Andy Burnham, geçen hafta çarşamba günü; Volodimir Zelenski’yi Downing Street’te karşılamak için İrlandalı Muhafızları (Irish Guards) tam takım tören üniformalarıyla (ayı postu kalpaklar, kızıl ceketler ve diğer tüm teçhizatla) sahaya sürdü. Ancak tüm bu gösteriye ve Burnham’ın Ukrayna’ya “sarsılmaz” destek vaatlerine rağmen, Zelenskyi ile Donald Trump arasında patlak veren son kavgada taraf tutmamaya özen gösterdi.
Bu denge oyunu, Avrupa kapitalizminin içinde bulunduğu tehlikeli ve güvencesiz durumu özetliyor. Avrupa’nın egemenleri, daha yüksek askeri harcamaları haklı çıkarmak için Vladimir Putin yönetimindeki Rusya ile savaş söylemini tırmandırıyor; ancak bir yandan da Trump’a ve ABD gücüne bağımlı kalmaya devam ediyorlar. Aralarında kendilerinin de bulunduğu emperyalist devletler arasındaki rekabet kızıştıkça, bunun yıkıcı etkilerini bizzat hissediyorlar.
Trump, Zelenski’ye yönelik düşmanlığını gizlemiyor. Geçen pazar günü yaptığı paylaşımda şöyle yazdı: “Avrupa’nın ona göstere göstere boca ettiği tüm o paralara rağmen… bu savaşı bitirmek istemiyor ve muhtemelen hiçbir zaman da istemedi.” İki başkanın Şubat 2025’te Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te yaşadığı o meşhur çatışmaya rağmen, bu anlaşmazlık kişisel bir mesele değil.
Bunun biri stratejik, diğeri kısa vadeli olmak üzere iki temel nedeni var. İlki; Trump yönetimi, son yirmi yılda ABD ile Rus emperyalizmi arasında gelişen ve giderek tırmanan düşmanlığa son vermek istiyor.
Beyaz Saray stratejisi tam anlamıyla tutarlı veya istikrarlı olmasa da, Trumpçıların kafasında dünyanın en güçlü emperyalist güçleri olan ABD, Çin ve Rusya arasında bölgesel nüfuz alanlarına bölündüğü bir dünya vizyonu var. Hükümet açısından bakıldığında, Washington’ın Avrupalı müttefikleri kendilerini Rusya tarafından tehdit altında hissediyorlarsa, Moskova’yı caydırmak için askeri harcamalarını artırmanın sorumluluğunu kendileri üstlenmelidir. Ukrayna’daki savaş, Putin ile varılacak ve Trump ailesi ile yandaşlarına kârlı iş anlaşmalarının kapısını aralayabilecek bir uzlaşmanın önünde bir engel haline gelmiştir.
İkincisi; bu stratejinin tutarlı bir şekilde yürütülememesinin bir diğer nedeni de Trump’ın, 1945’ten bu yana gelen tüm selefleri gibi, dünyayı hâlâ kendi malı olarak görmesidir. Nitekim Şubat ayında Binyamin Netanyahu ile birlikte İran’a karşı başlattığı savaş da bunun bir sonucudur. Tabii ki bu savaş onlar için oldukça kötü gitti. İran rejimi; İHA ve füze sistemlerindeki hassas vuruş teknolojisi hakimiyetini misilleme yapmak için kullanarak ayakta kalmayı başardı.
Şimdi ise Yemen’deki müttefikleri Ensarullah, Suudi hanedanlığının Arap Yarımadası’ndaki hakimiyetini tehdit etmek için aynı teknolojiyi devreye sokuyor. Bunun etkisi, petrolün ve dizel gibi işlenmiş petrol ürünlerinin fiyatını yüksek tutmak oluyor. Bu durum enflasyonu körüklüyor ve gelecek ay ara seçimlerle yüzleşecek olan Trump’ın Cumhuriyetçileri de dahil olmak üzere iktidardaki partileri halkın gözünde itibarsızlaştırıyor.
Bu sırada, Ukrayna’daki kara savaşının aşağı yukarı kilitlenip duraksamasıyla birlikte her iki taraf da giderek daha fazla hassas vuruş teknolojisine bel bağlıyor. Ukraynalılar; rafineriler ve veri merkezleri de dahil olmak üzere Rus altyapısını vuruyor. Ruslar ise Ukrayna’daki sivil ve askeri hedeflere saldırıyor.
Trump, dizel yakıt karşılığında Rusya’ya yönelik yaptırımları gevşetiyor ya da uygulamıyor. Ayrıca Zelenski’ye Rus rafinerilerini vurmayı bırakması için baskı yapıyor. Bu hamlelerin ara seçimlerden önce dizel fiyatlarını düşüreceğini umuyor. Ancak fiyatlardaki her türlü düşüş muhtemelen kısa ömürlü olacaktır; çünkü enerji krizinin asıl kaynağı Orta Doğu’dadır.
İngiltere de dahil olmak üzere Avrupalılar, Ukrayna’nın savaş çabalarını finanse etme işini üstlendiler. Ancak ABD; istihbarat, balistik füze önleyicileri, Starlink uydu ağı ve bunun askeri bileşeni olan Starshield için bir Ukraynalı yetkilinin kullandığı tabirle “üçlü Amerikan tekelini” elinde tutmaya devam ediyor. Bu tür bir ağ olmadan bir füze ve İHA savaşı yürütemezsiniz. Starshield, son birkaç gündür Ukraynalılar için gizemli bir şekilde yavaşladı. Tabii ki Starlink’in sahibi Elon Musk masum olduğunu iddia ediyor.
Bu çatışma, Avrupa emperyalizmlerini çaresiz ve tek başına bırakıyor. Korkunç Rus ayısını uzakta tutacağı inancıyla Ukrayna’nın savaşmaya devam etmesini istiyorlar. Aslında, Ukrayna’yı Rus topraklarına yönelik saldırılarında daha ayrım gözetmeksizin hareket etmeye teşvik ettikleri düşünülürse, bunun etkisi tam tersi olabilir, yani nükleer savaşa doğru bir tırmanma.
Fakat bu korkutucu ihtimal, Avrupa kapitalizminin kendi güvenliği için ABD emperyalizmine olan bağımlılığının devam ettiğini açıkça vurguluyor. Avrupa; önde gelen devletlerinin iç felçle boğuştuğu, Fransa ve İngiltere örneğinde ise tahvil piyasalarının endişeyle borçlarını izlediği, siyasi olarak bölünmüş bir halde kalmaya devam ediyor. Bu yüzden Trump kendilerini ne kadar kabadayıca sıkıştırırsa sıkıştırsın ve aşağılarsa aşağılasın, ona boyun eğmeye ve el pençe divan durmaya devam edeceklerdir.
