Ferhat Kentel

Ferhat Kentel son yazıları

Ferhat Kentel tüm yazıları

15.11.2016 - 20:56

Mafyalaşan samimi dünya

Dünyanın bundan sonraki havası, zamanın havası ya da raconu böyle olacak anlaşılan. Yeni dil bu... Bir tür soğuk savaş dili... Hatta belki “soğuk” falan değil, göz göre göre kabadayılık, düşmanlık, silah-külah ve sıcak savaş dili...

Bir zamanlar bu dili İsrail’den duyardık en çok... İsrail, küçük ebadına rağmen, etrafına kök söktüren, hatta dünyada parası, silahları ve gizli servisleriyle korkuyla karışık “saygı” ve “nefret” uyandıran bir ülkeydi. Filistin’e kök söktürdüğü, zulmettiği ve topraklarında yaşayan Araplara da ikinci sınıf insan muamelesi yaptığı için...

İsrail’in en çok kullandığı mazeret, etrafını kuşatan Arap tehlikesi ve tabii ki, Filistin’den kaynaklandığını söylediği “terör” idi.

Bu dil 11 Eylül 2001’deki İkiz Kuleler saldırılarının ardından yükseltilen İslamofobya ile birlikte, adım adım bütün dünyanın aşağıdan, yukarıdan, resmi, gayri resmi, seçkin ya da popüler söylemlerine girdi.

Esas olarak Müslümanlar “büyük bir tehlike” olarak gösterilmiş olsa da, Müslümanlara karşı şekillenen düşmanlık bir tür “model” oldu. Herkes kendine göre “fobik” olduğu bir başkası karşısında söylemlerini rahatça ortaya döktü. Bir zamanlar ayıp olan, gayri meşru olan ya da bin bir maskenin arkasına saklanan ırkçılık, artık saklanması gereken bir şey olmaktan çıktı. Herkes iç rahatlığıyla düşman gördüklerine nefretini kusmaya başladı.

İşte modern dünyanın merkezine az ya da çok uzak bir çok ülkede, Hindistan’dan, Rusya’ya, Polonya’ya milliyetçi, ırkçı ve nefret dolu liderler hükmediyorlar. “Merkez”in kendisi de artık bu dalgadan bağımsız değil... “Modern olunduğu için”, ırkçılığın en çok ayıp olduğu bir kıtada ırkçılık artık “sıradan bir ideoloji”...

Irkçılar mesela Avusturya’da yüzde 35, İsviçre’de yüzde 29, Danimarka’da yüzde 21, Macaristan yüzde 21, Finlandiya yüzde 18 oy topluyorlar... Karşılarında durmaya çalışan ahlaklı insanlara rağmen...

Dünyanın en büyük, en korkunç, en yaratıcı, en özgür, en emperyalist ülkesinin başına tek özelliği “korkunç olmak” olan bir adam geçti. Trump’ın, arkasında, onun her yalanını, her kabalığını alkışlayan bir kitle ile birlikte ne tür korkunçluklar üretebileceğini biraz olsun kestirebiliyoruz.

Bizim memleket de bu dalganın tam ortasında... En resmi söyleminden başlayarak, en sıradan faaliyetlere kadar...

Mesela Nevşehir’de Abdullah Çatlı’yı anmak için sempozyum düzenlenmiş. Bahçelievler’de insan boğazlarken “birlikte çalıştıkları” arkadaşı Haluk Kırcı da sempozyumda derin fikri mülâhazalarda bulunmuş herhalde. Yani geçmişte adam öldürmüş olmak, Türkiye’de makbul olmak konusunda eksiltme yapan bir fiil değil...

Memlekete “kan banyosu” vadeden Sedat Peker de “anormal” bir durum değil. Mafya lideri kan banyosunu “vatan-millet” ve erkekliğin raconu adına vaat ediyor... Kendisini vatanperver, başkalarını vatan sevmez ilan edip, her türlü hakkı kendinde görüyor; o da zamanın havasına uyum sağlıyor. Ya da hayır; dünya onların havasına uyuyor ve İsrail’in kapasitesiyle yaptığına bunun gibiler “dil” veriyor; zamanın havasının cilasını yapıyorlar.

Zamanın giderek hakim olan havasında sanki mafyavari bir ruh var. Duyduğum kadarıyla medya dünyasında da dikkat çekici bir eğilim epey tartışılıyormuş... Türkiye’de televizyon kanallarında en çok mafya dizileri tutuyormuş... Sahi sizce ne olabilir bunun nedeni?

Yani ağır siyah paltolar, takım elbiseler ve beyaz gömlekler giyen, ağır ağır ve oturaklı konuşan, sert bakan, arada bir kafiye denemeleri eşliğinde çok derin lâflar eden, sonra da düşmanlarını çatır çatır öldüren bir takımadamlar memleketteki hangi psikolojik tatminsizliğe tekabül ediyor olabilirler? İnsanlar hangi eksikliklerini bu adamlarla özdeşleşerek tatmin ediyorlardır?

Ezilmişliklerini mi? Geleneksel cemaatlerinden kopup, yeni cemaat arayışlarını mı?

Yalan söylediği apaçık bilinen, yalanı ispatlanan ama buna rağmen Trump’a oy veren ortalama Amerikalı vatandaş gibi mi mesela?

Ferhat Kentel

ferhatkentel@gmail.com

(Bas Haber)