Çocukların çalıştırılması aslında insanlık tarihi kadar eski bir sorun, ancak sanayileşmeyle birlikte özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa ve Amerika’da geniş nüfus kesimlerinin sağlık ve eğitim durumunu tehlikeye düşürecek boyutlara ulaştı. Bu dönemde dört, altı ya da sekiz yaşındaki çocuklar sadece ufak tefek işlere bakan yardımcı veya basit işleri yapan işçi olarak değil, tekstil sanayinde, maden ve kömür ocaklarında da çalıştırılıyorlardı. Maden ve kömür ocaklarında çocuk işçiler günde 10 ila 16 saat arasında çalıştırılıyor, ufak tefek olmaları nedeniyle yetişkinlerin giremeyeceği tehlikeli yerlere sokuluyorlardı. 19. yüzyılın başlarında ABD’deki fabrika işçilerinin üçte biri yedi ila on iki yaşındaydı.
Çalıştırılan çocukların büyük sağlık sorunlarının yanı sıra, eğitimleri de son derece yetersizdi. 1819 yılında yapılan bir araştırmaya göre çalışan 715 çocuğun sadece 455’i okuyabiliyor, 351’i biraz yazabiliyor, 234’ü de basit hesapları yapabiliyordu. Çocuk işçi çalıştıran patronlar hayır işi yapıyor gibi görülüyorlardı, oysa çocuklara ödedikleri ücret, yetişkinlerin aldığından çok daha azdı. Yani çocuklar üzerinde çok ağır bir sömürü vardı.
Günümüzde de durum daha farklı değil. ILO verilerine göre; üçte ikisi Asya’da olmak üzere yaklaşık 250 milyon çocuk çok kötü koşullarda çalıştırılıyor. Gelişmekte olan ülkelerde 5-14 yaşları arasında bulunan 250 milyon çocuk işçinin 120 milyonu tam gün çalışıyor. Bu çocuk işçilerin yüzde 61’i Asya, 32’si Afrika ve yüzde 7’si Latin Amerika’da bulunuyor. Genellikle kırsal kesimde, tarım sektöründe çalıştırılan çocuklar ailelerince bir yatırım aracı olarak görülüyor. IPEC’in verilerine göre de çalışan çocukların üçte ikisini erkekler oluşturuyor.
Asya’da çalıştırılan çocukların çoğu travma ve geçici hastalıklara açık bir şekilde seks ticaretinde kullanılıyor. Küçük bedenlerine karşın Asyalı çocuklar, cam ve tuğla yapımı gibi tehlikeli işlerin yanı sıra madenlerde de ağır işçilik yapıyor. Asya’daki tarım sektörünün yorucu işçiliğini de küçücük omuzlar üstleniyor.
ILO’nun araştırmalarına göre çocuk işçiler seks ticareti ve fabrika işçiliğinin yanı sıra dilencilik, silahlı soygun, ev işlerinde hatta uyuşturucu madde trafiğinde de acımasızca kullanılıyor.
Çağdaş kölelik sisteminde genellikle tuğla yapımı ve seks ticaretinde kullanılan çocukların aileleri patronlara borçlandırılıyor. Minik emekçiler yetişkinlerin çalışma saatlerinden daha çok emek döküyorlar.
Türkiye’de çocuk işçiliği son derece yaygın. Bilhassa devletin yıllardır uyguladığı Kürt politikası nedeniyle boşaltılan, yakılıp yıkılan köylerden büyük şehirlere göç etmek zorunda kalan ailelerin çocukları yoğun şekilde çalıştırılıyor. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE) araştırmalarına göre; çocuk istihdamının yoğun olduğu iller arasında Mardin, Siirt, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep bulunuyor. 12-14 yaş grubu erkek çocukların yüzde 6.4’ü kırlarda, yüzde 1.9’u ise kentlerde çalışıyor. Uzmanlar, işçi çocuk sayısında erkeklerin fazla olmasını, eğitim sisteminin dışında kalma oranlarının yüksek olmasıyla ilişkilendiriyor. çocuk işçiler, en çok sırasıyla tarım, sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinde çalıştırılıyor. Ancak başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerde çocuklar ayakkabı boyacılığından sanayi işçiliğine kadar çok çeşitli alanlarda çalıştırılıyor.