Search
Close this search box.

Yalnızca duvardaki bir başka tuğlasın sen!

Pink Floyd’un “Another brick in the wall” parçasını kim bilmez? Hele “The Wall” filmindeki o unutulmaz sahneleri? “Sen” diyor öğrenciler, kendilerine zulmeden öğretmene, “yalnızca duvardaki bir başka tuğlasın!”

Duvar bizim için önemli bir kavram.

Etrafımız kalın bir duvarla çevrilmiş.

Bu duvarı düzen olarak adlandırıyoruz, sistem olarak, kapitalizm olarak, ya da devlet olarak. O an öfkemizi yönelttiğimiz neyse, o bizim için bir duvar oluyor.

Duvara karşı mücadele veriyoruz, bir simge olarak.

Bu duvarı yıkmak istiyoruz hepimiz. Güzel, fakat bunu nasıl yapacağız?

Duvarın içinde bulunduğumuzu, duvarın içinde bulunduğumuz sürece daha güzel bir dünya için hiçbir yapamayacağımızı, duvarın buna izin vermeyeceğini anlatarak mı? Bir bütün olarak duvarı hedef göstererek mi?

Bu gerçekçi bir yöntem olabilir mi?

İçinde yaşadığımız toplumda milyonlarca ve milyonlarca insan, duvarın yıkılamayacağına, dahası, duvarın gerekli olduğuna inanmış durumda. Bu inançları her gün ve her gün çeşitli yöntemlerle tazeleniyor. Duvarı oluşturan tuğlaların her birinin bir işi de bu: Geniş kitleleri duvarın asla yıkılamayacağına inandırmak.

Bu milyonlarca insana duvarın arkasında daha güzel bir başka dünyanın bulunduğunu, duvarın yıkılabileceğini anlatmadan, onları buna ikna etmeden, duvarı yıkmak için harekete geçmeye nasıl cesaretlendirebiliriz? Onlara koca bir duvarı bir bütün olarak göstererek bunu nasıl başarabiliriz?

Bu zor, hatta imkânsız bir yöntemdir.

Bizim yapmamız gereken, duvarın tek tek tuğlalardan oluştuğunu, bu tuğlaların sanıldığı kadar sağlam olmadığını, bize hayatı zindan edenlerin bu tuğlalardan başka bir şey olmadığını, yerlerinden çekilip alındıkları zaman duvarın zayıflayacağını anlatmak.

On altı yaşındaki bir çocuğu vurarak öldüren polis, bu duvardaki bir tuğladır.

Ona vur emrini veren, bir başka tuğladır. Ve onun üstündeki de.

Asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasını sağlayanlar birer tuğladır.

İş cinayetlerinin gerçekleşmesine neden olanlar, gereken önlemleri almayanlar, üç kuruş daha fazla kazanmak için insanların maden ocaklarında göz göre göre ölmelerine neden olanlar birer tuğladır.

Hrant Dink’i öldüren, vur emrini veren, cinayeti tasarlayan, katilleri koruyan ve kollayanlar birer tuğladır.

Bu tuğlaları yerlerinden sökmeyi sağlarsak, bu tuğlaları milyonlarca insana teşhir edip bizim düşmanımız olduğunu anlatabilirsek, duvarın ötesinde bir yaşam olduğunu da anlatabilir, duvarı yıkmak için insanları cesaretlendirebiliriz, kendilerine güvenmelerini sağlayabiliriz.

Yüzüncü yılına sadece birkaç ay kalan Ermeni soykırımı ise bu duvarın harcıdır. Soykırım gerçeğini ne kadar fazla anlatabilirsek, soykırım suçlularını teşhir edebilirsek, soykırım kurbanlarının maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilmesini sağlayabilirsek, duvara vereceğimiz zarar o denli büyük olacaktır.

Duvarın yıkılmasına uzanan yol, duvara vereceğimiz azami zararla kısalacaktır.

Atilla Dirim

[email protected]

son yazıları

LGBTİ+ karşıtı yasa taslağı, ikili cinsiyet rejimini norm haline getiriyor ​
Almanya Seçimleri: AfD’nin politikalarını izlemek, AfD’yi güçlendirdi
Güvercin tedirginliğinde yaşayanlar- Hrant Dink’i anmak

ilginizi çekebilir

istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi
senol pers 2 thumb
Demokrasi Gaspına Karşı Kitlesel Muhalefet | Perspektifler #2
JDJadjlj
Devlet, asker, polis: Bunlar kimin için var?