmam” diye tehdit ettiğini belirterek, “Bunu Serdar ile Ebubekir’e ilettim, onlar kendileri ile konuşacaklarını söylediler ama çok geçmeden çocuklarımız ifadeye çağrılıp kaybedildi. Oğlumun tek sorumlusu Levent Ersöz’dür” dedi.,

Aradan yıllar geçtikten sonra oğluna ait olduğu belirtilen bir cesedin Dargeçit’te battaniye sarılı bir şekilde bulunduğunu belirten Tanış, “Görgü tanıkları onun Serdar olduğunu söyledi. Yalnız Adli Tıp bütün ısrarlarımıza rağmen bunu yalanladı. Kanımızı döktüler, kemiklerimizi de aldılar” dedi.

“Bu işin peşini bırakmayacağız”

Serdar Tanış’ın kardeşi Avukat Hakim Tanış, Dargeçit’te kemiklerin olduğu bilinen bir bölgenin açılması için defalarca kazı talep ettiklerini ancak taleplerin her defasında geri çevrildiğini söyledi. Katiller yargılanmadıkları sürece peşlerini bırakmayacaklarını söyleyen Tanış, Levent Ersöz’ün Ergenekon davası kapsamındaki yargılanmasına müdahil olma taleplerinin de geri çevrildiğini dile getirdi.

Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetleri açıklansın, korunan failleri yargılansın!

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan ve Cumartesi İnsanları’ndan Sibel Uzun’un okuduğu basın metni ise şöyleydi:

“514 haftadır Galatasaray’dan kamuoyuna sesleniyoruz: “Kayıplarımızın akıbetlerinin gizli tutulması, faillerinin cezasızlık zırhıyla korunması, yalnız kayıp ailelerinin sorunu değil, hukuk ve demokrasi sorunudur. İşlenen ağır insan hakları ihlalleri karşısında yurttaşın hesap sorma mekanizmalarını tıkayan devlet, evrensel hukuk, adalet ve demokrasi ile Türkiye’nin arasına aşılması zor engeller koyuyor. Kayıplarımızın faillerini koruyan, hukukun üstünde tutarak cezasız bırakan devlet politikası ise demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve barışa giden yolu tıkıyor.

Bugün, gözaltında kaybedilişlerinin 14. yılında, iki Kürt siyasetçi Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’i anmak için buluştuk. 25 yaşındaki Serdar Tanış, 2000 yılının Eylül ayında Silopi’de, HADEP ilçe teşkilatını açmak üzere parti genel merkezince görevlendirildi. Serdar Tanış ve arkadaşları çalışmalara başlayınca, Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı General Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Süleyman Can’ın tehditleri de başladı. Tüm tehditlere rağmen 3 Ocak 2001 tarihinde Silopi ‘de HADEP ilçe teşkilatı açıldı. Bu durum, HADEP Silopi İlçe Başkanı olan Serdar Tanış üzerindeki baskı ve tehditleri daha da artırdı. Tehditler öyle bir hal aldı ki, açılıştan hemen sonra 9 Ocak 2001’de Serdar Tanış, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e, Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ve bütün resmi makamlara yazılı başvuru yaptı. Başvurusunda maruz kaldığı tehditleri anlattı, can güvenliğinin sağlanması ve siyaset yapma hakkının engellenmemesi talebinde bulundu.

25 Ocak 2001’de Astsubay Taşkın Akgün, Serdar Tanış’ı telefonla arayıp Silopi Jandarma Komutanlığı’na gelmesini istedi. Serdar Tanış, ilçe yöneticisi 27 yaşındaki Ebubekir Deniz’le birlikte Silopi Jandarma Komutanlığı’na gitti ve onlardan bir daha haber alınamadı. Silopi Jandarma Komutanlığı 5 gün boyunca onları görmediklerini söyledi. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in 25 Ocak’ta Silopi Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini ama yarım saat kalıp, tutanak imzaladıktan sonra oradan ayrıldıklarını açıkladı. Daha sonra Tanış ve Deniz’e ne olduğuna dair ısrarlı sorular karşısında Vali; “HADEP’lileri arkadaşları kaçırmış olabilir!” cevabını verdi. Baba Şuayip Tanış kamuoyuna yaptığı açıklamada: “Oğlum, ilçe teşkilatını açmaya çalışırken Levent Ersöz bizi sürekli tehdit etti. Beni, Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. Levent Ersöz, ‘Oğlun bu işten vazgeçsin, yoksa sizin için iyi olmaz.’ dedi. Oğlum parti çalışmaları için Diyarbakır’a gittiğinde Levent Ersöz beni telefonla aradı. ‘Oğlun Serdar, Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam.’ dedi. Oğlum geldiğinde Silopi İlçe Jandarma Karakolu’na çağırıldı. Gitti, bir daha da dönmedi” dedi.

İnsan hakları örgütleri, aydınlar, BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Komisyonu Tanış ve Deniz’in akıbetinin araştırılması için devreye girdi. Ama etkin bir soruşturma yapılmadı. AİHM’e taşınan davada Türkiye oybirliği ile mahkûm oldu. Silopi kayıpları, Ergenekon yargılamalarında da gündeme geldi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31.07.2012 tarihli 212 no’lu celsesine ait duruşma tutanağında, “İlk Adım” kod adlı gizli tanık onların nasıl kaybedildiğini anlattı. “Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz jandarmaya gelerek Ersöz ile görüştüler. Bu sırada sorgu odasına alınan Tanış ve Deniz ardından da ağızları bantlı, elleri bağlı şekilde Brodway marka aracın bagajına konuldular. Bagaja sığmadıkları için kapak zorlukla kapatıldı. Daha sonra üç araçla Levent ERSÖZ, İsmail CÖMERT, Selim GÜL, Abdullah Uzm. Çvş. Ali Kemal, Veli Bş. Çvş. isimli şahıslarla birlikte Hezil çayı ile Cizre suyunun birleştiği yer olan ve üçgen olarak adlandırılan yere gittik. Bunları bagajdan çıkardılar. Ersöz, Serdar Tanış’a hitaben, ‘Ben sana akıllı ol dedim’ diyerek G3 ile bir el ateş etti. Daha sonra Ali Kemal ve Veli, keleşlerle bu iki şahsı taradılar. Biz oradan ayrılırken Selim GÜL ve Ali Kemal orada kaldılar. Bana göre bu iki kişi oradaki cesetleri yok etmek için kaldılar.”

Bu insanlık suçunu görmeyen mahkeme, Tanış ve Deniz ailelerinin Ergenekon davasına müdahillik taleplerini kabul etmedi. Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’i kaybedenler bilinmesine rağmen yargılanmadılar, korundular, terfi ettiler. Unutmayalım ki soruşturulamaz kamu kurumlarının, kamu görevlilerinin olduğu yerde hakikat ve adalete yer yoktur. Hakikatin ve adaletin olmadığı yerdeyse bütün toplum tehdit altındadır.

Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetleri açıklanana, korunan failleri yargılanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak.”

Zîn Demir

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?