Search
Close this search box.

(Video) Barışa söz verenler yeni kampanya için yola çıktı!

“Barışa söz ver” kampanyasının İstanbul’da dün gerçekleşen ilk toplantısında çözüm sürecinde sivil toplumun oynaması gereken role vurgu yapıldı.

Kampanyanın Facebook adresi: https://www.facebook.com/barisasozver

Kampanyanın Twitter adresi: https://twitter.com/barisasozver/

Zeynep Tanbay: “Kampanyanın adını oluşturan sözün arkasında bir kaç anlam var. Barış için söz verin ve bunu artık yapın! Sözünüzün arkasında durun! Barışa şans verin, barışın sözü olsun. Kamuoyunda tüm tarafların barış için sözü var.”

Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Bu toplum yıllardır barışa hasret. Çözüm süreci iki yıldır başladı ama yeterince hızlı ilerlemedi. Bu sürecin ne olursa olsun desteklenmesi gerektiğini düşünen biri olarak, her iki tarafın kaprislerine bu sürecin kurban edilmemesini diliyorum. Daha cesur olmak lazım. Müzakerenin açıklıkla yapılması lazım. Kürt ve Türk halklarının barışa olan özlemi sebebiyle yaşanan krizlerin bu süreci engelleyemediğini gördük. Farklı kesimlerden barışa gönül vermiş insanlar burada bir araya geldik ama toplumun da barışa söz vermesi gerekiyor. Sivil toplum süreçte daha aktif rol almalıdır. Sürecin üçüncü ayağı sivil toplum olmalıdır.”

Oya Baydar: “Artık söz vermenin de ötesinde, yolda yürüme zamanıdır. Biz daha o yola adımlarımızı atmadık. Önce yola çıkalım. Bu yolda ilerlemeye toplum olarak mecburuz. İktidar yola çıkmayı sürecin kendisi gibi göstermeye çalışıyor. Sivil toplumun yürüyüşün başlamasını sağlaması gerekiyor. Hadi bakalım çıkalım yola diyebiliriz.”

Erol Katırcıoğlu: “Önemli bir dönemi yaşıyoruz. Yaşanan krizlerin ardından son günlerde iki tarafın da olumlu ifadeleri var. Sahiden bir müzakereye başladılar diyebiliyoruz. AKP çözümü istiyor ancak kendi istediği gibi olsun istiyor. Müzakere lafını kullanmak istemiyorlar. Her konuda kimseye danışmadan karar verme alışkanlığı burada da olumsuz olarak yansıyor. Kürt sorunu sadece Kürt sorunu değil, bir demokrasi sorunudur. Eksik demokrasinin eksiklerinin giderilmesi sorunudur. Bütün kimliklerin kendilerini ve taleplerini daha iyi ifade edebilecekleri bir çözüme ihtiyacımız var. Bu süreçte biz de varız diyoruz.”

Ali Nesin: “Hiç bir sorun başka sorunlar yaratmadan çözülemez. Doğal bilimlerde de böyledir. Her sorunun çözümünde yeni problemler ortaya çıkar. Kürt sorununun çözümü de problemsiz olmayacak ama bundan korkmamak gerekir. Bu sürecin mutlaka ilerlemesi gerekir. Ayrıca benim için söz konusu insan haklarıysa gerisi teferruattır.”

Ufuk Uras: “2015’in barış yılı olmasını istiyoruz. Bunun için bir üçüncü göz olmak durumundayız. Tepede yapılan siyasetin gözlemcisi, hafızası ve denetleyicisi olacağız. Bu işin peşini bırakamayız. Barış mücadelesini toplumsallaştırmak zorundayız. Bütün Anadolu coğrafyasının halklarıyla geleceğimizi değiştirebiliriz. Biliyoruz ki barış olursa demokrasi de olur adalet de olur. Bu süreçte üçüncü göz yerli bir göz olmalıdır. Barışın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bu şansı mutlaka değerlendirmek zorundayız. Tüm siyasi özneleri sürece katkı vermeye çağırıyoruz.”

Şenol Karakaş: “Bundan iki yıl önce cezaevlerinde ölüm oruçları 60. günlerdeydi ve hepimizde sonrasının ne olacağı tedirginliği vardı. Sonra Öcalan’ın devreye girmesi ve çağrısı o krizi bitirdi. Öcalan’ın sürecin devam etmesi yönündeki ısrarı önemlidir. Barış süreci nihayete ulaşmazsa olacak olanları Kobane olaylarında gördük. İki günde 50 kişinin öldüğü alternatifin, diğer yanında ise barış alternatifi var. Yüzlerimizin asık olduğunu görüyorum. Oysa biz gülümsemek istiyoruz. Zaten barışın asık suratla değil, gülerek, şenliklerle ve sokaklarda balon uçurarak inşa edilir. Kürtlerin uzattığı barış elini gülümseyerek kucaklamalıyız. Çözüm sürecinin insan hakları, demokrasi ve eşitlik ile tamamlanması için mücadele etmeliyiz.”

Mehmet Cüneyt Sarıyaşar: “Siyasetin kendi gerekleri üzerinden hareket edip oy konsolidasyonu ile barış sürecini eşzamanlı götürmek zorunda olduğunu, Siyaset kendisini öyle görse de bu süreçte esas aktör sivil toplumdur. Siyasiler icracıdır. Barışın birinci önceliği halklardadır. Bunu geliştirmenin yollarını bulmalıyız. 100 yıl önce büyük acıların yaşandığı bu topraklar bugün artık barışın toprağı olmalıdır. Bu barış sadece Kürtlerle Türklerin değil, diğer halkların ve Ortadoğu halklarının da barışıdır. Bu toprakların kadim halklarının iradesini önemsiyoruz. Süreçte özellikle muhafazakar ve İslamcı kesimlerin dominasyonu gereklidir. Barışın dilini kurarken bu kesimleri tedirgin etmemeye hassasiyet gösterilmelidir.”

ilginizi çekebilir

imamoglu-3
İktidar partisinin toplumdan kopuşu hızlandı
GnMr-b9XgAAAA6n
Okullarda boykot, işyerlerinde grev
istanbul-da-boykot-yuruyus-miting-gunu
Öğrenci ve kitle hareketi içerisindeki faşizmin önlenebilir yükselişi