AKP'nin yönetimindeki 15 yılda kadınlar

09.03.2017 - 08:44

AKP’nin iktidarda olduğu son 15 yılda ‘kadınlar’ hep gündemdeydi. Toplumu bölen laik-dindar kutuplaşmasında, özgürlüğün veya baskının kriterleri hem iktidar hem de muhalefet tarafından hep ‘kadınlar’ üzerinden değerlendirildi.

Hükümet partisinin tabanında kadınlar, geniş bir alanı oluşturuyor. İktidar yoksul mahallelerde özellikle ev kadınlarını kendi siyaseti çerçevesinde yoğun bir şekilde mobilize ederken, başörtüsü gibi pek çok hakkın kazanımını kendisinin bir lütfu olarak sunan bir dil tutturdu. 28 Şubat döneminden itibaren süren, Müslüman kadınların mücadelesi silikleştirildi. Mücadeleyle elde edilen kazanımların yanı sıra bir takım sosyal politikalar, temel haklar olarak değil, AKP’nin hükümetteki varlığına tabî politikalar olarak uygulandı. Bu durum aynı zamanda devletin üstlenmesi gereken bir dizi uygulamanın ‘özel alanlara’ havale edildiği, kadınların omuzlarına yüklendiği neoliberal politikaların alanını genişletti.

Evlilik teşvikleri, doğum izinleri, çocukbakım yardımları, emzirme izni vb. alanlardaki uygulamalar aile kurumunu güçlendirme perspektifiyle çoğu zaman işçi kadınların çalışma hayatındaki haklarını törpülerken, birer hediye gibi sunuldu. Torunlarına bakan kadınlara bağlanacak ‘büyükanne maaşı’ uygulaması önemli bir örnek. Ücretsiz kreşlere yatırım yapmak yerine, bakım hizmetini kamusal bir hak olarak uygulamak yerine bireylere, aslında kadınlara yüklüyor.      

OHAL ve sonrası

15 yılda iktidar partisinin ‘yüksek düzeydeki’ siyasetçileri tarafından pek çok kez kadınların bedenlerine, temel haklarına, kahkahalarına, kırmızı rujlarına saldıran cinsiyetçi açıklamalar yapıldı. Yükselen ve önlenmesi için hiçbir somut adımın atılmadığı kadın cinayetleri, taciz, tecavüz konusunda devletin yargı olmak üzere tüm kurumları kadınların aleyhine politikalar izledi. Tersi örnekler her zaman kadın özgürlük mücadelesinin yaratmayı başardığı toplumsal tepki sayesinde gerçekleşti.

Kürtaj hakkının kısıtlanmasına dair girişimin püskürtülmesi ve istismar yasasının geri çekilmesi, kadınların toplumdaki kutuplaşmayı aşan mücadelesi sayesinde oldu.

OHAL’le birlikte bir dizi alanda olduğu gibi kadın konusunda da baskı politikaları arttırıldı. 2000’li yılların başında değiştirilen medeni kanundaki kazanımlar bu dönemde geri alınmaya çalışılıyor. Uzun yıllardır uygulanmaya çalışılan ve OHAL fırsatçılığıyla hız kazanan neoliberal güvencesizleştirme politikalarıyla kadınlar çalışma yaşamında daha da dezavantajlı kılınıyor.

Mücadele alanındaysa OHAL döneminde damgasını vuran kadınlar oldu. 8 Mart ve 25 Kasım yürüyüşleri, istismar yasasına karşı protestolar son yılın en umut verici kitlesel eylemleri oldu.

(Sosyalist İşçi)